CGTN / Freddie Reidy

Avrupa Birliği (AB) liderleri, Covid-19 aşılama programını ele almak ve ilaç üreticilerinin yönetimlerini incelemek için sanal olarak toplanırken, AB, kendi yarattığı Gordion düğümünde bir çıkmaza girmiş görünüyor.

Covid-19 salgını, AB’nin birçok temel ilkesini test etti, dolaşım özgürlüğü, mallar, tıbbi malzemeler ve aşıların tedariki engellerle karşılaştı ve üye devletlerin tek yanlı eylemlerinin kurbanı oldu. Başlarda, salgına karşı mücadelede yavaş bir ilerlemeyle toparlayan AB, aşı programının yaygınlaştırılmasının yanı sıra sertifika ve tedarik konusunda pek çok sorunla karşılaştı. Konunun ayrıca siyasi boyutu da var, yakın zamanda AB’den ayrılan Birleşik Krallık, sürekli olarak bir karşılaştırma noktası gibi görülüyor.

Bir farklılık noktası olarak, AB, özellikle Almanya ve Fransa, yüksek seviyede aşı tereddüdüyle başladı, bu da potansiyel olarak hızlı benimsemeyi engelledi ve Fransa’da halkın yüzde 38’i, aşı olmaya niyeti olmadığını söyledi.

Aşı sertifikası ve tedarikinde gecikmiş başlangıç, Avrupa Komisyonu ve AstraZeneca arasında, sözleşmelerin tam olarak uygulanması ve tedarik zinciri konularında sert tartışmalara öncülük eden eksikliklere sebebiyet verdi. Anlaşmazlık, AB’nin, aşı sevkiyatlarının AB’den çıkmasını önlemek için İrlanda ve Birleşik Krallık sınırındaki acil protokolleri onaylamasıyla diplomatik soruna yol açtı. AB’nin daha sonra geri çektiği bu karar, aralarında Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) de bulunduğu bütün çevrelerden sert eleştirilere sebep oldu ve aşı milliyetçiliği konusundaki kaygıları artırdı.

FRANSA’DA HALKIN YÜZDE 38’İ AŞIYA KARŞI

AB, aşı dozlarını güvence altına almaya çalışırken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, aşının, özellikle 65 yaş üstündekilerde kullanılması halinde “yarı etkili” olduğunu iddia ederek, aşının etkililiği konusundaki soru işaretlerini artırıyordu. Bu ifadeler, Avrupa İlaç Ajansı’nın (EMA), aşının bütün yaş gruplarında etkili olduğu açıklamasından sadece saatler öncesinde kullanıldı. Verdiği hasar, görünüyor gibi olsa da, gizli bir aşı tereddüdü eklendi.

Fransa Sağlık Bakanlığı, aşının “zayıf” olduğunu ve aşılamanın, ülkede vakaların arttığı bir dönemde “yararlı hale getirmeye” niyetli oldukları “imaj eksikliğinin” sıkıntısını çektiğini kabul etti. 

Almanya’da da Oxford Üniversitesi-AstraZeneca aşısı 65 yaş üstüne uygulanmadı. Bu tür politik yaklaşımlar, bir pan-Avrupa aşılama girişimine sahip olma konusunda ciddi sorulara yol açıyor, ancak çifte sertifikalandırma ile.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ustaca örneklerle, “aşının dikkatlice incelendiğini, güvenli ve etkili bulunduğunu ve onaylandığını” tekrarladı. Von der Leyen, “AstraZeneca aşısını bir saniye bile düşünmeden alacaklarını” söyleyerek, sözlerine devam etti.

Bu arada Almanya Başbakanı Angela Merkel, “önerilen yaş grubuna ait olmadığı” için aşıyı örnek olarak almayacağını kabul etmek zorunda kaldı. Hiç şüphesiz, bu şüpheleri daha da artırdı.

Sadece haftalar önce, birçok Alman siyasetçi aşı ihracatları konusunda sıkı kontroller yapılması çağrısında bulunurken, Robert Koch Enstitüsü, geçen hafta teslim edilen 1,5 milyon doz aşıdan sadece 187 bininin kullanıldığını bildirdi.

AVRUPA BİRLİĞİ AŞI TEREDDÜDÜNÜ ÖNLEMELİ

Siyasi gerilim ayrıca sürekli görünebilir, belki de daha tarafsız mesajları önleyebilir. Birleşik Krallık, hızlı aşılama sayesinde karantina önlemlerini hafifletme planlarını açıkladığında, Alman gazetesi 23 Şubat’ta, “Sevgili İngilizler, sizlere imreniyoruz!” başlığıyla çıktı. Başbakan Merkel ise ufukta daha fazla kapanma önlemleri olduğunun işaretini verdi.

Eşitliği sağlamak adına Fransa’nın AB Bakanı Clement Beaune, France2 TV’ye verdiği demeçte, “İngiliz nüfusunun yüzde 25’inin aşılandığı söyleniyor, bu doğru değil.” dedi. Beaune, “Tam olarak aşılanan (iki doz) insan sayısına baktığımızda Birleşik Krallık, AB’deki birçok ülkenin gerisinde.” diye sözlerine devam etti.

AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen, aşılar arasındaki gecikmenin “riskli” olduğunu belirtti. Bu ayırımlar, Oxford Üniversitesinin, aşılar arasındaki gecikmenin etkililiği, altı haftada yüzde 55’ten 12 hafta sonra yüzde 81’e çıkardığını gösteren çalışmasıyla çelişiyor.

Brexit sonrası siyasi entrikalar ve AB’nin karşı karşıya kaldığı bürokratik engellerin ötesinde, daha büyük sorun, Batılı ülkelerin salgını, Çin, Singapur ve Vietnam gibi birçok Asya ülkesi gibi aynı ölçüde etkili yönetmede başarısız olmasıdır. Etkili bir aşı uygulamasına böyle bir ayrıcalık veren bu başarısızlıktır. 

Bununla birlikte, mevcut birçok sorunun tamamen önlenebilir olduğu görülüyor. AB, bu yüzden mesajlarını hızla netleştirmeli ve yaşamları ve daha geniş toparlanmayı riske atacak yaygın aşı tereddüdünü önlemelidir.