Hüseyin Vodinalı

Sevgili okurlar, dış politika, küresel çatışma gibi sizi ilgilendirmeyen konularda kalem oynattığımı biliyorum.

Ama emin olun, bu konular Türkiye’deki iç siyaseti ve ülkenin geleceğini, günlük kısır tartışmalardan çok daha fazla belirliyor.

O yüzden büyük resmi okumayı öğrenmek şart.  

11 Eylül 2001’de Amerika’daki derin devlet tarafından başlatılan küresel kaos depremi, bin bir türlü artçısıyla sürüyor.

Irak ve Afganistan’ın mahvedilişi ile erken zirve yapan bu darbe süreci, 2008’deki ekonomik kriz ve Gürcistan yenilgisi ile giderek çirkinleşmeye başladı.

BOP gibi pek çok alt-tanımla ifade edilen Amerikan Yüzyılı projesi 30 Ağustos 2021’de çöpe gitti.

Truman’ın 1947’de yarattığı askeri sınai kompleks (MIC-Military Industrial Complex) ve onun emrindeki güvenlik (saldırı-tedhiş-suikast-sabotaj-darbe) mekanizmaları, 1963’te kendi başkanlarını öldürerek zirveye ulaştı, ardından o malum ve meşum 11 Eylül darbesi ile -düşük yoğunluklu- dünya savaşını başlatmıştı.  

11 Eylül Darbesi esasen Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bir iç savaşıydı.

İsrail’in de içeriden ve dışarıdan dâhil olduğu, bir derin devlet çekişmesi veya çelişmesi.

Trilyonlarca dolarlık savunma sanayi çarkını döndürmek için mutlaka bir dış düşman şarttı.

Soğuk Savaş döneminde “komünizm” (Demirperde ülkeleri) olan bu düşman, 1990 sonrası “terörizm” (Bağımsız ulus devletler) olarak modifiye edildi.

Küreselleşme olarak adlandırılan Batı merkezli neoliberalizm, serbest at oynatamadığı tüm ülkeleri düşman ilan ediyordu. 

İşin ilginç yanı, Soğuk Savaş döneminde düşman komünizme karşı kullanılan İslamcılar bu kez terörist kisvesi altında kullanışlı düşman olarak sahne aldı.

Afganistan’ın hikâyesi böyleydi.

Afganistan merkezli, Amerikan (Suudi-İsrail-İngiliz) kuklası teröristler, başta Çin ve Rusya olmak üzere ABD’nin “düşmanı” olan tüm ülkelere karşı kullanıldı.

ABD’NİN AFGANİSTAN ÇIKIŞI YENİ KÜRESEL DEPREM

ABD’nin girişinde olduğu gibi çıkışında da Afganistan yeni bir küresel tektonik sarsıntının başlangıç noktası oldu diyebiliriz.

Zaten epeydir oynak olan uluslararası zemin, artık daha sert sarsıntılara gebe.

NATO’yu Asya’ya yayma projesinde önemli bir gedik açıldı.

ABD, Rusya ve Çin’i kuşatma planlarını yeniden gözden geçirmek zorunda artık.

Biden yönetiminin Afganistan hükümetine attığı kazık, tüm müttefiklerinde bir soru işareti uyandırdı.

Avrupa’dan, İsrail’e, Suudi Arabistan’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) kadar tüm Amerikan müttefikleri yeni bir pozisyon arayışına girdi.

İnisiyatif ABD’den Asya ülkelerine, hatta Avrupa’yı da sayarsak Avrasya’ya geçti.

Trump’ın Çin’e karşı, Japonya, Avustralya ve Hindistan’ı yanına alarak oluşturduğu QUAD’ı  (Quadrilateral Security Dialogue-Dörtlü Güvenlik Diyaloğu)  AUKUS (Avustralya-İngiltere-Amerika)   ile devam ettiren Biden, Çin’e askeri baskı uygulamak ve neticede rekabetten düşürmek istiyor.

Güney Çin Denizi, Tayvan ve Hong Kong üzerinden tahrikleri artıran ABD, şimdi bu AUKUS denen Asya Pasifik Güvenlik ortaklığı projesiyle el yükseltiyor.

Daily Mail’in haberine göre, İngiliz Ordusu şimdiden AUKUS için casus ilanlarına çıkmış. 

Ama ABD orada da hemen bir mayına bastı ve Avustralya’ya nükleer denizaltı teknolojisini verme vaadi yüzünden Fransa ile arasını bozdu.

AUKUS aynı zamanda, Avustralya hükümetinin Fransa ile 2016 yılında imzaladığı, 12 denizaltı yapımını içeren toplam 90 milyar dolarlık Fransız tasarımlı denizaltı projesini suya düşürdü.

Çok öfkelenen Fransız yönetimi buna “sırtımızdan bıçaklandık” tepkisini verdi ve ABD-NATO ile ilişkileri gözden geçireceğinin sinyalini yaktı. 

Fransa’nın Washington Büyükelçiliği, cuma akşamı düzenlenecek ABD-Fransa dostluk galasının iptal edildiğini duyurdu.

