CGTN / Daryl Guppy

Diplomasi nedir? Bazı açılardan yanıtlaması zor bir soru. Diplomasinin ne olmadığını tanımlamak çok daha kolaydır. Avustralya Başbakanı Scott Morrison, son haftalarda bu konuda ustalık dersi verdi. Onun diplomasi yöntemi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın aleni bir tepkisini çekti ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan benzeri görülmemiş diplomatik olmayan bir karşılık aldı. 

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, “AUKUS anlaşması, Fransa için çok kötü bir haberdi, ancak sadece Fransa için değil, sanırım Avustralya’nın güvenilirliği için çok kötü bir haberdi ve büyük ortakların Avustralyalılarla ilgili sahip olabileceği güven için de kötü bir haberdi. Sanırım bu ülkenizin ve başbakanınızın itibarına zararlı.” diye konuştu. ABD Başkanı Biden ise, Macron’a şunu söyledi, “Fransa’nın, anlaşmanın onaylanmayacağı konusunda çok uzun süre önce bilgilendirildiği izlenimi edinmiştim. Doğruyu söylemek gerekirse, size bilgi verilmediğini bilmiyordum.”

Başbakan Morrison’un yanıtı çarpıcıydı, Amerikalıların tam olarak bilgilendirildiği konusunda ısrarcıydı ve suçu, başkanlarına son bilgileri vermediği için Amerikalı yetkililere yüklüyordu. Birçoğu, Amerikan nükleer denizaltı teknolojisine erişime sadece tamamen bilgilendirilmiş bir başkan tarafından izin verilebileceği için bu kararı inanılmaz buldu.

AVUSTRALYA’NIN STATÜSÜ RİSK ALTINDA

Bu acemice davranıştan bir siyasi avantaj sağlanacak, fakat önemli bir mesele gözden kaçırılıyor. Avustralya’nın Hint-Pasifik bölgesindeki pozisyonuna verdiği zarar G20 toplantılarıyla daha da yoğunlaştı. Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO) ittifakında bir dayanak noktasını temsil eden Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve NATO’nun itibari lideri ABD Başkanı Biden, Avustralya’nın diplomatik gaflarının sonucu olarak açık bir arabuluculuk icrasına zorlandı. 

Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) bölgesinden ülkeler, Avustralya ve taahhütlerine atfettikleri güvenilirlik seviyesinin düşmesini inanılmaz biçimde izlediler. Risk altındaki 90 milyar dolarlık Fransız denizaltı sözleşmesi değil, risk altında olan Avustralya’nın statüsü ile etkisi ve onun eylemleridir. Avustralya’nın, Avrupa ve bölgesel ASEAN örgütlerinde masadaki konumu derinden lekelendi. Birçok kimse Avustralya’ya güvenilemeyeceğine inanıyor. Bu inanış aslında Fransız sözleşmesinin iptalinden değil, meselenin ele alınış biçiminden kaynaklanıyor.

Macron, gazetecilere temel meseleyi kesin biçimde ve doğrudan ifade etti: “(Morrison’ın) yalan söylediğini düşünmüyorum. Yalan söylediğini biliyorum.” Avustralya Başbakanı Morrison, sözlerine güvenilmeyen, kısa vadeli siyasi avantaj sağlamak için her şeyi söyleyip yapacak, sonuçlarıyla ilgili çok az kaygı duyacak bir kişi olarak hızla ün kazandı. Bir liderin eylemi ne ölçüde bir ülkenin eylemini yansıtır? Yanıt, Fransızların endişelerine verilen karşılığın önemsenmez ve bazen çocuksu olduğu Avustralya politikasında bulunur. 

AVUSTRALYA’NIN ABD’DEN BAĞIMSIZ BİR DIŞ POLİTİKASI BULUNMUYOR

Yanıtlar, “Fransızlar artık bunları aşın” denilmesini kapsıyor. Avustralya Başbakan Yardımcısı Barnaby Joyce, “Eyfel Kulesi’nin görünüşüne zarar vermedik” diyerek, meselenin önemini yok saydı. Avustralya Savunma Bakanı Peter Dutton, Avustralya’nın ulusal çıkarları doğrultusunda karar alma hakkını saklı tuttuğunu, ancak yalan söylemenin bu sürecin kabul edilebilir bir parçası olduğu imasının havada kaldığını söyledi. Kararın doğru ya da yanlış olup olmadığı ilgili soru değil. En önemli sonuç bir liderliğe, ulusal ve bölgesel seviyede güvenin aşınmasıdır. 

Avustralyalı temsilciler gelecek sefere, ASEAN konferansı veya bir Asya Pasifik Ekonomik İş Birliği (APEC) forumunda masaya oturduklarında, katılımcılar meşru bir şekilde Avustralya’ya, “Onlar doğru mu söylüyorlar?” ve “Onlara güvenilir mi?” diye sorabilirler. Bu, sadece birkaç ay önce sorulandan çok farklı bir soru. O zamanki kaygı, Avustralya’nın ABD’nin bir sözcüsü olması ve Avustralya’nın ABD’den önemli ölçüde bağımsız bir dış politika yükümlülüğü gündemine sahip olmamasıydı. Bu soru halen devam ediyor, fakat buna güvenle ilgili sorular da eklendi. 

AVUSTRALYALI DİPLOMATLAR ZOR BİR GÖREVLE KARŞI KARŞIYA

Sonuç olarak, en güçlü müttefikleriniz sizin dürüstlüğünüzü sorguluyorsa, o zaman resmi olarak müttefik olmayanlarla iş yapmada sözlerinize nasıl değer verilebilir? Avustralya’nın eylemlerinin motivasyonu kaçınılmaz olarak daha yakından incelenecektir. Yardım önerileri, bir aldatma geçmişine karşı değerlendirilecektir. İsteyerek söylenen yalanların örtbas ettiği gizli bir gündem var mıdır?

Ticaret, açık sınırlar, dijital standartlar etrafındaki tartışmalarda alınan pozisyon, güvenin aşınması yüzünden temkinli bir şekilde değerlendirilecektir. Avustralya’nın AUKUS’u yaratması ve nükleer denizaltılara dönmesi, ülkenin ASEAN bölgesindeki etkisini artırmak için tasarlandı. Bunun yerine konunun beceriksizce ele alınması, güveni aşındırması nedeniyle Avustralya’nın etkisini azalttı.

Avustralya, öyle görünüyor ki, bölgesel etkiyi artıran durumda ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğinizi anlamakta başarısız oldu. Avustralyalı diplomatlar, güven açığını azaltmak ve Avustralya’nın ASEAN ile ilişkilerinde güven duygusunu sağlamada baş etmesi zor bir görevle karşı karşıya bulunuyor.