Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi, geçen hafta Belçika’nın başkenti Brüksel’de yapıldı. İki gün süren toplantılarda gündemde Türkiye de vardı. Kısa periyotlarla düzenlenen AB Zirveleri’ne Türkiye açısından baktığımızda önceki zirvelerdeki gibi son zirvede de somut bir ilerleme görülmedi. Zira çok küçük farklılıklar dışında geçmişten aşina olduğumuz benzer ifadeler bu bildiride yeniden karşımıza çıktı.

Bildiride, Türkiye’nin tam üyelik hedefine yönelik bir açıklama bulunmazken Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de tek taraflı hareketlerden uzak durmasına vurgu yapılıyor. Açıklamada, ayrıca Kıbrıs sorunundaki hassasiyeti artan bir AB görülüyor. Kararlarda az da olsa hareketlilik gözlenen bir nokta, Suriyeli mültecilerle ilgili. AB, Türkiye’de sayıları 4 milyona yaklaşan Suriyeli mülteciler için daha önce 2016 yılındaki 6 milyar Euro’ya ek olarak, 3 milyar Euro tutarında yeni bir mali paketin verilmesi konusunda anlaştı. Ancak bu miktarın gönderilmesi için AB Konseyi ve AB Parlamentosu’nca onaylanması gerekiyor. Zirvede dikkat çeken bölümlerden bir diğeri de Türkiye’de hukuk ve insan hakları alanlarındaki sorunların çözümü yönünde bir ilerleme görülmediğinin kayda geçirilmesi oldu.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINDAN AVRUPA BİRLİĞİ KARARLARINA TEPKİ

Dışişleri Bakanlığından zirve ile ilgili yazılı bir açıklama yapıldı. Açıklamada Brüksel’de gerçekleştirilen zirvede “Türkiye” başlığı altında kabul edilen kararların, beklenilen ve gereken adımları içermekten uzak olduğuna vurgu yapıldı.

AB Liderler Zirvesi sonrasında düzenlenen basın toplantılarına değinirsek, örneğin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, son haftalarda Türkiye ile gerilimin azaldığını ancak Avrupa ülkeleri olarak ihtiyatlı kalmaya devam edeceklerini belirtti.

Almanya Başbakanı Angela Merkel ise, “Bugün Türkiye ile ilişkiler konusunda kapsamlı bir tartışma yürüttük. Komisyon bize burada mülteci anlaşmasını ne şekilde uzatabileceğimiz konusunda bir rapor sundu. Bunlar şimdi resmen onaylanacak. Biz bu raporu kabul ettik. 3 milyarlık ek bir kaynak aktarımı söz konusu.” dedi ve Türkiye ile ilgili olarak Gümrük Birliği çalışmalarına da devam edileceğini ve bunun karşılığında da Türkiye’den yapıcı tutumuna devam etmesini istediklerini kaydetti. Öte yandan bir önemli nokta da Merkel’in Macron’un da desteğini alarak, Rusya lideri Vladimir Putin’in katılacağı bir AB Zirvesi gerçekleştirilmesini önermesiydi. Bu fikir, Baltık ülkeleri ve Polonya başta olmak üzere AB ülkeleri genelinde soğuk karşılandı. Bunun nedeni Merkel’in son zirvesi olması. Almanya’da eylül ayında yapılacak genel seçimlerde Merkel bir daha aday olmadı. Merkel, İktidarının son yıllarında Türkiye konusunda farklı bir duruş sergileyerek, AB-Türkiye ilişkilerinin kopmaması için hassasiyet gösterdi. Öyle ki, Aralık 2020 ve Mart 2021’deki AB Zirveleri’nde de bunu bizzat kanıtladığını söyleyebiliriz.

AB LİDERLER ZİRVESİ’NDE TEMEL PROBLEMLER GÖZ ARDI EDİLDİ

Geçmiş yıllarda Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerde bazı dönemlerde ciddi sorunlar yaşandı. Ankara’nın Doğu Akdeniz’de doğal gaz arama çalışmaları, Birlik üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan ile Türkiye arasında gerginliklere neden olmuştu. Zirve’ye katılan liderler, doğal gaz geriliminin azalmasından memnun olduklarını dile getirirken, geçen nisan ayında Cenevre’de yapılan gayriresmi Kıbrıs görüşmelerinin “resmi görüşmelere yeniden başlanmasının yolunu açmadığı için” üzüntü duyduklarını belirttiler.

Özetle, Türkiye ile AB arasındaki temel problemlerin göz ardı edildiği bir zirve sona erdi. AB, Türkiye ile bir kez daha kademeli, geriye dönüşe açık ve dengeli ilişki modeline devam kararı aldı. Bundan sonra sürecin nasıl ilerleyeceğini görmek için ekim ayında yapılacak zirveyi bekleyeceğiz. Belki de Merkel’in ardından gelecek olan yeni dönem aktörleri farklı bir sürece imza atar ve beklenmedik gelişmelere tanıklık ederiz.

Tuğçe Akkaş