CGTN / Daryl Guppy

Avustralya kendini güçsüzlerin savunucusu olarak görüyor. Kendinden üstün olanlarla aşık atmaktan gurur duyuyor. Bu bugünlerde daha çok Avustralya küçük askeri birliklerinin dış anlaşmazlıklara karşı büyük katkısı olarak ifade ediliyor. Şimdi bir Çinli şirkete kiralanan Darwin Limanı’nı geri alacağı ileri sürülüyor.

Bunlar, Avustralya’nın tutumlarını renklendiren güçlü efsanelerdir, böylece Avustralya’nın ekonomisinin önemli sektörlerini gerçek bir güçsüzlüğe dönüştüren kasıtlı hareketlerinin etkisini görmek tatsız bir sürpriz oluyor. Şarap endüstrisi, balıkçılık, arpa üreticileri, kereste ve bazı et ihracatçıları, görünüşte yanlış değerlendirilmiş dış politika hamlelerinin yükünü hissettiler.

Zayıf olanı desteklemek için ayağa kalkma fikri, bir zamanlar dikkate değer ölçüde başarılı olan endüstriler ve iş ilişkilerini güçsüz kılmak için tahrik etmek ve kışkırtmakla aynı şey değildir. Hem karadaki hem de denizdeki çiftçiler, Çin tarafından alınan ticaret önlemlerine haklı olarak kızgın ve üzgün. Ancak daha da önemlisi, Avustralya hükümetinin neden bu önlemlerin alınmasıyla sonuçlanan eylemleri gerçekleştirdiği konusunda şaşkınlar.

Diğer endüstrilerdeki bu çiftçiler ve işçiler, Avustralya’nın Çin pazarında ki mücadele şeklinden büyük gurur duyuyorlardı. Birçoğu için, 2020’ye kadar sahip oldukları pozisyon, onlarca yıllık dikkatli çalışmanın ve ilişkiler kurmanın sonucuydu. Bu, Avustralya hükümetinin getirdiği ekonomik refah nedeniyle teşvik edilen bir angajman oldu.

Çin’in tüketici gücü ve talebi, Avustralya ekonomisinin çoğunu destekledi. Çin yatırımı, Avustralya yaşam standartlarını daha da iyileştiren sermayeye erişim sağladı. Çin’in yatırımı Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Japonya, Belçika ve Singapur’dan gelen yatırımların dokuz sıra gerisinde olsa da, önemli bir yeni finansman kaynağıydı.

AVUSTRALYA, ABD İTTİFAKINI YAKININDA TUTTU

2019’da iki yeni özellik belirmeye başladı. Birincisi, ABD’nin eski Başkanı Donald Trump, ülkesinden daha fazla ürün ihracatı için Çin’e baskı yaptı. Buna mısır, soya fasulyesi, sığır eti ve diğer tahıllar dâhildir. Çin’in büyümesi harika olsa da, ABD’nin Çin’e ihracatındaki artışın, benzer malları Çin’e ihraç eden diğer ülkelere bir maliyet getireceği açıktı.

Avustralya liderliği tarafından reddedilmesine rağmen ikinci özellik, Avustralya’nın daha sonra ABD politikası haline gelen peşin hareket etme isteğinin artmasıydı. Bunun birçok karmaşık nedeni var, ancak göz ardı edilemeyecek olanı, Avustralya’nın ABD’yi Hint-Pasifik bölgesine bulaştırma arzusudur. Trump’ın devreden çıkmasından korkan Avustralya, bazen Çin karşıtı politika zarfını ABD gitmeye hazırlandığında daha öne itti. Müttefiklerle ilişki kurma konusunda isteksiz bir başkan bile bu karmaşanın içine çekildi.

Avustralya, Huawei’yi yasaklayan ilk ülke oldu, bunu ABD izledi. Avustralya ilk başta Covid-19’un kökenleri hakkında soruşturma çağrısı yapan yalnız ve yüksek bir sesti ve bunu ABD izledi. Avustralya, Kuzey Avustralya’daki Darwin’e asker gönderme sayısındaki artışı teşvik ederek, Trump’ın ayrılma eğilimine rağmen Obama’nın Asya’ya yönelişinin yolundan çıkmamasını sağladı.

AVUSTRALYA SOFİSTİKE BİR YAKLAŞIM SERGİLEMELİ

Avustralya gürültülü ve bazen savaşçıydı. Avustralya, eski Başbakan Abbot’un Brisbane’deki 2014 G20 toplantısında Başkan Putin’i tehdit ederken kullandığı yaklaşımı tekrarlayarak, diplomasisinde saygısızca davrandı. Bu tarz yerel bir siyasi izleyici arasında alıcı bulabilir, ancak uluslararası arenada gerekli olan entelektüel tutumdan yoksun. Avustralya, Trump’ın Çin karşıtı tüm yollarını takip etmedi. Buna gerek yoktu, çünkü ABD ittifakını yakınında ve kişisel tutmayı başardı.

Görünüşe göre Avustralya, ABD ile ilişkisine o kadar düşkündü ki, ürün ihracatının ABD tarafından ikame edilmesine göz yumdu. Avustralya için Çin pazarının yıkımı, Çin’in daha fazla ABD hayvan ve tarımsal ürünü satın almayı seçtiği, ithalatta Avustralya’ya kapıyı kapatması ve yerine ABD’ye kapıyı açması nedeniyle güçlü bir mesaj verme fırsatı bulmasıyla başladı.

Avustralya, Çin’le mücadelede kendi sıkletinin üzerinde oynuyor, ancak ekonomik güvenliği ve refahı için gerekli olan bir hedef seçti. Nasıl giyindiği, rasyonelleştirildiği ve egemenlik kisvesine büründüğü önemli değil, bu Avustralya’yı güçsüz bir konuma sokan kötü seçilmiş bir hedeftir. Kenardan gelen bir destek tezahüratı yok. Yeni Zelanda da dâhil olmak üzere bölgedeki pek çok kişi, Avustralya’nın yaklaşımını küçümsüyor ve onu taklit etme arzusunda değil. Sanayilerini güçsüz duruma düşürmekten alıkoyan daha diplomatik alternatif angajman araçlarına sahipler.

Avustralya’nın ABD’yi Asya’ya sokma arzusu, birçok Avustralya endüstri sektörünü güçsüz duruma düşürdü. Avustralya’nın kendinden büyüklerle aşık atabilmesi için hem Çin hem de ABD ile diplomasiye daha sofistike bir yaklaşım sergilemesi gerekiyor.