CGTN / Andrew Korybko

Geçen hafta yeni Avustralya-İngiltere-ABD (AUKUS) üçlü askeri ittifakının açıklanması, bu ülkelerin müttefiki olan ve Canberra’nın Londra ve Washington ile 90 milyar Avustralya dolarlık denizaltı anlaşmasından kayba uğrayan Fransa dâhil bütün dünyada yoğun eleştirilere neden oldu.

Birçok gözlemci haklı olarak AUKUS’un saldırgan biçimde Asya-Pasifik’te Çin’i kışkırtmak anlamına geldiğini belirtti. Bu gözlemciler ayrıca ittifakın, Fransa’nın haberi olmadan bu ittifak görüşmelerini yaparak ve ardından ülke medyasının önceleri “Yüzyılın Anlaşması” dediği denizaltı anlaşmasını iptal ederek Fransa’yı sırtından bıçaklayan Amerika’nın ne kadar güvenilmez olduğunu gösterdiğine dikkat çektiler.

Bütün bunlarla ilgili başka bir analitik düzey daha var ve bu da AUKUS’un Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) emperyalist bir politika uyguladığını teyit etmesidir. Bu sadece bir söylem değil, aksine Avustralya Dışişleri Bakanı Marise Payne’in şaşırtıcı samimi açıklamasına dayanan, gerçeklerin objektif bir yansımasıdır. ABD Dışişleri Bakanlığının yayınladığı, Payne’in Amerikalı meslektaşı ve iki tarafın savunma bakanları ile birlikte katıldığı basın toplantısının tutanaklarına göre, Payne ittifaklarının çağdaş durumunun “ekonomik zorlamaya karşı çıkmak için iş birliği yapmaya çok uygun olduğunu” söyledi. Bu çok güçlü biçimde AUKUS’un Çin’in ekonomik rekabetine askeri bir yanıt olduğunu gösteriyor.

AUKUS, ABD’NİN EMPERYALİST POLİTİKASINI TEYİT EDİYOR

Rus komünist devrimci lider Vladimir Lenin’in en ünlü kitaplarından biri olan, “Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması” emperyalist devletlerin bencil ekonomik amaçlarına kavuşmak için askeri araçları kullandıklarının teorisini yapar. AUKUS örneğinde olan tam da bu, hedefleri Çin’in diğer üç ülke gibi emperyalist bir ülke değil, dünyanın lider anti emperyalist gücü olması dışında. Yine de emperyalizm, kapitalizm ve militarizm arasındaki ilişki halen geçerli.

Ayrıntılı aktarmak gerekirse, Çin’in geçen 40 yıldaki barışçı yükselişi Batı’nın uluslararası ilişkiler ve küresel ekonomi üzerindeki tekeline meydan okudu. Batı, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin koşulsuz kalkınma modelinin diğer ülkeler için, Batı’nın şimdiye kadar olduğu gibi, onları finansal araçlarla artık kontrol edemeyeceği kadar cazip gelmesinden korktu. Onların sıfır-toplamlı sömürü modelleri Çin’in adil oyun temeline dayanan karşılıklı yararlı modeli ile gerçekçi biçimde rekabet edemez, bu da Çin’e karşı son 10 yılın ikinci yarısında neden yoğun bir enformasyon ve ticaret savaşı verdiklerini açıklıyor.

Bu Çin’e karşı geleneksel olmayan saldırgan eylemler dünyayı Çin’e karşı çıkarmakta başarısız oldu ve bu yüzden Batı şimdi Lenin’in emperyalizm araştırmasından stratejik ümitsizlik içinde bir sayfaya başvuruyor. AUKUS’un Avustralya’yı nükleer güçle çalışan bir denizaltı filosuyla donatma öncü projesi yoluyla güç diplomasisine başvurmak, bunun teorik görünümleri tam da Lenin’in yazdığı gibi, bunun tamamen bencim ekonomik amaçlara dayanmasıyla kanıtlanırken, emperyalist saldırganlığın ete kemiğe bürünmüş halidir. Bu politika sadece başarısızlığa mahkum değil, aynı zamanda tarihle örneklerine bakarsak, kıyameti kışkırtma riskine de sahip.

1. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÖNEM İLE BUGÜN ARASINDA BENZERLİK VAR

Lenin’in meşhur kitabı, o zamana kadarki en yıkıcı emperyalist çatışma olan 1. Dünya Savaşı’ndan etkilenmişti. Bu savaştan önce, güç diplomasisi dâhil büyük bir askeri yığınak yapıldı, milliyetçilik savaşın doğrudan kıvılcımı olsa da bunların tamamı asıl olarak ekonomik amaçlıydı.

Şimdi ile o zamanı kıyaslamak ürkütücü, özellikle de Malezya başbakanı AUKUS’un bölgede bir nükleer silahlanma yarışını kışkırtma riski taşıdığını söylemesinden sonra. Bu nükleer faktör ABD’nin milliyetçi bahanelerle Çin’i AUKUS yoluyla ekonomik olarak kuşatma çabalarının 1. Dünya Savaşı’na giden dönemden çok daha tehlikeli olduğu anlamına geliyor.

Batılı emperyalist güçler bir kez daha sıfır-toplamlı ekonomik çıkarlarının peşinden giderken küresel bir yangın riskine alıyorlar. Bu belki de düşünülmeyecek olanların meydana geldiği en kötü senaryoda, kendi yıkımları ile sonuçlanabilir. Dünyanın bütün barışsever insanlarının acilen riskin ne olduğunu kavraması gerekir, çünkü 1. Dünya Savaşı öncesi dönem ile şimdi arasındaki benzerlikler apaçıktır.

AUKUS, ABD’nin Çin’e karşı en son emperyalist saldırganlık biçimidir ve bu, geçen hafta bu konuda övünmekten utanç duymayan Avustralya dışişleri bakanının kendisi tarafından açıklandığı üzere, bencil ekonomik nedenlerle yapılmaktadır.