CGTN / Michel Goldman

Covid-19 salgını Avrupa’da ciddi sıkıntılara yol açtı ve Avrupa Birliği’nin (AB) yavaş aşılama çalışması süreci daha uzatacak gibi görünüyor. Bölge liderleri acilen kararlı adımlar atmazsa, salgın geri çevrilemez zararlara yol açabilir.

Koronavirüs salgını, 2020 yılında bölgeyi vurduğunda, AB üyesi ülkeler, salgına karşı savunmada en önemli hat olan aşı dağıtımı konusunda anlaşamadılar. Ulusal hükümetler aşı tedariki konusunda Avrupa Komisyonu’na güvenmediler, ancak daha sonra aşıların üretimi ve dağıtımı stratejilerinde uyum sağlamada başarısız oldular veya ilk önce hangi grupların aşılanması gerektiğinde bir uzlaşma sağlayamadılar. Yakın zamanda, 13 Avrupa ülkesi bir grup insanda alışılmamış damarda kan pıhtılaşması görülmesi üzerine Oxford-AstraZeneca aşısının kullanımını askıya aldılar. 

Avrupa İlaç Ajansı’nın (EMA) sonradan Oxford-AstraZeneca aşısının “güvenli ve etkili” olduğu açıklaması, herkeste güven oluşturmadı. Birkaç AB üyesi ülke bu aşıyı kullanmaya yeniden başlarken, Danimarka, Norveç, Finlandiya ve İsveç aşıyı askıya almaya devam ettiler, Fransa ise 55 yaş üstü insanlarda kullanmayla sınırlandırdı. Bu görüş ayrılıklarının sürmesi, sadece Oxford-Astra Zeneca aşısı değil, aynı zamanda tüm Covid-19 aşı kampanyasıyla ilgili kamuoyu güvensizliğinin artmasını tetikledi. 

AB’nin gelecek haftalarda ilk önceliği aşı sorununun üstesinden gelmek olmalı. Bu konuda da üye ülkeler görüş birliğine varamadı ve bazıları aşı tedariki için AB dışında da alım yapmakta tereddüt etmedi. Macaristan, Rusya’nın Sputnik V aşısını kullanırken, Slovakya’da bu aşıyı satın aldı ve Çek Cumhuriyeti de almayı düşünüyor. Macaristan ayrıca, yüz binlerce doz Çin Sinopharm aşısı satın aldı. Dahası, Avusturya ve Danimarka yakında yeni nesil Covid-19 aşısı üretimi için İsrail ile ayrı bir anlaşma yapılacağını açıkladı. Bu anlaşmayla özellikle, araştırma ile geliştirme için ortak bir fon oluşturulması ve düzenli AB programları dışında da klinik denemelerde iş birliği öngörülüyor.

Aynı zamanda Avrupa, aşılanmayı bekleyen veya belirli bir hastalığa sahip olduğu için aşıya yanıt vermeyen ya da belirli tedaviler uygulanan risk altındaki kişileri de korumalıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD), bir tür klona yönelik geliştirilen antikorlar bu önemli ihtiyaçları karşılamada oldukça etkili olmaktadır. Fransa, Almanya ve İtalya’nın kendi ulusal düzenleyici kurumları onayladıktan sonra bu tür tedavileri sunmadan önce EMA onayını beklememesi, aşı milliyetçiliği kadar antikor milliyetçiliğinin de yaygın olabileceğini gösteriyor. 

AVRUPALI LİDERLER BÖLGENİN COVID-19 AŞILAMA ÇALIŞMASINI ACİLEN HIZLANDIRMALI

Bu tür sorunlarla karşı karşıya bulunan Avrupa Komisyonu, gelecek aylarda aşı tedarikini yönetmek için bir görev gücü kurdu. AB Komisyonu İç Pazar Temsilcisi Thierry Breton başkanlığındaki görev gücü, yaz sonuna kadar Avrupalı yetişkinlerin yüzde 70’ini aşılamak gibi iddialı bir hedefle, uygun Avrupa üretim kapasitesinin tamamını seferber etmeyi amaçlıyor.    

Buna paralel olarak Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, şubat ayında Avrupa’nın yeni koronavirüs türleri tehdidine karşı hazırlıklı olması için Avrupa Sağlık Acil Durum Hazırlık ve Müdahale Kurumu’nun (HERA) kuruluşunu açıkladı. HERA, Oxford-AstraZeneca, Moderna ve Johnson & Johnson aşılarının benzeri görülmemiş hızda geliştirilmesinde etkili olan ABD Biyomedikal İleri Araştırma ve Geliştirme Kurumu’na (BARDA) benzer bir rol oynamayı amaçlıyor. BARDA aracılığıyla ABD, Avrupa’ya göre daha hızlı aşılama başlatmasına olanak sağlayan kitlesel Covid-19 aşısı tedarikini hızla sağladı.

ABD’nin Covid-19 aşılarını geliştirmek için aşı dağıtım programı Ward Speed Operasyonu’nun başarısı sadece 12 milyar dolardan fazla bütçesinden değil, aynı zamanda temel araştırmadan büyük ölçekli üretim ve dağıtıma kadar aşı değeri zinciri boyunca attığı adımların bütünleşmesi ve koordinasyonu sayesinde olmuştur. Bu strateji, önemli risk üstlenmenin kamu ve özel sektör arasında paylaştırılmasını gerektirmiştir.

Warp Speed Operasyonu’nun yönetiminin, aşı biliminde deneyimli üst düzey bir ilaç şirketinde yöneticilik yapmış, ayrıca ABD ordusunda lojistikten sorumlu üst düzey General Gustave F. Perna’ya verilmesi, bu planın başarısındaki diğer belirleyici unsur olmuştur. AB’nin iddiası, Avrupa’da bu tür bir girişimi yeniden başlatmaksa, yeterli mali kaynakları seferber etmenin önemli bir engel olacağı -belki de en büyüğü değil- açıktır.

Bunun yerine temel zorluk, HERA’ya operasyonlarının ihtiyaç duyacağı çevikliği sağlamak amacıyla yeterli özerkliği garanti etmek için Avrupa Komisyonu ve üye ülkeler arasında bir anlaşmaya ulaşabilmesi olacaktır. Yakında, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından başlatılan Avrupa Yenilik Konseyi (EIC) pilot programı, bu bağlamda ilginç bir model sunabilir. Avrupa Yatırım Bankası, EIC ile birlikte piyasaya çıkacak bir sonraki Covid-19 aşısı CureVac konusunda bir Avrupa zemini oluşturmasını mümkün kılacak.

Yeni kuruluşun şekli ne olursa olsun, Avrupalı liderlerin, bölgenin Covid-19 aşılama çalışmasını acilen hızlandırması gerekiyor. Ayrıca onların, her yerdeki insanların çıkarına olmak için Avrupa’da ilaçla ilgili bir yeniliği desteklemek amacıyla iddialı bir stratejiyi tanımlaması gerekiyor.