Gala, ABD’nin bağımsızlık savaşında Fransa deniz kuvvetlerinin yardımıyla İngiltere’ye karşı kazandığı Chesapeake Muharebesi’nin 240. yıl dönümünü kutlamak amacıyla düzenleniyordu.

Bu tavırla Fransa Amerika’ya, “artık Atlantik ittifakında bana güvenme” demiş oldu.

Bu arada Avustralya’dan da iki çift söz etmek yararlı olacak.

Avustralya Başbakanı Morrison, imza töreninde adını dahi hatırlayamayan yaşlı Biden’a teslim olmakla suçlanırken, Avustralya TV’lerinde “ABD ile Çin’e karşı askeri anlaşmalar yapıyoruz, çünkü en büyük ticaret ortağımız Çin ile alış verişimizi korumak zorundayız!” ifadeleriyle alay konusu oldu.

İngiltere’nin devamı küresel bir deniz gücü olan Amerika bunları yaparken, geleneksel kara gücü olan Asya ne yapıyor bir de ona bakalım.  

ŞİÖ’DE YENİ DÖNEM

Çin’in küresel iş birliği projesi Kuşak ve Yol İnisiyatifi, Amerikan siyaset ve ekonomi çevrelerinde Washington Konsensus’a açık bir tehdit olarak algılanıyor.

Dolar çağının sonu olarak tercüme edilen Çin’in yükselişi, Atlantik güçleri tarafından kaba güçle engellenmek isteniyor.

Dediğim gibi Afganistan çekilişi, özellikle de şekliyle Amerikan kalesinde büyük bir gedik açtı.

ABD’nin bir başka can düşmanı Rusya’nın da destek verdiği Asya uyanışı, Şanghay İş Birliği Örgütü’nde (ŞİÖ)  vücut buluyor.

Tacikistan’daki ŞİÖ Zirvesi’nde İran’ın tam üyeliği açıklandı.

Bu çok önemli bir gelişmeydi çünkü yıllardır Tahran bir anlamda kapıda bekletiliyordu.

ABD ve Avrupa’nın tepkisini fazla almamak için alınan bu pozisyon artık değişti.

Asya güçleri Afganistan etrafında adeta bir ŞİÖ kalesi oluşturdu.

ŞİÖ üyeleri artık Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan ve İran’dan oluşuyor.

Dikkatli baktığımızda bu ülkelerin her biri bizim de Türkler olarak ata yurdumuz.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Duşanbe’deki ŞİÖ Liderler Konseyi 21. Toplantısı’na video konferans yöntemiyle katıldı.

Xi Jinping yaptığı konuşmada, ŞİÖ’nün artık yeni bir tarihi başlangıç noktasında bulunduğunu ifade etti.

Xi, üye ülkelere, dayanışma, güvenlik, kaynaşma, birbirinden öğrenme ve adalet ilkeleri temelinde daha sıkı bir ŞİÖ kader ortaklığı kurma çağrısı yaptı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Duşanbe’deki zirveye video konferansıyla katılarak önemli bir konuşma yaptı.

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesini “kaçış” olarak niteleyen Rus Lider, Amerika’nın geride “Pandora’nın kutusunu bıraktığını” söyledi.

Putin, “Şu anda ŞİÖ, ABD ve NATO’lu müttefiklerinin acilen geri çekilmesinden sonra Afganistan’daki durumun kötüye gitmesi nedeniyle doğan ciddi riskleri hesaba katarak, ortak, mutabık kalınmış bir çizgide ilerleme gibi önemli bir görevle karşı karşıya. Zira Afganistan’da yaşananların doğrudan ŞİÖ ülkelerinin güvenlik çıkarlarına yansıdığını hepimiz iyi biliyoruz.” dedi.

Bir önemli detayı da vurgulamak lazım.

Duşanbe’deki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü Liderler Zirvesi de ŞİÖ Zirvesiyle paralel düzenlendi.

Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü, Rusya’nın liderliğinde Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Belarus ve Ermenistan’dan oluşuyor.

Dikkatinizi çekerim, Azerbaycan yok.

Türkiye ve Azerbaycan, ŞİÖ’de sadece diyalog ortağı üye.

Tam üye olabilmesi için önce gözlemci üyeliğe yükselmesi gerekli.

NATO üyesiyken bu zaten mümkün değil.

Ama biz Asya ülkesiyiz.

Rusya ile birlikte nadir Avrasya ülkelerindeniz.

Çıkarlarımız ve güvenlik kaygılarımız Batı Asya’da.

Orta Asya’da ise tarihsel köklerimiz, kardeş ülkelerimiz var.

Afganistan’dan gelen göç dalgası bize vuruyor.

Uzak Asya’da ise ekonomik geleceğimiz yatıyor.

Avrupa Birliği’ne (AB) üye olmak için 60 yıldır kapıda bekliyoruz.

NATO üyeliğimizden ise hiçbir hayır görmedik aksine, 1950’lerde bizden geri olan Güney Kore alıp başını giderken, biz ileri karakol olarak yeşil kuşak projelerinde boğulduk.

Türkiye artık dünyadaki yerini bilmeli ve Atatürk’ün gösterdiği hedeflere yürürken, gerçek dostlarıyla buluşmalıdır.