Çin ile Türkiye’nin diplomatik ilişkilerinin başlamasının 50. yılında Dr. Hikmet Çevik, CRI Türk’te Tunca Arslan’ın hazırlayıp sunduğu “Türkiye ve Çin’in 50 Yılı” programına konuk oldu. Çevik, küresel salgınla mücadelede Çin’in örnek teşkil eden tutumu ve Çin-Türk yardımlaşması hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Salgının insanlık için çok önemli bir deneyim olduğunu ifade eden Dr. Hikmet Çevik, kimi zaafların görünür hale geldiğini belirtti.

Salgında ülkeler ve sistemler arasında ayrışmalar yaşandığını aktaran Çevik’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Özel çıkarın, salgınla mücadelenin önündeki en büyük engellerden biri olduğu herkes tarafından görünür hale geldi. Bunun altını çizmek en doğrusu diye düşünüyorum.

Çin çok hızlı hareket etti, bilinen salgınla mücadele yöntemlerini uygulamakta tereddüt etmedi. Salgını izole etti ve kapanma tedbirleriyle bugüne kadar Çin’de çok ciddi ölüm oranları tespit edilmedi. Bu nedenle herkesin örnek alması ve takdir etmesi gereken bir mücadele oldu. Çin yapılması gerekeni yaptı, diğer ülkeler bunları akıllarına bile getiremeyeceği için ipe sapa gelmez suçlamalar kullandılar ve sonuçlara bakıyoruz ki; 1,4 milyar nüfuslu bir Çin’de toplam 3 bin ile 4 bin arası kayıp yaşandı. Eğer bir karşılaştırma yapacak olursak Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 550 bin kişi hayatını kaybetti.

“ÇİN PAYLAŞIMCI BİR HALK”

Çin, kendi imkânlarını sıkıntı yaşamasına rağmen insanlarla paylaşmayı tercih etti. Bunu aşıda da görüyoruz. Ben de bir hekim olarak Çin’in gönderdiği aşılarla aşılandım. Bugüne kadar Çin’den 24 milyon aşı geldi, bu çok önemli bir rakam. Çin’in paylaşımcı bir halk olduğunu görüyoruz.

Aşı şu anda dünyada o kadar kıymetli ki, bütün dünya aşı arıyor. Sayılara baktığınızda Türkiye toplam aşıladığı insan sayısında ilk 10, ilk 5’te hatta. Bu da tabii ki Çin’in sayesinde oldu, Çin’den aşı temin edildi. Anlaşılıyor ki, Çin-Türk ilişkilerinde iki halkın yakınlaşmasına yol açacak çok önemli bir tecrübe oldu.

Asya dediğimiz yerin çok büyük bir kısmı Çin, oradan baktığımızda Çin koronavirüsle mücadelenin birinci döneminde kimseyle karşılaştırılamayacak düzeyde başarılı. Şimdi durum biraz daha farklı hale geldi aşılar devreye girmeye başladı. Aşı üreten ülkeler öne çıkıyor. Asya’da Rusya’nın aşı ürettiğini görüyoruz, Hindistan kendi aşısını üretiyor hem de birkaç tane aşısını devreye soktu. Çin’in malum, kendisinin uyguladığı bildiğimiz iki tane aşısı var. Ayrıca geliştirdiği çok sayıda aşı bulunuyor.

TÜRKİYE, ÇİN’E DAHA YAKIN BİR MÜCADELE YÜRÜTTÜ

ABD kendi başarısızlıklarını yaygara ile kapatmaya çalıştı. Çin ile ABD’yi karşılaştırdığınızda açık ara ABD başarısız. Felaket tek kelimeyle. ABD, Wuhan’daki bir laboratuvardan virüsün sızdığını iddia etti. Elimizde belge var gibi şeyler söyledi. Bir de ‘Wuhan’daki vahşi hayvanlar üzerinden mi başladı? Kaynağı orası mı?’ denildi. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) yaptığı araştırmada bir kere laboratuvardan sızmadığı kesin olarak ifade edildi. ‘Wuhan’dan mı kaynaklandı?’ Bu konuda da kesin sonuçlara ulaşılamadı. Bu çok önemli bir tartışma değil.

Sonuçları itibarıyla Türkiye’nin bir model oluşturabildiğini söyleyemeyiz. Dünyada zaten iki model var, biri Çin modeli, diğeri de Amerikan modeli. ‘Türkiye bu mücadelenin toplamına baktığınızda ABD’ye mi daha yakın, Çin’e mi daha yakın?’ derseniz başarılı olan Çin’e daha yakın bir mücadele yürüttü. Birinci dalga oldu belirli bir noktadan sonra tedbirlerini aldı ve hastalığı kontrol edilebilir hale getirdi. Sonra tekrar ikinci dalga, üçüncü dalga… Türkiye imkânlarını etkin ve koordineli olarak kullandı. Sağlık kapasitesi hiçbir zaman aşılmadı, kayıp sayılarının oldukça düşük olduğunu görüyoruz. Toplamda baktığımızda Çin’e daha yakın.

REFİK SAYDAM’IN TÜRKİYE CUMHURİYETİ KURULURKEN ÇOK ÖNEMLİ BAŞARILARI VAR

Cumhuriyet, bir salgınla mücadele sırasında kurulmuştur, dersek gerçeğin önemli bir kısmını ifade etmiş oluruz. Salgınlarla mücadele tarihi, tüberküloz, sıtma, trahom… Bunların hepsinde Refik Saydam sembolleşiyor. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken çok önemli başarıları var. Benim birkaç kuşak öncem salgınla mücadeleyi, başarıyla kazanmış.

 ÇİN EŞİTTİR MUCİZE

‘Çin eşittir mucize’ demek lazım. Devrim öncesi Çin’i düşündüğünüzde nüfusunun çoğunun karnını doyuramayan bir ülke bugün muazzam bir başarıya imza atmış durumda. Şu anda yoksul denilecek kimse yok. Sadece yoksulluğun kaldırılması değil, hem kültürde, hem sanatta, hem bilimde her şeyde Asya’dan muazzam bir güneşin doğduğunu görüyoruz. Asyalı bir milletin ferdi olarak hoşumuza gidiyor, gururlanıyoruz.

Bu sosyalizmin başarısı. ‘Çin mucizesi’ dediğimiz şey uzaydan gelmiş bir şey değil. Çin halkının tırnaklarıyla, emperyalist bir sömürüye dayanmayan bir başarısı var. Dikkatle incelememiz lazım.

Koronavirüs mücadelesi iki halkı birbirine çok yaklaştırdı. Birtakım ilişkiler, temaslar oldu. Çin menşeili aşılar geldi, onların sayesinde çok sayıda insanımız kendisini güvende hissetti hem de kayıplarımız azaldı. Aşılandıktan sonra üçüncü dalgadan sağlık çalışanları olarak bir elin parmaklarınızı geçmeyen kayıplarımız var. Henüz kesin rakamları açıklamadılar ama bunu biliyoruz çevremizden. Dostluğumuzun devam etmesini istiyoruz.”