Global Times / Zhang Yiwu

Kısa süre önce bazı Batılı medya kuruluşları ve uzmanlar, Çin’i sıfır toleranslı Covid-19 yaklaşımı yerine virüsle birlikte var olmaya odaklı bir yönetim algılayışına yönelmeye davet etti. Çin onların önerisini kabul ederse, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İngiltere gibi ülkeler Çin’in izleyeceği model olacaklar. Bununla birlikte, son günlerde Çin’deki vaka artışı konusunda Batı kamuoyunda bir memnuniyet görüldü. Bu nedenle Batı medyasının ve uzmanların iyi niyetle önerilerde bulunduğuna inanmak zor.

Covid-19 aşıları, virüsün ABD veya Avrupa’da tekrar şiddetlenmesini durdurmadı. ABD’deki günlük Covid-19 vakaları günde 100 binin üzerine çıkarak altı ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Birleşik Krallık’ta son iki hafta içinde onaylanmış yeni Covid-19 vakalarının sayısı düşmüş olsa da, çoğu kişi bunu Covid-19 testi yapan kişi sayısındaki düşüşe bağladı.

Gerçekler, salgın önleme tedbirlerinin körü körüne kaldırılmasının veya gevşetilmesinin, pandeminin tekrarlanmasının ana nedenlerinden biri olduğunu kanıtlıyorlar. Yalnızca aşılara ve “virüsle birlikte yaşamayı” amaçlayan önlemlere güvenmek ve “sürü bağışıklığı” elde etmek için uğraşmak da aynı şekilde. Bu tür eylemler, Batı ülkelerinde de büyük tartışmalara yol açtı. Bu nedenle, önlemleri güçlendirmeleri mi yoksa önlemeleri tamamen bırakmaları mı gerektiği konusunda bir çıkmazla karşı karşıyalar. Ancak kesin olan bir şey var ki, bu ülkelerin ekonomik veya sosyal kalkınması, “virüsle birlikte yaşama” yaklaşımlarından fayda görmedi. Ama şimdi, Çin’in kendi yaklaşımlarını izlemesini talep ediyorlar.

Batı’da söylenenler çelişkilerle dolu. Bir yandan Delta varyantının oldukça hızlı yayıldığını iddia ediyorlar ki, bu daha sıkı önleme ve kontrol önlemleri almanın nedeni olmalıdır. Bununla birlikte, Delta varyantı, Batı tarafından Çin’in salgın karşıtı önlemlerini gevşetmesi ve virüsle birlikte yaşamayı öğrenmesi gerektiğini açıklamak için bahane olarak da kullanıldı. Çin kadar kalabalık ve birçok yerde yüksek nüfus yoğunluğuna sahip bir ülkede, virüsle birlikte yaşamaya başlamanın neden olacağı sonuçları düşünülemez bile. Öte yandan, bazı Batı medyası, Çin’in salgına karşı katı önlemlerinin “maliyetli” olduğunu ve “milyonlarca insanın iş ve yaşam üzerindeki etkisinin uyarılara yol açtığını” savundu. ABD haber ajansı Associated Press, Yale Halk Sağlığı Okulu’nda bir sağlık ekonomisti olan Xi Chen’in sözlerini aktardı: “Çin’deki tüm bölgeleri karantinaya alsanız bile, insanlar ölebilir ve daha fazlası açlık veya iş kaybı nedeniyle hayatlarını kaybedebilir.” Sonuç olarak, Çin’in “virüsün var olmasına izin vermeyi” öğrenmesi gerekiyor.

BATI’NIN ARGÜMANI ÇİN’E İNANDIRICI GELMİYOR

Bununla birlikte Çin, geçen yıl salgını büyük ölçüde kontrol altına almayı sadece birkaç ay içinde başardı ve dünyada normal sosyal hayata ve ekonomik faaliyetlere devam eden ilk ülke oldu. Çin’de ara sıra yerel Covid-19 salgınları meydana geldiğinde, Çin katı önleme ve kontrol önlemlerini sürdürürken aşılamayı hızlandırdı. Çin’in salgını kontrol altına alması ABD ile İngiltere gibi ülkelerden çok daha iyi ilerliyor. Sosyal ve ekonomik kalkınmamız için normalleşme derecesi de öyle. “Virüsle birlikte yaşama” argümanı açıkça Çin’e inandırıcı gelmiyor. Sınıftaki en iyi öğrenciye, kötü notları olan öğrencilerin metodolojisinden öğrenmesini tavsiye etmek gibi bir durum bu. Böyle bir öneri aslında daha derin bir anlama sahiptir.

Kimi Batı medyası, Çin’in salgına karşı verdiği mücadelenin dikkat çekici sonuçlarını görmekten endişe duyuyordu; hiçbir yeni vaka olmayınca Çin toplumu normale döndü ve ekonomi de hızla toparlandı. Çin’de küçük çaplı yerel salgınlar meydana geldiğinde, Delta varyantının burada hasara yol açmaya devam edebileceğini umarak derhal Çin’e “virüsle birlikte var olmasını” önerdiler. Onların hayallerine göre, kitlesel enfeksiyonların artması ve bu salgınların kontrolden çıkması daha da iyi olacaktır.

Çin’e virüsle nasıl başa çıkılacağı konusunda “tavsiye” vermenin yanı sıra, virüsün kökenlerinin izlenmesi konusunda Batı, Çin’i karalamaya ve saldırmaya devam ediyor. Çin’e yönelik çok yönlü saldırıları, bu öngörülemeyen vebayı kontrol etme konusundaki önceki başarımızı sona erdirmeyi amaçlıyor. Çin’i önemsiyormuş gibi bayrak sallayan Batı, aslında Çin’in başının belaya girmesini istiyor. Covid-19 daha ciddi ekonomik ve sosyal sorunlara neden olursa Batı, salgını kontrol altına almada başarısız olduğu dönemde kaybettiği avantajı yeniden kazanabilir. Çin’deki Covid-19’u kontrol altına alma önlemleri Batı’daki modeli takip etmedi, yine de başarılı oldu. Salgınla mücadele konusunda ne kadar başarılı olsak da Batı medyasının bizi kandırmasına izin vermemeliyiz.