Röportaj: Mehmet Emre Öztürk

Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Cui Wei, Çin-Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 50’nci yılına özel açıklamalarda bulundu.

CRI Türk’e konuşan Başkonsolos Cui Wei, diplomatik ilişkilerin gelişimi ile ikili ilişkilerde yeni bir seviyeye ulaşıldığını belirterek, “Diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana geçen 50 yılda, Çin-Türkiye ilişkileri bütün süreçte istikrarlı bir şekilde ilerleme kaydetmiştir. Özellikle 2010 yılında, iki ülke arasında Stratejik İş Birliği İlişkisi anlaşmasının ortaya çıkması ile, ikili ilişkiler yeni bir seviyeye taşınmıştır. Son yıllarda, ülkelerimizin hükümetleri arasında çeşitli kademelerdeki iletişim sürdürülmektedir. Cumhurbaşkanları Xi Jinping ve Recep Tayyip Erdoğan birçok defa yüz yüze ve telefonda görüşme gerçekleştirmiştir. Ayrıca taraflarımız arasında Hükümetlerarası İş Birliği Komitesi Mekanizması ve Dışişleri Bakanları Müzakere Mekanizması bulunmaktadır. Bunun yanı sıra diğer kurumlar arasında da çeşitli diyalog ve iletişim mekanizmaları mevcuttur.” dedi.

“İKİLİ TİCARET HACMİNDE İSTİKRARLI BİR ARTIŞ SERGİLENİYOR”

İki ülke arasında artan ticari ilişkilere değinen Cui Wei, sözlerine şöyle devam etti:

“Ticaret ve ekonomi alanında, ikili ticaret hacmimiz istikrarlı bir artış sergilemekte, Çin her zaman Türkiye’nin en büyük ticaret ortaklarından biri olarak statüsünü korumaktadır. Covid-19 salgınının gölgesindeki 2020 yılında bile, Çin-Türkiye ikili ticaret hacmi yüzde 17’den fazla bir büyüme kaydetmiş, Çin artık Türkiye’nin süt ürünlerinin en fazla ihraç edildiği ülke haline gelmiştir. Ayrıca Türkiye’nin antep fıstığı ve kirazı gibi tarımsal ürünlerinin Çin’e ihracatı da hızla gelişmektedir. Türkiye’de iş yapan Çinli şirketlerin sayısı gitgide çoğalmakta. Yüksek hızlı demir yolu, enerji, telekomünikasyon, finans gibi sektörlerdeki iş birlikleri de önemli başarılara ulaşmıştır.

Beşeri alanlarda ise, Kültür Yılı ve Turizm Yılı gibi etkinliklerin yürütülmesiyle birlikte, halklarımızın karşılıklı anlayış ve dostluğu daha da derinleşmekte, Türk halkının Çin kültürüne yönelik ilgisi artmaktadır. Salgından önce Türkiye’ye gelen Çinli turistlerin sayısında büyük bir artış kaydedilmiş, Yunus Emre Enstitüsü Beijing’de halkın hizmetine açılmıştır. Çin-Türkiye ilişkilerinin, siyasi yönde birbirine güvenen, ticari ve ekonomik yönde karşılıklı yarar sağlayan ve beşeri yönde karşılıklı samimiyet gösteren bir ilişki olduğunu söyleyebiliriz. İkili ilişkilerimiz daha derin, daha somut ve daha geniş olan bir istikamete doğru ilerlemektedir diyebiliriz.”

“TÜRKİYE ÇİN’İN KUŞAK VE YOL’DA DOĞAL ORTAĞIDIR”

Kuşak ve Yol İnisiyatifi kapsamında Orta Koridor’da büyük rol üstlenen, Türkiye, Çin ile kazan-kazan ilkesinde birçok ortak projede yer almaya devam ediyor. Bu ilişkilerde Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin önemini hatırlatan Wei, şunları kaydetti:

