Haber: Gökhun Göçmen

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere ve Avustralya Asya-Pasifik bölgesinde suların daha da ısınmasına yol açacak yeni bir anlaşmaya imza attı. Üç ülkenin İngilizce kısaltması ile ortaya çıkan AUKUS güvenlik iş birliğini ABD Başkanı Joe Biden, İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve Avustralya Başbakanı Scott Morisson ortak basın açıklaması ile duyurdu. Avustralya Kraliyet Donanması’na nükleer enerjili denizaltılar teslim edecek anlaşma siber güvenlik, yapay zekâ ve kuantum teknolojisi gibi alanları kapsıyor.

Amerikalı yetkililer anlaşmanın üçüncü tarafı hedef almadığını iddia etseler de Beijing yönetimi ittifakın Çin’i çevrelemek için inşa edildiğine şüphe duymuyor. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian, AUKUS platformunun kurulmasının ardından yaptığı açıklamada Washington ve Londra’nın “büyük bir sorumsuzluk” sergilediğini dile getirdi. Benzer şekilde Çin’in ABD Büyükelçiliği de “Üçüncü ülkelerin çıkarlarını hedef alan dışlayıcı bloklar kurulmamalı. Üç ülke, Soğuk Savaş dönemi düşünce şeklinden ve ideolojisinden kurtulmalı.” çağrısında bulundu.

AVUSTRALYA YOL AYRIMINA GELDİ

AUKUS platformunu Beijing yönetimine karşı bir ittifak olarak tanımlayan Çin’in Global Times gazetesi ise nükleer gerilim sinyali verdi. “Küresel bir kaosa kim daha fazla dayanabilir? Çin mi yoksa onlar mı?” sorusunu yönelten gazete, “Batılı askerler arasında Güney Çin Denizi’nde hayatlarını ilk kaybedenler büyük ihtimalle Avustralyalılar olacak.” satırlarını aktardı.

ABD ve İngiltere’ye nazaran “orta ölçekli güç” statüsünde yer alan Avustralya’nın pozisyonunu CRI Türk için yorumlayan Dr. Altay Atlı, denge siyasetindeki kırılmaya işaret etti. Avustralya’nın güvenlikte ABD’ye, ticarette ise Çin’e bel bağladığını hatırlatan Dr. Altay Atlı’ya göre, büyük güç rekabeti Asya-Pasifik’te ülkeleri taraf seçmeye zorluyor. Dr. Altay Atlı, Canberra yönetiminin böylesine bir tercihin “maliyet ve faydaları” konusunda hesaplama yaptığından emin değil.

DOSTLUK GALASI BAŞLAMADAN BİTTİ

ABD, İngiltere ve Avustralya’nın anlaşması sadece Beijing’de değil, Paris’te de öfke dalgası yarattı. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian,  2016 yılında Avustralya ile imzalanan ve 12 denizaltı inşasını öngören 43 milyar dolarlık anlaşmanın kenara atılmasını “Sırtımızdan bıçaklandık” sözleri ile eleştirdi. Drian ulusal bir radyo kanalına verdiği demeçte ABD Başkanı Biden’ın selefi Donald Trump’ı anımsattığını belirterek “Öfkeliyim, bunlar müttefikler arasında olamaz.” değerlendirmesinde bulundu.

Fransa, Washington’da düzenlenecek ABD ile dostluk galasını iptal ederken, Beyaz Saray yönetimi tepkileri dindirmek için harekete geçti. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Fransa’nın “hayati bir müttefik” olduğunu ileri sürdü ve Hint-Pasifik bölgesinde her türlü iş birliğine açık olduklarını savundu.

