Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) teröre, ayrılıkçı hareketlere verdiği destek bilinir. Bu örgütleri hem hedefindeki ülkelere karşı kullanır hem de birbirlerine karşı. Örneğin, PKK-PYD-YPG terör örgütünü hem Türkiye’ye karşı kullanmaktadır hem de yine ABD yapımı olan IŞİD terör örgütüne karşı. Böylelikle hedefindeki ülkeyi zayıflatır, istikrarsızlaştırır ABD. Terörü bahane ederek, askeri yığınak yapar. Saldırır, işgal eder. Nitekim Afganistan, Irak ve Suriye’ye, bu ülkelerin, ABD karşıtı terör örgütlerini desteklediğini iddia ederek çullanmıştır. O yüzden terör örgütlerinden asla vazgeçmez. Elinin altında işlevsel bir aparat olarak bulundurur. Denetler, yönlendirir, kullanır. Fazla yıprandıkları zaman da ya tasfiye eder veya isim değişikliğine gider.

Türkiye’yi, ülkemizin özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesi üzerinden; Irak’ı, Kuzey Irak üzerinden; Suriye’yi, bu ülkenin kuzeyi üzerinden; İran’ı, bu ülkedeki ayrılıkçı Kürt hareketi üzerinden; Rusya’yı bir zamanlar Çeçen ayrılıkçı hareketi üzerinden; Çin’i Taiwan, Tibet, Hong Kong, Xinjiang-Uygur üzerinden sıkıştırmaya çalışmaktadır ABD. Hedefindeki ülkelerin bağımsızlığı, bütünlüğü, egemenliği ve siyasal birliğini bozmak istemektedir.

Son yıllarda ABD; Suriye’de umduğunu bulamadığı için hem bu ülkeye hem de İran’a karşı, İsrail’i, Suudi Arabistan’ı, Körfez ülkelerini daha çok cepheye sürüyor. Rusya’nın Suriye’deki ve Libya’daki etkisini kırmayı başaramayan ABD; Suriye ve Libya’nın, Rusya’yı ekonomik, askeri, diplomatik olarak yıpratmasını arzuluyor. Bunu yaparken de SSCB’nin Afganistan’daki işgalinin, bu ülkeyi nasıl da yıprattığını, yorduğunu hatırlatıyor.

ÇOK KUTUPLU DÜZEN HERKESİN YARARINA

Dahası var. Türkiye’de, iktidarı ve muhalefetiyle yapısal olan ABD ve NATO bağımlısı siyasetten de yararlanarak, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle, Avrasya’nın büyük güçleriyle, komşularıyla ilişkilerini bozmaya çabalıyor ABD. Türkiye’nin Irak, İran ve Suriye’yle, Çin ve Rusya’yla ilişkileri ne kadar gergin olursa, bunun ABD için o kadar iyi olacağını biliyor. PKK terör örgütünü, bu amaçla devreye sokuyor Türkiye, Suriye ve Irak’ta.

Daha geniş ölçekte Avrasya’ya ilişkin hamleleri de var ABD’nin. Shanghai İş Birliği Örgütü gibi, Çin ve Rusya’nın öncülük ettiği, Avrasya ağırlıklı yapıyı bozmaya gayret ediyor. Rusya’nın öncülüğünde, SSCB’nin dağılmasıyla bağımsızlığına kavuşan ülkelerden bazılarının katılımıyla kurulan Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nün etkin olmasını istemiyor. Kuşak ve Yol İnisiyatifi, Avrasya Ekonomik İş Birliği Örgütü gibi yapıların tökezlemesi için elinden geleni yapıyor.

ABD; kendi nüfuz alanında bir Asya-Pasifik yapılanması için çalışıyor. Bu kapsamda Hindistan’ı öne çıkarıyor. Kısaca QUAD denen, ABD öncülüğünde Hindistan, Japonya ve Avustralya’nın katılımıyla oluşan yapıyı bu kapsamda kurdu zaten. Bu dörtlüye yeni ülkelerin katılması da bekleniyor. Ticari ilişkileri öne çıkaran ASEAN’a (Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği) yönelik artan ABD ilgisini de unutmamak lazım.   

Kavranması gereken şu: Bölgesel ittifaklar geliştikçe hem ABD’nin nüfuzu azalıyor hem de teröre karşı iş birliği güçleniyor.

Barış Doster