CGTN / Barry He

Yeniden şarj edilebilir pil üretmek için kullanılan lityum rezervleri giderek azalıyor, bu da modern günlük yaşamda enerji tüketimi için ihtiyaç duyulan sonlu malzemelerin sürekli genişleyen listesine bir yenisini daha ekliyor.

Çin’deki pil kullanımı patlaması zor bir zamanda ortaya çıktı, elektrikli arabalar ve akıllı telefon üretimi gibi genişleyen günlük tüketim sanayileri birçok bilim insanının bu sorunu nasıl çözecekleri konusunda sıkıntıya soktu.

2030’da yaklaşık 200 milyon kadar daha fazla elektrikli arabanın yollarda olması bekleniyor. Bu da lityum rezervlerini maksimum seviyede zorluyor. Çin’de ve dünyadaki birçok araştırmacı, bir elektrik enerjisi depolama malzemesi olarak lityumun yerini sodyum ya da sadece sıradan tuzun alabileceğini düşünüyor. Böyle değerli bir kaynağın yerine tuz kadar tamamen fonksiyonel ve bol bir şey koyabilmenin sonuçları enerjiyi kullanma biçimimizde devrimci dönüşümlere yol açabilir.

Sodyum lityumun kimyasal kuzenidir ve lityumun yeniden şarj edilebilir pillerde üstlendiği süreci tekrarlayabilir. Pillerin yeniden şarj olması için lityum iyonları, şarj sürecini başlamak üzere yeni elektronlarla yeniden bir araya gelmek için pilin artı uç denilen parçasına geri dolmak zorundadır. Bu teknoloji denenmiş ve test edilmiş, ana akım kullanılabilirliğini 1980’ler gibi erken bir zamanda göstermiş, tercih edilen bir teknolojidir. Son zamanlarda, tipik lityum iyonu piller bir akıllı telefonun, performansı etkilenmeye başlamadan önce yaklaşık 500 kez yeniden şarj edilmesine imkân tanıyor. Bu mütevazı tuzun taklit etmesi gereken zor bir iştir. 

ÇİN, ASYA’DA YEŞİL RÜZGÂR ENERJİSİ ÜRETİMİNDE LİDER

Sodyum da aynı şekilde hareket etme kabiliyetine sahip, ama böyle piller ilk başta modern lityum benzerlerinden daha büyük olmak zorunda olabilir. Bu kötü bir şey de olmayabilir, özellikle rüzgâr tribünü çiftlikleri gibi elektrik tesislerinde. Çin, 2030’da ülkenin elektriğinin yüzde 30’unu bu tür yollardan üretmeyi hedefleyen Çin, Asya’da yeşil rüzgâr enerjisi üretiminde lider. Güneş panelleri de kısıtlayıcı bir faktör olarak daha büyük tuz pillerine sahip olmayabilir.

Dolayısıyla bu tür piller,  hemen elektrikli arabalar ve akıllı telefonlar için kullanılamasa da, hemen kullanıma sokulabilir. Bu teknolojinin geliştirilmesi için yapılacak yatırım kar getirecektir. Sodyum temelli pil eksi uçları şu anda zaten kullanılıyor, HiNa Battery Technology gibi Çin şirketleri zaten kavramı tümüyle işlevsel yeniden şarj edilebilir parçalara dönüştürüyor.

Sodyum pili araştırmalarına yapılacak yatırım ülkeler arasındaki kaynak rekabetini de azaltabilir. Lityum madenciliği büyük miktarda çevre tahribatına neden oluyor ve kaynak azaldıkça da jeopolitik anlaşmazlıklara neden olabilir, bunların hepsi yeryüzünde bulunan neredeyse sınırsız tuz kaynaklarına yönelmekle önlenebilir.

Lityum madenlerinin büyük kısmı şu anda tamamen Avustralya’da ve Şili, Arjantin ile Bolivya sınırlarından geçen “lityum üçgeni”nde bulunuyor. Çin gibi büyük tüketiciler ve Brezilya gibi yükselen ekonomilerin hepsinin, gelecekteki herhangi bir rekabetten kaçınarak, sodyum temelli pillerle ortaya çıkaracakları daha büyük kapasiteleri var.

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK” ÇİN’İN GÜNDEMİNDE ÜST SIRALARDA

Birçok araştırmacı soydum pillerinin, hem büyüklük hem de fiyat düşüşleri tamamen gerçekleştiği zaman, bu on yılın ortaları gibi geleneksel lityum pilleri ile rekabet edebilecek hale geleceklerini tahmin ediyor. Çin teknoloji üretiminde küresel liderliğini devam ettirmek için bu yönde yatırımlarına devam etmelidir.

Güney Kore’de deniz suyundan elde edilen tuzla yapılan pil prototiplerinin geliştirilmesi ile birlikte ihtimaller sınırsızdır. Böyle bir yeniliğin, giderek daha fazla bağımlı olduğumuz bütün diğer bilimsel alanlardaki gelişmeleri sürdürmek için hızlandırılması gerekecektir. Etkili bir pil depolama teknolojisi olmazsa, bütün diğer endüstriler, genişletilinceye kadar bu dar boğazdan geçmek zorunda kalacaklar.

Sürdürülebilirlik Çin’in gündeminde üst sıralarda ve bu yüzden sodyum pillerinin öncelikli bir konu olması gerekiyor. Dünyadaki diğer ülkelerin dünya ölçeğinde fosil yakıt kaynaklarının azalmasıyla mücadele etmek için yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yaptığı için, biz de lityum enerjisi depolama kapasitesini aynı endişelerle ele almalıyız. BP’nin yaptığı bir araştırmaya göre, Çin şu anda küresel enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 25’ini yapıyor ve 2040’de Çin dünyanın enerjisinin çoğunu tüketiyor olacak. Bu büyümeyi gerçekleştirmek ve önümüzdeki tümüyle öngörülebilir bir kaynak kıtlığından zarar görmememizi garanti altına almak, için şimdiden altyapı yatırımları yapılması gerekiyor.

Pil üretmek için deniz suyunu ya da tuzu kullanabilmek hayallerdeki bir şey gibi görünebilir ama gerçekte bizim kurtarıcımız olabilir. Belki birkaç yıl sonra yemek masamızdaki tuz akıllı telefonlarımıza enerji sağlayabilir, ama o gün yaklaşıyor ve bütün dünyadaki ülkeler ona hazırlanmak için elinden geleni yapmalı.