Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunca, Anadolu Kültür AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın bireysel başvurusunun reddine ilişkin kararın gerekçesi yazıldı.

Gezi Parkı odaklı olaylara ilişkin davada tahliyesi ve beraatine karar verildikten sonra başka suçtan tutuklanan Kavala’nın, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine hükmeden AYM Genel Kurulu kararının gerekçesi Resmi Gazete’de yayımlandı.

Gerekçede, Kavala’nın “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme” suçundan tutuklandığı belirtilerek, Anayasa Mahkemesince incelemenin, soruşturma mercilerince ortaya konulan ve tutuklamaya esas alınan olguların başvurucu yönünden kuvvetli suç belirtisi niteliğini taşıyıp taşımadığının belirlenmesi yönünden yapıldığı kaydedildi.

İddianamede, Kavala’nın, “Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile bağlantısı olduğu belirtilen yabancı uyruklu akademisyen H.J.B ile bağlantısına dair bulguların yer aldığı aktarılan gerekçede, bunun, suçlama bakımından göz ardı edilemeyeceğine dikkat çekildi.

Gerekçede, başvurucunun, H.J.B’yi tanıdığını, bazı konferanslarda bir araya geldiğini, darbe girişiminden iki gün sonra da karşılaştığını söylediği hatırlatılarak, şöyle devam edildi:

“Somut olay değerlendirildiğinde başvurucu yönünden soruşturma mercilerince dayanılan ve sulh ceza hakimliği tarafından tutuklamaya esas alınan, ‘Türkiye aleyhine casusluk yaptığı, 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle ve teşebbüsün arkasındaki yapılanma olan FETÖ ile irtibatı olduğu ileri sürülen H.J.B. ile bağlantısına dair teşebbüsten hemen sonra bir lokantada görüşme, birçok farklı tarihte aynı mahalde bulunmaya işaret eden telefon sinyal bilgilerinin kesişmesi, bazı konferanslarda yüz yüze görüşme, aynı gün içinde birkaç kez telefonla konuşma gibi olguların ve bunların yanı sıra casusluk suçuyla bağlantılı olarak PKK terör örgütünün ideolojisiyle ve iddialarıyla özdeşleştirilebilecek bazı projelere destek verdiği ve finansman sağladığı iddiasıyla ilgili olarak başvurucudan ele geçirilen bir flash bellekteki ve cep telefonundaki tespitler’in isnat konusu suçun niteliği ve özellikleri dikkate alındığında bütünüyle kuvvetli suç belirtisi olarak kabul edilebileceği değerlendirilmiştir.”

Gerekçede, tutuklamaya konu “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçu” bakımından tutuklama dışındaki diğer koruma tedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusu olabileceği ifade edildi.

Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirlerinin ölçülü olduğu sonucuna varıldığı aktarılan gerekçede, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesindeki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerektiği tespitinde bulunuldu.