Global Times / Ai Jun

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in geçen hafta çarşamba günü yaptığı 2021 yılı Birliğe Sesleniş Konuşması (SOUA) blokun, Avrupa Birliği’ni (AB) jeopolitik bir güç haline getirmek için gerçekçi olma zamanının geldiğinin vaadi olarak görülebilir. 

2020 yılındaki, birçoğu salgınla mücadeleyle ilgili olan SOUA ile kıyasla bu yıl Covid-19 salgını artık yoğun bir konu değil. AB üyeleri arasında bir dizi koordinasyon planları ve küresel iş birliği konularındaki teklifler öne çıktı. AB, devam eden ekonomik baskıyı dikkate almaksızın güvenini yeniden kazandı.

AB’nin koronavirüs salgınıyla mücadeledeki başarılarını takdir eden Von der Leyen, yeni Avrupa Çip Yasası, yeni Sosyal İklim Fonu, yeni Afganistan Destek Paketi’ni duyurdu, AB’nin bir Avrupa Savunma Birliği’ne ihtiyacından bahsetti ve AB’nin Küresel Geçit olarak yeni bir bağlanırlık stratejisini açıkladı. “Yeni bir aşırı rekabet edebilirlik çağına giriyoruz” diyen Von Der Leyen, Avrupa’nın “daha aktif bir küresel oyuncu” haline geleceğini iddia etti.  

VON DER LEYEN: “YENİ BİR AŞIRI REKABET EDEBİLİRLİK ÇAĞINA GİRİYORUZ”

AB artık büyük bir ekonomik güç olmaktan tatmin olmuyor. AB, dünyada stratejik olarak özerk jeopolitik güçlerin çok önemli bir kutbuna dönmeyi umuyor. Bu, Von der Leyen’in göreve başladıktan kısa süre sonra “jeopolitik komisyona” liderlik etmeye yemin ettiği zaman işaret ettiği vizyondur. 

En önemli örneği, AB’nin kendi savunma kapasitesini destekleme isteğini defalarca dile getirmesidir. Çarşamba günkü konuşmada, “Avrupa yapabilir, açıkça yapmalıdır ve kendi başına daha fazlasını yapmak için hazırdır” diyen Von der Leyen, AB Konseyi’nin yaklaşmakta olan Fransa başkanlığında bir “Avrupa savunma zirvesi” toplayacağına işaret etti. 

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’dan çekilişi, AB için savunmasını güçlendirmede ileri doğru büyük bir adım atması için açık bir hızlandırıcı oldu. Avrupa sadece çekilmeye değil, çekilmenin yapılış biçimine de karşı. Daha da önemlisi birçok Avrupalı, Afganistan’dan çekilmenin ABD’nin soyutlanma politikasına dönüşün ve giderek güvenilmez olmasının bir işareti olduğuna inanıyor. Çin Sosyal Bilimler Akademisi Avrupa Çalışmaları Enstitüsü Direktörü Feng Zhongping, Global Times’a verdiği demeçte, bu yüzden Avrupalıların Washington’a bağımlılığını azaltmak istediğini söyledi.

AB ve ABD, küresel ilişkilerde, özellikle Çin stratejisinde benzer şekilde koordine olmuş gibi görünebilir, ancak onların arasındaki ayrılıklar büyüyor.

Çin Çağdaş Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde araştırma görevlisi Sun Keqin, Global Times’a yaptığı açıklamada, AB’nin Batı’nın küresel düzendeki avantajını protesto etmek isterken, ABD’nin kendi egemenliğini sürdürmeyi amaçladığını vurguladı. Ekonomik olarak Washington, Çin ile “bağlaşımı kesmeyi” teşvik ederken, birçok Avrupa ülkesi ise sadece kendi kalkınma fırsatlarını ve pratik çıkarlarını feda edecekleri için bu çağrıya karşı çıkıyor. 

ABD’YE GÜVEN AZALIYOR

ABD Başkanı Joe Biden Transatlantik ilişkilerindeki yaraları iyileştirmeye çalışıyor, ancak çok azını başardı. Kuzey Akım 2 projesinden İran politikasına kadar fikir ayrılıkları devam ediyor. AB’nin değer diplomasisi ivme kazanıyor gibi görünebilir. Örneğin, Von der Leyen geçen hafta Çarşamba günkü konuşmasında isim vermeden, zorla çalıştırmayla üretilen ürünlere yasak getirilmesini önerdi. Aynı gün yerel saatle ABD, Hint-Pasifik’te devriye gezmesi amacıyla Avustralya’ya nükleer enerjiyle çalışan bir denizaltı filosu verilmesi için Avustralya, Birleşik Krallık ve ABD arasında üçlü güvenlik ortaklığı olan AUKUS’un kurulduğunu açıkladı. Aynı zamanda Çin’in adı geçmedi, ancak herkes yeni ittifakın hedefinin kim olduğunu biliyor. 

Bununla birlikte iki vakanın aynı günde meydana gelmesi sadece bir tesadüf olabilir. Sun, AB’nin Çin hakkındaki sert söyleminin artabileceğini, ancak ABD’nin yaptığı gibi fazla aşırıya gitmeye cüret etmeyeceğini belirtti. Bazı gözlemciler, AB’nin Çin’e yönelik politikasının Almanya Başbakanı Angela Merkel’in görevinden ayrılmasından sonra değişip değişmeyeceği konusunda da endişeliler. Feng’e göre, gelecekteki koalisyon hükümetinde en az bir büyük siyasi parti olacağı ve büyük bir parti huzur bozucu adımlar atmayacağı için, “hükümet seviyesinde bir U dönüşü olmayacak.” Avrupa diplomasisi iki çark tarafından yönlendiriliyor; çıkarlar ve değerler. Değer diplomasisi çıkarları etkilediği zaman sürekli değişen bir etki ortaya çıkacaktır. 

Batılı medya kuruluşları Küresel Geçit hakkında haber yaptığı zaman, onun amacının Çin’in önerdiği Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne karşılık vermek olduğunu iddia etme eğilimdedirler. Bu kısmen doğru olabilir. Fakat şu gerçeği gözünüzden kaçırmayın. AB, ABD’nin başlattığı “Daha İyi Bir Dünyayı Yeniden İnşa Et” girişimine güvenmekle ilgilenmiyor, kendi “Kuşak Yol İnisiyatifi”ni istiyor. AB’nin bir jeopolitik güç olma amacı sadece büyük güç rekabeti çağına bir yanıt değil, aynı zamanda ABD’ye olan güvenin kaybolmasının sonucudur. Onlar ittifak çerçevesinde iş birliğini sürdürecekler. Ne yazık ki, bu çerçeve giderek çürüyor.