CGTN / Dinos Stasinopoulos

Son 20 yılda Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) görece düşmesi ve Çin’in yükselişi küresel yönetişim tartışmalarına egemen oldu. Batı’nın önderlik ettiği uluslararası ekonomik ve ticaret düzen, ticaretin liberalleşmesi ve kuralların kaldırıldığı çok taraflı sisteme dayanır. Bu sistem bütün dünyada karşılıklı bir bağımlılık yarattı ve refahın artışı ile teknolojik gelişmeye yaradı.

Ancak, Asya’ya dönüşle birlikte, küresel düzen artık Batı odaklı olamaz çünkü bu jeopolitik ve ticaretin değişen dinamiklerini yansıtmaz. Çin’in, teknoloji sektörünün dünya ölçeğinde bir konuma yükselmesiyle birlikte, ekonomisi büyüyor. Çin, birkaçını saymak gerekirse, yapay zekâ, telekom ekipmanları, hızlı tren, yenilenme, yeni enerji araçları ve sayısal ödemede dünyanın en büyük ve en yenilikçi teknoloji tedarik zincirlerinin evi haline geldi. Alibaba, Tencent ve telekom ekipmanları devi Huawei gibi Çin şirketleri küresel piyasalarda önemli aktörler oldu.

Çin’in göz kamaştırıcı ekonomik ve teknolojik yükselişi ABD’nin ekonomik ve küresel egemenliğini kaybetme korkularını artırdı. Bu korku onları ticaret engelleri yaratmaya, ihracat kısıtlamaları koymaya, yaptırımlar koymaya, Çin’in ABD’deki yatırımlarını sınırlama ve Çin ile ticaret yapan firmaları kara listeye almaya yöneltti. Bu politika ABD şirketlerinin tedarik zincirlerini ABD’ye getirmeye zorlamayı amaçlıyor.

ABD’nin Çin’i kuşatma politikası küresel ekonomiye zarar veren bir ticaret çatışması yaratıyor. Bu küresel ticareti yavaşlatıyor ve acil çevre sorunlarından dikkatleri başka yöne çeviriyor. Fakat, ABD’nin çabaları telekomünikasyon imalat sektöründeki bazı başarılar dışında, başarılı olmuyor, çünkü bu önlemler kendilerini başarısız kılan adımlar. ABD’nin çabaları tedarik zincirlerinin bölgeselleşmesi eğilimini hızlandırdı ve Çin’i ticaretini Asya ile Avrupa’ya yönlendirmeye zorladı ve aynı zamanda kendine yeterlik ile özerkliği desteklemesini sağladı.

Kopmanın sınırlı başarısı küresel değer zincirlerinin karmaşıklığı ile açıklanabilir, bu durum etkinlik dengeleme amaçlarını borç ve maliyet indirimi ile dengeleyen şirketlere önemli zorluklar çıkarıyor. Kopma, mevcut düzenlemeleri bozarak ve sonunda hem Çin hem de Batı şirketlerine zarar vererek, uluslararası iş bölümünde bir noktada istenmeyen zararlara da yol açabilir.

ABD’NİN ÇİN’İ BASKI ALTINDA TUTMAYI AMAÇLAYAN POLİTİKALARI TERS TEPKİ YAPIYOR

Huawei anlaşmazlığı da aslında Çin’i kendi yonga endüstrisini geliştirmeye teşvik etti ve yenilikçi Çin şirketleri Çin’de yeni yarı iletken merkezleri kurduğu için, bu alanda gelişme sağlandığını gösteren kanıtlar var. ABD’nin çabalarına rağmen Çin, artan iç talebi ve hayli gelişmiş imalat sistemleri nedeniyle değer zincirleri için güçlü bir çekim merkezi olmaya devam ediyor. Son araştırmalar ABD çok uluslu şirketlerinin yüzde 70’inin ülkeye dönmeyi düşünmediklerini gösteriyor. İki ülkenin karşılıklı bağımlılıkları şirketlerin tedarik zincirlerini yeniden belirleme konusundaki isteksizliklerini açıklıyor.

Bugün itibarıyla, ABD şirketlerinin Çin’de 700 milyar dolardan fazla varlıkları var ve iç satışlarda da yıllık 500 milyar dolarlık satış yapıyorlar. Eğer bu anlaşmazlık daha da devam ederse, uzun dönemde küresel piyasayı farklı standartlara sahip rekabet halindeki teknolojik alanla ayırabilir ve küresel ticarete zarar verebilir. ABD finans sektörü Çin’in tasarruflarından yararlanmak için Çin finans sektörünü kucaklıyor, bu “kopuşun” finans sektöründe çalışmadığını gösteriyor.

ABD-Çin ekonomik ve ticari rekabetinin, tektonik değişikliklerin meydana geldiği zamanımızın en önemli şeyi olduğuna hiç şüphe yok. ABD büyük ölçüde Çin’in yükselişi nedeniyle artık belirleyici değil ve ticaretin kumanda mekanizmaları üzerinde tekele sahip değil. Eski çok taraflı düzen büyük ölçüde bozuluyor ve birçok ikili anlaşma çok taraflı çerçevelerin yerini alıyor. Kopuş hiç şüphesiz birçok ülkeyi teknolojik egemenliklerini güçlendirmek için yollar aramaya teşvik etti. Ticaretin bölgeselleşmesi ve Çin’in kendine yeterlilik çabaları kopuşu etkisiz hale getirdi ve kendi kendini başarısızlığa uğratmasına neden oldu.

Bu büyük bozulma, politika amaçlarının ticaretteki yeni gerçekliği yansıttığı yeni bir paradigmayı gerektiriyor. Küresel ticaretteki tektonik değişmeler ulusların anlaşmazlıkları yönetme güçlerini geride bıraktı ve uluslararası iş birliğine dayalı bir araya gelme sürecini zorunlu hale getirdi.

Çin’in yeni dış ticaret politikası, Avrupa yolu, Kuşak Yol İnisiyatifi ve Avrupa Birliği’nin (AB) bağlantısallık yaklaşımı sonunda küresel bozulmayı yavaşlatabilir ve yeni bir düzenin temelini kurabilir.

ABD’nin Çin’i baskı altında tutmayı amaçlayan ve ona düşman gibi davranan politikaları ters tepki yapıyor. Çin’i suçlamak yerine, ABD için kendi ekonomik sistemindeki eksiklikleri tamir etmesi, verimliliği artırması ve Çin ile adil biçimde rekabet etmesi daha anlamlı olur. ABD’nin yeni ticaret yaptırımları koyma yönündeki yeni adımları bazı avantajlarını feda etmekle sonuçlanabilir ve Çin’i teknoloji sektöründe daha kendine yeterli hale gelmeye teşvik edebilir. Kopma sıfır-toplamlı bir oyuna dayandığı için, devam eden kopma çabaları, ekonomik bir aradalık içinde kurulu küresel dengeyi ve bütün dünyanın yararına yaratılan karşılıklı bağımlılık içindeki daha da bozar.