Gazeteci Yusuf Özkan, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu ve Avrupa gündemindeki gelişmeleri değerlendirdi.

Mutfak-politika ilişkisinin yüzyıllardan bu yana toplumlarda en fazla tartışılan konuların başında geldiğini belirten Özkan, “‘Ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin’ ya da ‘geçim sıkıntısını azaltmak için porsiyonları küçültün’ gibi tartışmalar yüzyıllardır halkların, toplumların gündeminde. Avrupa’da da benzer bir tartışma şu sıralarda gündemde. Ancak bu biraz politikanın dışında. Uzun yıllardır mucizevi besin maddesi olarak bilinen bal ile ilgili. Avrupa’da bilim insanları ve beslenme uzmanlarının yaptıkları araştırmalar aslında bal ile ilgili birçok bilginin gerçeği yansıtmadığı yönünde. Örneğin, balın şekerden çok daha sağlıklı çok daha yaralı bir besin maddesi olduğuna inanılardı. Fakat Avrupa’da yapılan araştırmalar bunun çok da doğru olmadığını ortaya koyuyor. Bilim insanlarına göre kimyasal olarak bal, glikoz ve fruktoz da içeren sofra şekerine çok benziyor. Asıl fark balın dörtte bir oranında su içermesi. Şekerde bu oran daha az. Yüzde bir oranında su içeriyor. Bunun dışında çok fazla bir farkı da yok. Balın doğal bir besin maddesi olduğuna inanılıyor fakat bilim insanlarına göre şeker de öyle. ‘Şeker kamışından ya da şeker pancarından üretilen şeker de doğal bir madde. Bal, şekerden iyi demek çokta doğru, gerçek bir yaklaşım değil. Aslında birbirlerinden çok da bir farkı yok diyor’ bilim insanları. Balın her derde deva olduğu sağlık kaynağı olduğu inanışı, bilim insanlarına göre bu da efsane. ‘Bu da bir masal. Gerçeği çok fazla yansıtmıyor. Çünkü özellikle balın B3, B6 vitaminleri, demir, fosfor, magnezyum ve bakır içerdiği doğru fakat bu miktarlar çok düşük’. Yani baldan yeteri düzeyde bu miktarları alabilmeniz için kilolarca yemeniz lazım. Bu da sağlık açısından da lezzet açısında da olabilir bir durum değil. Bu nedenle balın sağlık, şifa kaynağı olduğu safsatadan öteye geçmiyor diyor bilim insanları.” açıklamasında bulundu.

AVRUPA ADALET DİVANI’NA TAŞINAN TİCARİ MARKA TARTIŞMASI

Gazeteci Yusuf Özkan, Avrupa’da yaşanan ve hatta Avrupa Adalet Divanı’na kadar taşınan ticari marka tartışması ile gelişme için de şunları söyledi:

“Avrupa Birliği’nin (AB) en üst yargı kurumu olan Avrupa Adalet Divanı’nı da bir süredir meşgul eden bir konu var. Teneke kutularda satılan içeceklerin üst kısmanda buluna halkayı açtığınızda bir ses çıkar. Bu ses ticari marka olur mu, olmaz mı? Tartışma bunun ile ilgili. İrlandalı içecek kutusu ve şişe üreticisi bir firma bu sesi kendi ticari markası yapmak için bir süre önce kolları sıvadı. Bunun için de AB Fikri Mülkiyet Ofisi’ne (EUIPO) başvuruda bulundu. Hatta markayı temsil edecek bir ses klibi de hazırladı. Ancak EUIPO bunu reddetti. Çünkü sektördeki diğer ürünlerden ayırt etmesini sağlayacak bir durum olmadığını, bunun bir anonim ses olduğunu belirtti. Karar, yargı sürecinde temyiz aşamasına geldi. Temyiz için de Avrupa Adalet Divanı Temyiz Dairesi’ne geldi. Daire de buna ilişkin uzun oturumlar, tartışmalar sonucunda kararını verdi ve İrlandalı firmanın başvurusunun reddedilmesine karar verildi. Yani ‘Bu ses anonim ve kimseye mal edinilemez. Bu nedenle de ticari marka haline getirilemez.’ denildi. Bu nihai kararla da konu kapanmış oldu.”