TARİHSEL UZLAŞMAZLIĞIN SON ÖRNEĞİ

Washington’dan gelen açıklamaların Paris’te nasıl yankılanacağı belirsizliğini korurken CRI Türk’e konuşan Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, taraflar arasındaki husumetin tarihsel boyutuna dikkat çekti.  41 seneye yaklaşan diplomasi hayatında Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği görevinde de bulunmuş olan Özülker “Fransa tarih boyunca ABD’nin Avrupa’ya müdahalesinden rahatsız oldu ve politikasını Anglo-Sakson karşıtlığı üzerine temellendirdi.” dedi. ABD ile Fransa hattındaki “limoni ilişkilerin” Trump döneminde de NATO üzerinden devam ettiği anımsatan Emekli Büyükelçi Uluç Özülker, gerilimin güncel boyutlarına dair ise şu bilgileri verdi:

“Amerika 1924 buhranının ardından 1934 sonrasında dünyaya silah satmaya başladı ve buradan muazzam gelirler elde etti. Dünyanın 1 numaralı silah ihracatçısı olan ABD’de silah lobileri oldukça güçlü durumda. Bugün de ABD, bir yandan Asya-Pasifik bölgesinde Çin’i kuşatmak için bu ülkelerle ilişki kurarken diğer yandan da silah ihracatını artırmış oluyor. Fransa’da tıpkı Amerika gibi fevkalade merkantalist bir ülke. Avrupa’da kara kuvvetleri bakımından en güçlü ülke ve aynı zamanda birçok ülke ile silah anlaşması var. Örneğin, Yunanistan’ın nasıl ödeme yapacağına bakmadan bu ülkeye 18 adet Rafael tipi uçak sattı. Avustralya özelinde yaşananlar da bunun bir yansıması.”

FRANSA’NIN ASYA’DAKİ VARLIĞI SANILANDAN DERİN

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Terörizm ve Terörizmle Mücadele Araştırmaları Merkezi Başkanı Ünal Atabay’a göre ise Paris yönetiminin AUKUS anlaşmasına yüksek perdeden karşılık vermesinin arkasında  Asya’da yaşanan güç mücadelesi yer alıyor. CRI Türk’ün sorularını yanıtlayan Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, bu bağlamda şunları kaydetti:

“Fransa’nın münhasır ekonomik bölgelerinin yüzde 93’ü Asya-Pasifik bölgesinde bulunuyor. Fransa’nın AB dışındaki ihracatının yüzde 40’ı, ithalatının ise yüzde 35’i bu bölgede gerçekleşiyor. 7 binden fazla Fransız ya da Fransa bağlantılı şirket bu coğrafyada faaliyet yürütüyor. Benzer şekilde 2 milyon Fransız yaşadığı Asya-Pasifik’te 7 ile 8 bin arasında Fransız askeri bulunuyor. Fransa, QUAD (ABD, Hindistan, Avustralya ve Japonya) ile kimi ortak tatbikatlara katılıyordu. QUAD varken AUKUS anlaşmasının ortaya çıkması Fransa’nın devre dışı bırakılmak istediğini gösteriyor.”

STRATEJİK ÖZERKLİKTE ZİRVE: ÖZERK ORDU

Fransa’nın ana aktörlerinden biri olduğu Avrupa Birliği (AB) de gelişmeler karşısında “hayal kırıklığını” gizlemiyor. AB Dış İlişkileri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Joseph Borell “Böyle bir anlaşma herhalde bir gecede ortaya çıkmadı. Üzerinde uzun süre çalışıldığını tahmin ediyorum. Bize bilgi verilmemesi üzücü.” ifadelerini kullandı. Washington yönetiminin tek taraflı hamlelerini gündeme taşıyan Borell “Bu durum bir kez daha bizi Avrupa’nın stratejik özerklik meselesine öncelik verme ihtiyacı üzerinde düşünmeye zorluyor. Bu, kendi başımıza ayakta kalmamız gerektiğini gösteriyor.” diye ekledi.

Brüksel ile Washington arasında açılan makasın siyasi arenada Avrupa’da “üçüncü yol” fikrini, askeri sahada ise “özerk ordu” sürecini hızlandırması bekleniyor. Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, Biden’ın “stratejik ortaklık” söylemine karşın pratikte Avrupa’ya verdiği sözleri tutmadığını vurguluyor. Afganistan’dan çekilme süreci ve AUKUS anlaşmasının son iki örnek olduğunu söyleyen Atabay “Washington yönetimi özerk ordu fikrinde ısrar eden Fransa’ya bulunmaz bir fırsat sundu.” ifadesini kullandı.