Dünya Postası’na konuk olan Dr. Barış Adıbelli, ABD’nin Asya-Pasifik’teki saldırgan politikasına yeni ülkeleri de dâhil etmek istediğini ancak “Asya ülkelerinin ABD gibi düşünmediğini” söyledi. Adıbelli’ye göre temel mesele; “ABD’nin dünyanın değiştiğini kabul etmemesi.”

Afganistan’dan sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Asya’ya yönelik stratejik adımlarının içeriği AUKUS’la kendini belli etti. İngiltere ile iş birliği içinde Avusturalya’ya nükleer tahrikli denizaltı verilmesini de içeren AUKUS ittifakını kuran ABD, başta Avrupa Birliği (AB) ve NATO müttefikleri olmak üzere birçok iş birliği yaptığı gücü bu yapılanmanın dışında bıraktı.

Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Barış Adıbelli bu mücadeleyi, “Tek kutuplu dünya düzeni ile çok kutuplu dünya düzeni arasındaki bir rekabet de diyebiliriz. ABD dışındaki diğer aktörler çok taraflı çok merkezli çok kutuplu bir yeni uluslararası sistem arayışı içindeler. AB de dâhil.” sözleriyle yorumladı.

“ABD mevcut küresel sistemdeki statükosunun bozulmaması adına Çin üzerinde baskı kuruyor.” diyen Adıbelli, ABD’nin ortaya koyduğu bu direnci, “elindeki küresel hegemonik gücü bırakmama” çabasıyla ilişkilendirdi.

Adıbelli, AUKUS’a giden süreci “ABD, NATO ile denedi, NATO ile başaramadığını QUAD ile denemeye çalıştı. QUAD da istediği sonucu vermedi ABD’nin ve hemen AUKUS kuruldu.” diyerek özetledi ve ekledi:

“QUAD bir forum, Trump’ın Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ‘Asya’nın NATO’su’ olarak adlandırmıştı, ‘öyle yapacağız’ demişti. Biden AUKUS’u kurduğunda Asya Pasifik’in yeni güvenlik paktı olarak adlandırıldı ve ciddi manada bir askeri boyutu var. Avusturalya’yı en azından kâğıt üzerinde bir gecece nükleer güç haline getirdiler. Önümüzdeki 18 ay içinde 8 denizaltı verilecek.

ASYA ÜLKELERİ BARIŞ İSTİYOR

Biden yönetiminin AUKUS yapılanmasını genişletme yönünde planları olduğunu hatırlatan Adıbelli, “Nasreddin Hoca’nın dediği gibi kazın ayağı öyle değil.” diyerek Asya ülkelerinde farklı bir gerçekliğin olduğunu belirtti:

“Asya ülkelerine baktığınız zaman sahaya indiğiniz zaman bölge ülkeleri ABD gibi düşünmüyor. Çin en başından beri bu tip paktların askeri iş birliklerinin savaşa neden olabileceği gerekçesiyle her zaman mesafeli durmuştur. Ne kurmuştur, ne kuruluşuna girmiştir ne de kurulan böyle bir yapının parçası olmuştur. Özellikle Rusya tarafının öne sürdüğü bir boyut var; ‘Shanghai İş Birliği Örgütü (SİÖ) bir askeri boyut kazandırma.’ Çin buna her zaman karşı çıkmıştır. Çin’i bir kenara bıraktığını zaman Japonya da Güney Kore de Hindistan da mesafeli. ABD bu gerçeği gördükten sonra İngilizce konuşan ülkelerle yola devam etme kararı aldı.”

“Güney Kore, ABD’nin dayattığı bu yapıya girmek istemiyor.” ifadesini kullanan Adıbelli, ABD’nin çatışmacı çizgisine Asya’da yeteri kadar taraftar bulamadığı için dar bir grup kurmaya yöneldiğini kaydetti. Hindistan’ı örnek gösteren Dr. Barış Adıbelli, Yeni Delhi yönetiminin Pakistan ve Çin gibi iki nükleer güçle karşı karşıya gelmek istemediğini vurguladı. Adıbelli olası bir çatışma durumunda “Hindistan’ın pamuk ipliğine bağlı olan iç dengeleri” nedeniyle Yeni Delhi’nin ABD’nin sert siyasetine bütünüyle dâhil olmadığını bildirdi.

“AFGANİSTAN YANLIŞ OKUNDU”

Afganistan’da ortaya çıkan jeopolitik depremin Türkiye’de ve dünyada yanlış okunduğunu düşünen Adıbelli, “Meseleyi ‘Taliban’ın zaferi ABD’nin yenilgisi’ dar kalıbına sıkıştırdılar.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York dönüşü CBS televizyonuna verdiği mülakatta; “Şu anda da Taliban orada Amerika’nın silahlarıyla hareket ediyor. Bu gerçekleri de tabii görmek gerekir. Fakat biz bazı şeylere de alıştık. Aynı şekilde Türkiye’ye saldıran terör örgütleri de maalesef Amerika’dan çok ciddi silah, mühimmat desteği aldı. Öncelikle PKK/YPG/PYD terör örgütlerine bu tür silah desteklerinin verilmemesi gerekir.” demişti.

Bu sözleri yorumlayan Adıbelli, ABD’nin devlet dışı aktörle ilişki zaviyesinden hareket ettiğini ve Taliban meselesine bu eksende bakmanın doğru olduğunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da son açıklamasında “Taliban ile YPG arasında bir bağ kurduğunu” öne sürdü.

Soçi gündeminin sadece Suriye ile sınırlı olmadığını düşünen Adıbelli, Türkiye’nin Afganistan konusunda Rusya’nın çizgisine daha yakın bir noktaya geldiği görüşünde.

ABD ve Rusya’nın İran ile Türkiye’nin Suriye’den çıkarılması konusunda aynı noktada olduğu görüşünü ileri süren Adıbelli, 1950’lerdeki Suriye bunalımında Moskova ile Washington’ın anlaştığını hatırlatarak tarihten örnek alınması gerektiğini belirtti.