Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, bir süre önce katıldığı toplantılarda, Çin ve Rusya politikalarının nasıl olacağını açıkladı. Önceki başkan Donald Trump döneminden farklı değil, bu dönemde izlenecek siyasetler. Farklı olması da beklenmemeli. Çünkü ABD, Çin’e karşı “daha geniş batı” kurmak istiyor. Beceremiyor. Rusya’yı kuşatmaya çalışıyor. Olmuyor. Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerini geliştirmek, Çin’e karşı daha çok ABD’nin yanına çekmek istiyor. Umduğunu bulamıyor. Politik ve diplomatik dengeler, ekonomik göstergeler ABD’nin gerilediğini, Çin ve Avrupa ilişkilerinin geliştiğini gösteriyor. Hemen birkaç örnek verelim…

AB, Çin’in en büyük ticaret ortağı. Çin de, 2020’de ABD’yi geçerek, AB’nin birinci ticaret ortağı oldu. Çin-AB ticaret hacmi, AB-ABD ticaret hacminden büyük. Avrupa İstatistik Enstitüsü (Eurostat) verilerine göre; 2020’de Çin ile AB arasındaki ticaret hacmi 586 milyar dolar; AB-ABD arasındaki ticaret hacmi 555 milyar dolardı. AB, Çin’e karşı ticaret açığı; ABD’ye karşı ise ticaret fazlası verdi. Çin ile Avrupa arasındaki ticari ilişkilerin geliştiğinin diğer göstergesi, yük treni seferlerindeki artış. 2020’de sefer sayısı, önceki yıla göre yüzde 50 arttı. Çin ile Avrupa arasında 12 bin 400 adet yük treni seferi yapıldı. Çin ile Avrupa arasındaki demiryolu trafiğinin 2011’de başladığı düşünülürse, kısa zamanda hayli yol alındığı görülüyor.

Çin para birimi Yuan (Renminbi de denir), Dünya Bankası Finansal Telekomünikasyon Birliği (SWIFT) verilerine göre; küresel ödemelerdeki payını artırıp, ilk beşe girdi. Yuan’ın önünde ABD Doları, Euro, İngiliz Sterlini ve Japon Yeni var. Çin’in elinde, 3,2 trilyon dolardan fazla döviz rezervi bulunuyor. Dünya Bankası; 2021’de dünya ekonomisinin yüzde 5, Çin ekonomisinin yüzde 7,9 büyüyeceğini öngörüyor. İngiltere Ekonomi ve İş Araştırma Merkezi de, yıllık raporunda, Çin’in 2028’de ABD’yi geçerek, dünyanın en büyük ekonomisi olacağını yazdı. Dahası var. 2020’nin son günü, AB ve Çin, yatırım anlaşması imzaladı. AB’nin lideri Almanya’nın Çin’le ilişkileri gelişiyor. Dünyada 3 Mercedes’ten biri, Çin’de satılıyor.

ABD’NİN SALDIRGANLIĞININ DİĞER NEDENLERİ

ABD; Çin’in ekonomik, politik, diplomatik, bilimsel, teknolojik gelişmesine karşı, Soğuk Savaş söylemleriyle, sıkça yaptığı üzere müttefiklerini tehdit ediyor. Ama artık bu yöntem işe yaramıyor. 70 ülkede, 4 binden fazla üniversitede Çince dersinin müfredata girmesini, Çin dışında 25 milyon insanın Çince öğrenmesini engelleyemiyor. Çin’in enerji tedarikini baltalamak istiyor. Başaramıyor. Çin; rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi ve hidroelektrik enerjisi üretiminde dünya lideri olurken, ABD kış koşullarında enerji altyapısının ne kadar zayıf olduğunu görüyor. Çin, ABD ve Avrupa’ya en çok üniversite öğrencisi yollayan ülkelerden olurken, Çin’de doktora öğrencisi sayısı da 3 milyonu geçiyor. 2021’de 9 milyonu aşkın kişinin üniversiteden mezun olması bekleniyor.

Çin; 138 ülke, 31 uluslararası örgütle, 201 Kuşak ve Yol Projesi iş birliği anlaşması imzaladı. Altın üretiminde 13 yıldır ilk sırada. 2019’da, 137 milyar dolarla, yurt dışında en çok yatırım yapan ikinci ülkeydi, ilk sırada Japonya vardı. Dünyadaki ülkelerin yüzde 80’inde Çin sermayesi var. Çin’in yurt dışı yatırımlarının yüzde 80’i hizmet sektöründe. ABD’de satılan akıllı telefonların yüzde 80’i Çin’de üretiliyor. Apple telefonların neredeyse tamamı Çin’den geliyor.

Kısacası, ticari göstergeler, somut veriler şunu gösteriyor. ABD ne Çin’i engelleyebiliyor ne de yeni arayışların ve yakınlaşmaların önünü kesebiliyor.

Barış Doster