“Kara İpek Yolu ve Deniz İpek Yolu’nun kesiştiği noktada bulunan Türkiye, Çin’in Kuşak Yol İnisiyatifi çerçevesinde doğal ortağıdır. Kuşak Yol ilan edildikten sonra Türkiye’den içtenlikle karşılık bulmuş, iki ülke Kuşak Yol ve Orta Koridor Girişiminin Uyumlaştırmasına İlişkin Çalışma Grubunu kurmuştur. Son yıllarda, Kuşak Yol çerçevesinde Ankara-İstanbul yüksek hızlı demir yolu ikinci etabı, Kumport Limanı gibi çok sayıda başarılı sonuç elde ettik. ICBC, Bank of China, Power China, Huawei, Alibaba gibi Çinli dev şirketler Türkiye pazarına giriş yaptılar. Taraflarımızın iş birliği projesi olan EMBA termik santrali inşa edilmeye başlanmış, Kalyon güneş enerji parkı üretime geçmiş, Çinli bir şirket İstanbul metro araç alım ihalesini kazanmış, Huawei, Xiaomi ve OPPO gibi şirketler telekomünikasyon hizmetleri ve akıllı cep telefonlarının yerli üretimi gibi alanlarda daha derin ve somut ilerlemeler kaydetmiştir.”

“GERÇEK DOST KARA GÜNDE BELLİ OLUR”

“Covid-19 salgınına karşı, iki halk birbirine destek sağlayarak zorluklar önüne geçmiş, son derece etkileyici bir dostluk destanını yazmıştır.” diyen Cui, sözlerini şu ifadeler ile sürdürdü: 

“Çin’de salgının ortaya çıktığı ilk zamanlarda, Türkiye, Çin’e malzeme bağışında bulunan ilk ülkelerden birisiydi. Türkiye’de salgın patlak verdiğinde, Çin derhal salgınla mücadele deneyimini paylaşmış, Türkiye’de salgınla mücadele çalışmalarına mali ve maddi yardımlarda bulunmuştur. Ülkelerimiz, Çin menşeli aşıların Türkiye’de geniş çaplı uygulanmasını hızlandırmıştır. Gerçek dost kara günde belli olur. Ülkelerimiz salgınla ortak mücadelede birbirine daha da yakınlaşarak, ortak kader dersini tüm dünyanın gözleri önüne sermiştir. Üç hafta önce, Cumhurbaşkanları Xi Jinping ve Recep Tayyip Erdoğan yaptıkları telefon görüşmesinde ‘Çin ve Türkiye arasındaki somut iş birliğinde sevindirici gelişmeler kaydedildiğini, güçlü dayanıklılık ve büyük potansiyelin görüldüğünü’ dile getirmişti. Önümüzdeki dönemde, Türkiye’ye salgınla mücadele desteğimizi sağlamaya devam edeceğiz, aşı iş birliğimizdeki pozitif enerjiyi daha da büyüteceğiz. Türk tarafıyla 5G, yapay zekâ, büyük veri, dijital ekonomi gibi yüksek teknoloji iş birliklerini hızlandıracağız, mega proje iş birliklerini istikrarlı bir şekilde ilerleteceğiz, karşılıklı yarar ve çifte kazancı birlikte gerçekleştireceğiz. Daha fazla sayıda Çinli şirketi, kaliteli Türk ürünlerini ithal etmeleri ve Türkiye’ye yatırımlarını genişletmeleri konusunda teşvik edeceğiz. Türk tarafıyla, el ele iş birliği ile kazan-kazan ilişkisini gerçekleştireceğiz. İki liderin mutabakatını yerine getirerek, ikili ilişkilerin gelecek 50 yılda kesinlikle daha büyük çapta gelişmesine imza atacağımıza inanıyorum.”

“TÜRK HALKI İLE AYNI ACIYI PAYLAŞIYORUZ”

Türkiye’nin güneyinde yaşanan orman yangılarına dair haberleri üzülerek takip ettiğinin altını çizen Başkonsolos Cui Wei, “Bütün bu yangınların bir an önce kontrol altına alınacağına inanıyoruz. Yaşanan can kayıplarına baş sağlığı taziyelerimi iletirken, yaralılara acil şifalar diliyorum.” diyerek sözlerini sonlandırdı.