Global Times / Chen Hong

Avustralya medyası, G7’nin, Avustralya ve diğerlerini daimi üyeler olarak kapsayan “D10” adlı “demokratik ittifaka” resmen genişletilebileceği yönündeki herhangi bir önerinin ertelendiğini yazdı. Avustralya medyasına göre, “İngiltere, güçlü bir Çin karşıtı D10 bloku oluşturulması fikrinden geri adım atması için bazı diğer G7 üyelerinin baskısı altında bulunuyor.”

Daha önce çıkan haberler, İngiltere’nin G7’yi, “ortak çıkarları ilerletmek ve ortak sorunları aşmak için aynı fikirdeki demokrasiler” ittifakına dönüştürmeyi amaçladığını iddia etmişti. Açık söylemek gerekirse, bu aynı fikirdeki ülkeleri Çin’e karşı toplama girişimidir. D10 planının ertelenmesi, Çin’i hedefleyen sözde demokratik ülkeler ittifakı oluşturma fikrinin gerçekçi olmadığını ve en başından anlamsız olduğunu işaret ediyor. Bir ideolojik gözlükle Çin karşıtı küçük gruplar oluşturmak küresel gidişatla uyumlu değildir.

Mevcut durumda karşı konulmaz küreselleşme ortamında, ideolojik ön yargıyla bölmeye çalışmak, köhne Soğuk Savaş zihniyetinin sonucudur. NATO, endişe verici Soğuk Savaş döneminde ideolojik çatışmanın bir ürünüydü. NATO bugüne kadar varlığını sürdürmesine rağmen, gerçekte fosilleşmiş bir dinozor gibidir. D10 fikri, Soğuk Savaş dönemi rehberliğine hizmet eden ideolojik çatışmayı yeniden canlandırmayı hedefliyor. Bu, günümüz dünyasının açık ve kapsayıcı niteliklerine kesinlikle ters düşmektedir.

AVUSTRALYA DESTEK GÖRMEYEN BİR ÜLKE HALİNE GELDİ

Birçok Batılı ülke bugünlerde sık sık “aynı fikirdeki demokrasiler” ve “ortak değerler” gibi konulardan bahsetmeye başladılar. Sözde “ortak değerler” aslında, basitçe hiçbir anlamı olmayan mantıksız bir kavramdır. Gerçekte “ortak değerleri” vurgulamak, bugünün uluslararası ilişkilerinin karmaşık gerçekliğini fazla basite indirgemektir. Basit bir örnek; “ortak değerler” G7’nin D10’a dönüşmesi konusunda G7 ülkeleri arasındaki bir uzlaşma sağlanmasında başarısız oldu. Fransa, G7 daha da büyürse Avrupa’nın G7’deki etkisinin azalacağından kaygı duyuyor ve İtalya gibi bazı G7 ülkeleri, Avustralya’nın G7’ye dâhil olmasının Çin için çok kışkırtıcı bir duruma sebep olacağını düşünüyor.

G7, önemli sanayileşmiş ülkelerin ekonomi politikalarını araştırması ve koordine etmesi için oluşturduğu bir forumdur. G7, D10’a dönüşürse, bunun dayatılan bir siyasi boyutu olacaktır. Örneğin, Avustralya ve G7 ülkeleri arasında İngiltere gibi, ekonomik tamamlayıcılık düşüktür. Avustralya’yı, G7’nin özgün felsefesinden sapan bir G7 içine almak için siyasi amaçlı adım olacaktır. G7’nin, Çin’i kontrol altına almayı hedefleyen genişlemiş bir bloka dönüşmesine izin verilirse, çok taraflı danışma mekanizması dünya düzeni için potansiyel tehlikelerle dolu bir silah haline gelecektir. Siyasi sağduyu ve mantıklı herhangi bir ülke ya da insan buna destek vermeyecektir. 

G7 ülkeleri, Avustralya’nın Çin’e yönelik kışkırtıcı adımları nedeniyle bu ülkeyi içlerine almak istemiyor. Avustralya, pervasız eylemleri ve vizyon eksikliğiyle kendi kendini destek görmeyen bir ülke haline getirdi. Avustralya, ABD’nin Çin karşıtı stratejisinde öncü kuvvet gibi davranıyor. Avustralya, bunu, stratejik değerinin farkına varılmasının bir yolu olarak görüyor. Bununla birlikte, Avustralya’nın yaptıklarının, Çin’e yönelik temelsiz saldırıları ve iftiraları, diğer birçok Batılı ülkenin gözünde kabul edilebilir değildir. Avustralya’nın kör ve paranoyak Çin karşıtı yaklaşımı sadece onu dünyada daha fazla soyutlayacaktır.

Aslına bakılırsa, Avustralya içinde Canberra yönetimine, Çin’in yükselişine karşı G7’nin genişletilmesine katılmasına yönelik çağrıda bulunan sesler var. Eski Başbakan John Winston Howard yönetiminde bakanlık yapan Amanda Vanstone, birlikte çalışan 10 demokrasiden oluşan D10’un oluşturulması fikrini mantıklı görüyor.

AVUSTRALYA, OLGUN VE PRAGMATİK BİR ŞEKİLDE GERÇEKLE YÜZLEŞMELİ

Birleşmiş Milletler (BM) gibi, büyük çok taraflı kuruluşlarda Avustralya önemsiz bir role sahip ve büyük söz hakkı yok. Bu yüzden bir yandan kendisini ABD’ye bağladı ve diğer yandan küçük siyasi gruplara katılmaya istekli duruyor. Böylece, stratejik değerlerini büyük gösterebileceğine inanıyor. Bunun için Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Çin karşıtı piyonu olarak hizmet etti ve QUAD İttifakı (Dörtlü Güvenlik Diyaloğu) ile Beş Göz İttifakı gibi küçük, siyasi odaklı gruplarda çok aktif rol oynadı. Bu, Avustralya’nın fırsatçılığını yansıtıyor.

ABD’nin, Çin’e karşı bir “küçük NATO”ya doğru ilk adımı olarak görülen QUAD İttifakı (ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan) liderlerine çevrim içi bir toplantı yapılması fikrini sunduğu bildirildi. Avustralya, ABD’nin Hint-Pasifik stratejisinin sütunlarından biri olarak düşünülüyor ve ABD stratejisini epeyce destekliyor. Mevcut Avustralya hükümeti aslında ülkeyi, kriz içinde QUAD tuzağına itiyor.

Bir “küçük NATO”nun parçası olmak gerçekte Avustralya’nın ekonomik gelişmesi ile siyasi ve sosyal istikrarına zarar veriyor. Avustralya, D10’nun ertelenmesinden bir ders çıkarmalıdır. Avustralya, olgun ve pragmatik bir şekilde gerçekle yüzleşmelidir. Birçok ülke, Avustralya’nın yaptığı gibi cansiperane Çin karşıtı çevrelere akın etmiyor. Bu yarardan çok zarar getirecektir.