İngiltere ve Avrupa Birliği (AB) arasında Covid-19 aşıları ile ilgili tartışma her geçen gün daha da artıyor. Gerginlik öyle bir boyuta vardı ki, İngiliz hükümeti, ihracat yasağı tehdidinde bulunan AB ülkelerine, AstraZeneca aşılarını gönderilmesinin beklenmediğini duyurdu.

Aşılamanın yoğun şekilde sürdüğü ülkede Başbakan Boris Johnson, tüm yetişkinlere eylül ayına dek ilk aşı dozunun yapılacağını söyledi. Ancak Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yıl sonuna kadar dünya çapında “adil bir aşı dağıtımı olması” gerekliliğinin altını çiziyor. Diğer yandan, İngiltere Kabine Ofisi Bakanı Michael Gove, AB ile AstraZeneca arasında Covid-19 aşı tedariki konusunda çıkan anlaşmazlığın yol açtığı durum hakkında “İlişkilerin sıfırlanmasına ihtiyacımız var.” dedi ve AB liderlerinin, İngiltere’ye aşı tedarikini durdurmak için Brexit anlaşmasının bir maddesini kullanmaları konusunda “hata yaptıklarını” ifade etti. Gove ayrıca İngiltere’nin aşı tedarikinden “emin” olduğunu ve programının planlandığı gibi devam edeceğine de vurgu yaptı. Bu noktada hatırlatmakta fayda var, İngiltere’de aşılama süreci tam da Gove’un sözlerine doğrular şekilde devam ediyor. Güncel verilere göre, ülkede cumartesi günü yarım milyondan fazla kişiye koronavirüs aşısı yapıldı.

İNGİLTERE VE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA AŞI TARTIŞMASI

Covid-19 aşılarının hızla piyasaya sürülmesi AB için kritik öneme sahip. AB ülkelerine baktığımızda en iyi performans gösteren ülkenin Danimarka olduğu görülüyor. Avrupa Komisyonu, 80 yaşın üzerindekilerin yüzde 80’inin ve AB’deki sağlık çalışanlarının yine yüzde 80’inin mart ayına kadar, yetişkin nüfusun yüzde 70’inin yaza kadar aşılanmasını hedefliyor. Fakat burada asıl sorun, aşı eksikliği. Örneğin, Danimarka bile arz yetersizliği nedeniyle kampanyasını yavaşlattı. Yavaşlamadaki dikkat çeken etkenlerden biri, AB’nin sağlık üzerinde olumsuz yan etkiler olması durumunda sorumluluğun ilaç şirketlerinde olacağı konusunda ısrar etmesiydi. Özetle gelinen noktada AB’nin önceliği, aşı arzını artırmak için tüm mali ve siyasi kaynakları seferber etmek olmalı.

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE AŞILAMA YAVAŞLADI

AB, aşılamanın yavaşlaması sebebiyle baskı altında. AB’nin mart ayı sonuna kadar AstraZeneca firmasından beklediği 100 milyon doz aşının yalnızca dörtte birini alabileceği anlaşılıyor. Bu gecikme şüphesiz milyonlarca kişinin hayatını etkileyecek. AB Konseyi Başkanı Charles Michel, geçen hafta yaptığı açıklamada, aşı sevkiyatındaki gecikme sorununun çözülmesini umut ettiğini belirtti.

Astra Zeneca ile Pfizer-BioNTech Avrupa’da üretim yapıyor. Moderna ise Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dışındaki ülkeler için ürettiği aşıların son hazırlıklarını İspanya’da yapıyor ama aşı, AB üyesi olmayan İsviçre’de üretiliyor. Bu arada AB, birlik üyesi ülkelerin ihtiyacı olan aşıların arzını geciktiren ilaç şirketlerinin, birlik dışındaki ülkelerin siparişlerini tamamlamak için, AB sınırları içinde üretilen aşıları ihraç edip etmediğini denetlemek istiyor.  AB aşı tedariki için blok sipariş vererek sorun yarattı. Aşı temini, AB süreçlerinden geçti ve yüksek kaliteli sözleşmeler usulüne uygun olarak imzalandı, ancak tüm bu süreç işlerken zamanın ne kadar değerli olduğu unutuldu.

Unutmamalıyız ki, “aşı milliyetçiliği” ve “korumacılık”, salgının kontrol altına alınmasına yardımcı olmayacaktır. İster ulusal düzeyde, ister AB düzeyinde olsun, alınan kararlar tüm dünyayı etkiliyor. “Korumacılık” uzun vadede yarardan çok zarar verecektir. AB, Covid-19 aşı ihracat kontrolleri konusundaki stratejisini acilen yeniden düşünmelidir.

Tuğçe Akkaş