CGTN / Hamzah Rifaat Hussain

İngiltere, Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki güvenlik paktı AUKUS’un amacı yerküreyi “Çin yanlısı” ve “Çin karşıtı” iki kampa ayırmak ise, bu strateji başarısızlığa mahkum. Bu kaçınılmaz başarısızlığın kanıtı olarak, dış politikada “bağlantısızlık” önceliğine sahip olan Güneydoğu Asya devletleri, paktın yürürlüğe girmesinden bu yana tekrar edilen gerginliklerin azaltılması ve nükleersizleşme çağrıları yaptılar.

Nükleer teknolojilerin, hassas bilgilerin paylaşılması ve savunma güçlerinde ortaklıkların yayılmasına rağmen, askeri taahhütler bölgede şüpheyle karşılandı. Eğer Avustralya Başbakanı Scott Morrison, ABD Başkanı Joe Biden ve Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson yönetimleri diğer ülkelerin dış politikalarının AUKUS’un kapris ve arzularına göre ayarlanabileceğine inanıyorlarsa, Güneydoğu Asya vakası yanlış olduklarını gösteriyor. Örnek olarak Malezya ve Endonezya’yı ele alalım. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) üyesi iki devletin bu paktın, bölgede ASEAN’ın istikrarının temeli olan ticaretin rahat akışını engelleyebilecek ve ekonomik refahı riske atacak bir silahlanma yarışını tetikleyeceği hakkında endişelerini bildirmeleri sadece günler aldı.

GÜNEYDOĞU ASYA DEVLETLERİNDEN GERGİNLİKLERİN AZALTILMASI ÇAĞRISI

Hem Cakarta hem de Kuala Lumpur’un bu güvenlik paktının barış karşıtlığı ile yüklü olduğunu ve tamı tamına Batılı güçlerin yükselen Çin’e karşı çıkma gösterisi olduğunu kabul ettiklerine dikkat edin. ABD’nin 20 yıllık Afganistan savaşının sonrası gibi dünya ölçeğindeki olayların Washington’ın müttefiklerinin ortak olarak destekledikleri hatalı müdahale doktrinlerinin ürünü olduğu konusunda artan bir kavrayış var. Başkan yardımcısı Kamala Harris gibi Biden yönetimi yetkilileri ve Güney Doğu Asya turu sırasındaki Çin karşıtı konuşmalarına tam da bu nedenle hiçbir ASEAN üyesi devlet karşılık vermedi.

Bölgedeki ek bir nükleer boyutun sadece, daha fazla askeri yığınak ve yanlış hesaplama riskinin yüksek olması nedeniyle komşuluğa zarar veren emperyalist tasarılar ve büyük güç rekabetinin peşinden koşulduğu anlatılarını güçlendirecektir. Bu ayrıca Avustralya’nın en güçlü müttefiklerinden biri olan Singapur’un Canberra’nın nükleer güçle çalışan bir filo sahibi olma planının tamamıyla ilgili neden endişeli olduğunu da açıklar. Singapur ya da hatta başka bir devlet paktı rahatsız edici diye suçlaması kınanabilir mi? Yanıt “Hayır”dır.

UMUTSUZ GİRİŞİM “AUKUS”

Nükleer güçle çalışan denizaltılar nükleer silah programının daha da geliştirilmesi olmadan elde edilemez ki, bunun uluslararası ve tarihsel olarak tartışmalı olduğu kanıtlanmıştır. Bu ayrıca Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme ve Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması’na da karşıdır. Son anlaşma 2021’de yürürlüğe girdi ve Avustralya bunu imzalamadı. Anlaşmanın merkezi ilkeleri bütün üye ülkelerin nükleer silahları deneme, elde etme, alma veya depolamadan kaçınmalarını zorunlu kılıyor ama Morrison yönetimi anlaşmanın Avustralya’nın güvenlik amaçlarına ve bir nükleer devlet olan ABD ile ittifakına aykırı olduğunu açıkladı. Dolayısıyla, aşırı yayılma ve bölgede caydırıcılık denklemindeki kötüleşme ile ilgili endişeler sağlam temellere dayanmaktadır, mantıklıdır ve ilkelidir.

AUKUS devletlerinin güvenlik paktının Çin karşıtı duygulardan yoksun olduğu şeklindeki garantileri, her bir üye devletin Hint-Pasifik’teki daha önceki dış politikaları dikkate alındığında, kabul görmeyecektir. ASEAN 1995’te Güneydoğu Asya Nükleer Silahsız Bölge Anlaşması’nı imzaladı. Anlaşma bölgenin nükleer silahsız kalmasını amaçlıyor. Ama hiçbir nükleer devlet anlaşmayı imzalamadı. Ayrıca, ABD gibi güçlerin anlaşmadan çok bölge ülkelerinin tarihsel olarak karşı çıktığı askeri yığınak, kuşatma ve yıpratma politikası ile ilgilendiği konuşunda bir anlayış hakim. AUKUS’un Hint-Pasifik’te genel bir kabul göreceğine inanmak basitçe hayalcilik olur. Başından beri, bu pakt bir umutsuz girişimdir.