Siyasette, askerlikte, yönetimde bilinen kurallardandır; kaybeden güçler kendi içlerinde birbirlerini suçlarlar, sorumluluğu birbirlerine atarlar. Bu gerçek, Afganistan’dan yenilerek çekilen Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) görüldüğü gibi, daha geniş ölçekte Atlantik ittifakında da görülüyor. Almanya liderliğindeki Avrupa Birliği (AB); ABD’nin Afganistan’daki başarısızlığının altını çiziyor. ABD ile arasına mesafe koymaya çalışıyor. Hatta bunu askeri alanda da yapmak istediğini söylüyor. Bu talep hem ABD hem de NATO’da tepkiyle karşılanıyor elbette.

Atlantik cephesi kendi içinde sorunlar yaşarken, önümüzdeki dönemde yeni sorunlar yaşayacağının da işaretlerini veriyor. Diğer tarafta, yani gelişen dünyada, Doğuda, Asya’da, Avrasya’da ise ittifaklar güçleniyor. Örneğin aralarında ciddi sorunlar yaşayan Hindistan ve Pakistan, 2017’de Shanghai İş Birliği Örgütü (ŞİÖ) üyesi olmuşlardı. Hindistan; ABD ile yakın iş birliğini sürdürse ve Çin’e karşı ABD’nin öncülük ettiği QUAD (ABD, Hindistan, Japonya, Avustralya’dan oluşan dörtlü yapı) gibi girişimlere destek verse de, ŞİÖ üyeliğini sürdürüyor. Üstelik Hindistan; ŞİÖ’den başka BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) içinde de Çin’le birlikte yer alıyor.  

Bu tablo şunu gösteriyor: Aralarında önemli sorunlar olsa da, BRICS ve ŞİÖ ülkeleri, ittifaklarını korumayı önemsiyorlar. Üstelik her iki yapının da üyesi olan üç önemli ülke var: Rusya, Hindistan ve Çin.

BRICS ZİRVESİ BAŞLARKEN

BRICS ülkeleri toplamda, dünya nüfusunun yüzde 40’ını, küresel ekonominin yüzde 24’ünü oluşturuyorlar. Küresel toplam yabancı yatırımın yüzde 25’i BRICS ülkelerine yapılıyor. BRICS’in 13. zirvesi de bugün başlıyor.

Hem BRICS hem de ŞİÖ ekonomik anlamda iddialılar. Malum, Asya Altyapı Yatırım Bankası, Kuşak ve Yol İnisiyatifi kapsamında kurulmuştu. BRICS ülkelerinin kurduğu BRICS Kalkınma Bankası var bir de. Asya Altyapı Yatırım Bankası, pek çok uzmana göre şimdilik, çok eski bir banka olan, 1966’da kurulan Asya Kalkınma Bankası’nın rakibi konumunda. Geleceği ise çok daha parlak görünüyor. Çin ve Rusya’nın, dış ticarette ulusal para birimlerini öne çıkarması, bu yönde ikili antlaşmalar imzalaması da gelişen dünyada destek görüyor. Ticaret gelişiyor. Afrika’ya, Asya’ya yapılan yatırımlar artıyor. Nitekim bu yılın ilk 6 ayında, Çin ile Afrika ülkeleri arasındaki ticaret hacminin yüzde 40,5 artışla, 139 milyar dolara ulaşması; Çin ve Afganistan arasındaki ticaret hacminin, yılın ilk yarısında, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 44 artması, bunu gösteriyor.

Bu ekonomik ilişkiler, doğal olarak politik ve diplomatik ilişkilere de yansıyor. İttifakları da etkiliyor, pekiştiriyor, üye olmak isteyen ülkeler açısından cazibesini artırıyor. Kısacası, dünyada gücün batıdan doğuya kayması, batının ve doğunun ittifaklarına da yansıyor.

Barış Doster