Haber: Mehmet Emre Öztürk

Kısa süre önce gerçekleşen gayriresmi QUAD zirvesi ile Hint-Pasifik’te yeni bir sürecin başlayacağı konuşulanlar arasında. Bu gündemi yakından takip eden Avrupa Birliği (AB), ise Hint-Pasifik stratejisini yenileme yolunda ilerliyor. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell tarafından kaleme alınan makalede AB’nin Hint-Pasifik’teki stratejik yaklaşımının nasıl olması gerektiği gündeme getirildi.

Dünyanın ağırlık merkezinin Hint-Pasifik’e kaymaya başlamasının yıllar önce başladığı ancak pandeminin bu süreci hızlandırdığı belirtilen makalede, “AB olarak, jeopolitik ve jeoekonomik sonuçlara bakmalı ve Hint-Pasifik’e yaklaşımı benimsemeliyiz. Bölgede büyük bir hissemiz var ve bölgesel düzeni açık ve kurallara dayalı tutmak için üzerimize düşeni yapmalıyız.” ifadelerine yer verdi.

ÇİN İLİŞKİLERİNDE YENİ BİR DURUŞ MU SERGİLENECEK?

Çin ile ilişkilerin yeniden dengelenme sürecinde olduğuna değinen Borrell, Asya’nın geri kalanıyla da ilişkilerini geliştirmek istediklerinin altını çiziyor. Çin’i “ortak, yarışçı ve rakip” olarak tanımlayan Borrell şu satırlara yer veriyor:

“Çin ile karmaşık ve zorlu bir gündemimiz var. Fakat, bu büyük gücü görmezden gelmek mantıklı olmadığı için Çin ile temas kurmalıyız. İkili ve çok taraflı gündeme ilişkin AB mesajlarını iletmek için Dışişleri Bakanı Wang Yi ile yakın temas halindeyim. Mart ayında Başkan Ursula von der Leyen ile birlikte, AB’nin Çin politikası hakkında Avrupa Konseyi’ne bir rapor sunacağım. Temel olarak Çin stratejimiz, küresel ilgi alanlarıyla ilgilenirken çıkarlarımızı ve değerlerimizi korumakla ilgilidir. Aynı zamanda kendi gücümüzü artırmamız ve belirli güvenlik açıklarını azaltmamız gerektiğini de kabul etmeliyiz. Nihayetinde Beijing’in yaptığı seçimler ilişkimizin doğasını ve derinliğini etkileyecektir. Asya büyük ve çeşitlidir. Sadece Çin’i görmeye indirgenmemelidir. Son yıllarda Japonya, Hindistan, Güney Kore, ASEAN, Avustralya ve Yeni Zelanda ile bağlarımızı güçlendirdik ve çeşitlendirdik. Geleneksel güçlü ekonomik ilişkilerimizi ve güvenlik politikasında daha fazla iş birliği yaptık.”

HİNT-PASİFİK’TE AB STRATEJİSİ NASIL OLACAK?

Borrell’e göre Hint-Pasifik birçok yönden dünyanın ekonomik ve stratejik ağırlık merkezini temsil ediyor. AB’nin bölgeye ticaret, yatırım ve güvenlik yoluyla bağlılığı ise öne çıkarılanlar arasında.

AB yüksek temsilcisinin “Özgür ve Açık Hint-Pasifik” satırlarına yer vermesi, bölgede Japonya ve ABD ile aynı misyonu üstleneceğinin habercisi olarak yorumlanabilir. Borrell’in isim vermeden “ilginç” olarak yorumladığı Japonya tutumları ise şöyle:

“Hint-Pasifik, küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 62’sini temsil eden, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerine ev sahipliği yapmaktadır. AB ihracatlarının en büyük ikinci destinasyonudur. Bunun yanında ilk 10’nda yer alan AB ticaret ortağının dördüne ev sahipliği yapmaktadır. Dolayısıyla, AB’nin Hint-Pasifik bölgesinde büyük bir payı var. AB olarak, paylaştığımız temel değerleri ve ilkeleri teşvik etmek için birçok ortakla çalışmak istiyoruz. Japonya Dışişleri Bakanı Motegi Toşimitsu’nun ocak ayında AB Dışişleri Konseyi’ne katılması bu ortak girişime iyi bir örnektir. Bakan, Japonya’nın ‘Özgür ve Açık Hint-Pasifik’ vizyonu, deniz güvenliğinden kurallara dayalı ticaret ve borç tuzaklarından kaçınmaya kadar pek çok ilginç konuda AB-Japonya iş birliğinin kapsamı üzerine sununlar yaptı. AB ve Japonya’nın iş birliğini yoğunlaştırma konusunda çalışması gereklidir.”