Global Times / Yu Lei

Avustralya’nın günlük gazetesi Herald Sun, pazartesi günü yayımladığı haberde, Başbakan Scott Morrison’ından alıntı yaparak, Victoria eyaletinin Çin ile yaptığı Kuşak ve Yol İnisiyatifi anlaşmasının faydalarını görmediğini bildirdi. O zamandan bu yana, gittikçe artan sayıda Batılı medya kuruluşu, anlaşmanın “haftalar içinde” bozulabileceği tahmininde bulunuyor ama bu pek olası değil.

Kuşak ve Yol İnisiyatifi yıllar önce ilk kez tanıtıldığında, Avustralya da dâhil olmak üzere Batı ülkeler buna karşı genel olarak hoş bir tutum sergiledi. 2017’de dönemin başbakanı Malcolm Turnbull, “Çin ile Kuşak ve Yol İnisiyatifi projeleri üzerinde çalışmayı dört gözle bekliyoruz. Küresel altyapı yatırımı, ülkelerin birlikte çalışması gereken yerlere iyi bir örnektir.” demişti.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Kuşak ve Yol İnisiyatifi çerçevesi altında elde edilen başarıları görmeye başlaması ve Kuşak Yol İnisiyatifi’nin Washington’dan hem ekonomik hem de siyasi çıkarları ele geçirmeyi amaçladığına inanarak buna karşı ihtiyatlı davranmasıyla durum değişti. Bu bağlamda, ABD’nin en yakın müttefiklerinden biri olan Avustralya, girişimi benimsemeye yönelik önceki çıkarlarını değiştirdi ve ona karşı bir düşmana dönüştü.

“Faydalar varsa, bunlar nelerdir ve bunlar için ne ödenir?” Morrison, temelde cevabını bilmediği bu soruları sordu. Bu pek doğru değil.

VICTORIA ÇOK FAZLA KAYNAK AVANTAJINA SAHİP DEĞİL

Victoria’nın Çin ile Avustralya hükümetinin direnmesine rağmen 2018’de Kuşak ve Yol İnisiyatifi konusunda bir mutabakat zaptı imzalamasının nedeni, anlaşmanın devlete pratik çıkarlar getirebilmesidir. Victoria Başbakanı Daniel Andrews, anlaşmayı savunarak, bunun “Victorialılar için daha fazla iş ve daha fazla ticaret ve yatırım” anlamına geleceğini belirtti.

Victoria, çok fazla kaynak avantajına sahip değildir, ancak gelişen özel girişimleri, dış yatırımı ve ticareti sayesinde ekonomisi Avustralya eyaletleri arasında ikinci en büyük ekonomidir. Bu nedenle, Kuşak ve Yol İnisiyatifi çerçevesi altında Çin ile iş birliği yapmaya da isteklidir.

Çin ile Avustralya arasında yıllar önce yapılan Kuşak ve Yol İnisiyatifi üzerindeki olası iş birliği tartışmaları sırasında, iki taraf, Avustralya’nın kuzey bölgelerinde büyümeyi teşvik etme planı olan ülkenin Kuzey Kalkınma Stratejisine değindi. Birbirini izleyen Avustralya hükümetleri, 2. Dünya Savaşı’nın sonundan bu yana strateji üzerinde bir şeyler yapmaya çalıştılar, ancak bu strateji, kaynak yetersizliği nedeniyle süresiz olarak ertelendi. Bazı Çinli şirketler bir zamanlar iş birliği isteklerini dile getirdiler, ancak Beijing-Canberra bağlarının kötüleşmesi nedeniyle planlar rafa kaldırıldı. Sonuç olarak, Avustralya tüm zaman ile fırsatları boşa harcadığı ve kaçırdığı için, strateji şimdiye kadar yalnızca bir atık kâğıt parçasıydı.

Dahası Kuşak ve Yol İnisiyatifi, Avustralya’yı 14 Pasifik ada ülkesi dâhil olmak üzere tüm Asya-Pasifik bölgesi ile daha yakından entegre edebilirdi. Ülke, limanlarını, 5G kablolarını ve denizaltı kablo projeleri ile benzerlerini inşa ederek bir ulaşım ve telekomünikasyon merkezi haline gelebilirdi. Bununla birlikte, Canberra’nın Kuşak ve Yol İnisiyatifi üzerindeki hegemonik zihniyeti sayesinde, yalnızca Çin ile kendi olası Kuşak Yol İnisiyatifi iş birliğine karşı değil, aynı zamanda diğer tüm Pasifik ada ülkelerinin Çin ile ilgili iş birliğine karşı çıkıyor. Avustralya’nın çabaları, Pasifik adası ülkelerin çıkarlarına zarar verdi ve bu egemen devletlerin giderek daha fazlası, artık Avustralya’dan daha da uzaklaşıyor.

MORRISON’IN ABD İLE “ÇİN’E KARŞI BİRLEŞMEK” KONUSUNDAKİ TUTARLI TUTUMU

Morrison’ın son söylemi, ABD ile Çin’e karşı birleşmek konusundaki tutarlı tutumunu gösterdi. Genel olarak konuşursak, Avustralya’nın bu konudaki sert sözleri bir ölçüde yumuşadı. Yeni ABD yönetiminin Çin politikasında önemli ayarlamalar yapıp yapmayacağı henüz kesin değil, fakat değişiklik sinyalleri gönderildi. Canberra da buna göre ayarlama yapma ihtiyacı hissediyor.

İngiltere, bu yıl Avustralya’yı konuk olarak davet ederek ve hatta G7’yi bir D10 demokratik ortaklar kulübüne dönüştürerek genişletilmiş bir G7 Zirvesi’ne ev sahipliği yapmayı planlıyor. Ancak bazı G7 üyeleri, Çin’e karşı bir ittifak kurma yönündeki direniş nedeniyle bu plan karşısında geri çekildi.

G7 üyelerinin, Covid-19 salgınının gölgesindeki durgun küresel ekonominin arka planında kendi ekonomik durumlarını daha da kötüleştirecek şekilde Çin ile bağlarını tehlikeye atmak istemedikleri bu kadar aşikâr olamaz. Çin’in dünya ekonomisinin ana itici gücü olacağını biliyorlar.

Çin’in hangi ülkelerden ithalat yapmaya devam edeceği fark etmeksizin, ekonomileri canlanacak ve ekonomik çıkmazları potansiyel olarak ortadan kalkacaktır. Bu nedenle Biden, ABD’nin Çin ile çok yönlü çatışmasını durdurarak sınırlı rekabete yöneliyor. ABD zihniyette böyle bir değişiklik yapabilseydi, Avustralya gibi diğer Batılı ülkeler nasıl gerçeğin farkında olmayabilirlerdi?

Avustralya’nın kendi ekonomik zorlukları göz önüne alındığında, Morrison, Çin ile ticaret bağlarına daha fazla zarar vererek ülkedeki ekonomi ve iş çevrelerini hayal kırıklığına uğratmaya cesaret edemeyecek. Kendisi Victoria’nın Çin ile olan Kuşak ve Yol İnisiyatifi anlaşmasını tam anlamıyla iptal etmeyecek. Yine de jeopolitik hesaplamalar dışında ilgili düzenlemeleri değerlendirmeye devam ederek ortak programları rahatsız etmenin başka yollarını bulabilir.

Avustralya, önünde sonunda, ülkenin Çin ile Kuşak Yol İnisiyatifi iş birliğine engel teşkil eden adımların kendi kalkınmasına, bölgesel statüsüne ve küresel arenadaki imajı ile rolüne zarar verdiği gerçeğiyle yüzleşecek.