CGTN / Hamzah Rifaat Hussain

Dünya, Avrupa’da devam eden Delta varyantının kitleler arasında hızla yayılmasıyla Covid-19 salgınının potansiyel dördüncü dalgasına hazırlanırken, salgının yayılmasını azaltmanın ön koşulu hızlı ve koşulsuz aşılama yapılmasıdır. Bunun ortasında Avustralya, bölgedeki ulusların nefes almakta zorlandığı bir dönemde Beijing’e karşı siyasi başarı elde etmeye çalışarak ve siyasi farklılıkları kullanarak, Pasifik bölgesinde aşılama çabalarının pervasızca siyasi manipülasyonuna girişiyor. Sonuç olarak Papua Yeni Gine (PNG) gibi yoksul ülkelerde gerçek aşılama çabalarını riske atacaktır, bu da koşulsuz erişime ve uluslararası kurallara hakaret etmektir.

Esas itibarıyla PNG vakası, Avustralya’nın hayırseverliğe dayanması gereken salgın yardım operasyonlarından siyaseti ayırma fikrini rafa kaldırdığını ve bunun yerine Çin’in Pasifik bölgesinde politikayla ilgisi olmayan aşı tedarikine zarar vermeye çabaladığını gösteriyor. Çin’in PNG, Kiribati ve Tuvalu gibi ülkelere yönelik cömertliğini destekleyen ikili ilişkileri açıkça ihmal ediliyor. Bununla birlikte Avustralya, bu aşıların Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından onaylanmasına ve Asya ile Afrika’daki korkunç aşı eşitsizliğinin ceremesini çeken ülkelere sağlanmasına rağmen, Çin aşılarının sorunsuz akışını önlemek amacıyla PNG’ye danışmanlar yerleştirerek siyasi mesafe sağlamak için koşulsuz erişimini engellemede son derece kararlı olmaya devam ediyor. 

Bu sığ yaklaşım, serbest erişime ihtiyaç duyan daha az gelişmiş ülkelerin, siyasi maceracılık ve yıldırma politikaları yüzünden haklarından mahrum bırakılmasına yol açar. Çin aşılarının tedarikinin kesintiye uğraması, birçok ülkenin mevcut salgın ortamında daha fazla resmi bir bağlantısızlık politikası benimsediği tüm Pasifik bölgesi için de bir aldatmacadır. Neden o zaman bir ülke diğerleri arasındaki aşı iş birliğine zarar verme girişiminde bulunmalıdır? Avustralya’nın buna açık bir yanıtı yoktur.  

AVUSTRALYA KOŞULSUZ AŞILAMA ÇABALARINI BALTALAYARAK PASİFİK’E ZARAR VERİYOR

Canberra yönetiminin reddiyesi, Asya Pasifik’teki uluslararası kalkınma bakanı Zed Seselja’nın bahsettiği gibi, yüksek kaliteli sağlık hizmeti ve aşı desteği sağlama konusundaki mükemmel sicilinin inkâr ve orantısız siciline dayanmaktadır. Ancak burada sorun bu değil. Sorun, bir ülkenin evrenselliğe, egemen hükümet anlaşmalarına ve siyasi güç oyunu için uluslararası kuralları esas alan koşulsuz desteğe dayalı aşıları nasıl tehlikeye atmayı seçtiğidir. 

Avustralya, Pasifik’teki Çin anlatısına gerçekler üzerinden meydan okumak yerine, çok fazla şirketleşmeyi yansıtan ve Avustralya’nın kendisinin Pasifik’te izlediği haksız rekabet anlatısını güçlendiren kendi aşılama çabalarına müşteri toplamaya başvurdu.  Bununla beraber bu tür siyasallaşmanın etkileri, Avustralya’nın sıklıkla uluslararası düzenlemelerde savunduğu, ancak nadiren takip ettiği, zorbalığın hayat kurtarmanın ve hayırseverliği ilerletmenin önemini azalttığı bölgedeki ilgili ülkelerin halkları tarafından ciddi biçimde hissedilecektir.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin’in söylediği gibi Canberra’nın yaklaşımı aşılama çabalarına rehberlik eden temel hayırseverlik ruhuna bir hakarettir ve gerçeklerin yanlış tanıtıldığı aldatıcı karşıt savlarla egemenlik işlerine müdahalenin bariz örneğidir. Kiribati, PNG ve Tuvalu gibi ülkelerde Çin aşılarına alternatif sağlanması, Çin aşı akışını durdurmak için adalara niçin danışmanlar yerleştirildiğini açıklamada başarısız oldu. Gerçekten, aşı tehdidi uygulaması, DSÖ’nün Çin aşısı Sinopharm’ı onayladığı ve Avustralya’nın uygulamamasına rağmen, Pasifik adalarında uygulanmaya başladığı ve Canberra’nın yerleştirdiği danışmanlarla birlikte Astrazeneca aşılarını başlattığı mayıs ayındaki gelişmelerden kaynaklanmaktadır. Yaklaşımdaki farklılık oldukça açıktır. 

PNG, herhangi bir desteğin koşulsuz olarak memnuniyetle karşılanacağını ve Çin örneğinde, dünyanın çeşitli bölgelerinde milyonlarca doz Sinopharm aşısının sağlanmasının, aşılama çabalarını engellemek için yerleştirilen ajanlar veya istihbarat görevlileri kullanılarak tamamlanmadığını açıkça bildirdi. Pasifik bölgesinde ve ötesinde henüz insani yardım haricinde jeopolitik amaç olmamalıdır. Avustralya’nın bölgedeki aşıları sabote etme girişimi ise aksini gösteriyor.