CGTN / Jia Wenshan

Çok taraflı FONOP’un gizli nedenleri

Doğu Asya’da bu hafta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğinde diğer G7 üye ülkeleri ve daha fazlasının katıldığı çok taraflı bir “Seyrüsefer Özgürlüğü Operasyonu” (FONOP) tatbikatı Güney Çin Denizi’nde devam ediyor. Bu söylendiğine göre, Asya olmayan veya Asya’ya yakın bir ülke olan ABD tarafından yürütülen ve yönetilen en büyük FONOP.

Denizcilik tarihinde en fazla uçak gemisiyle yapılan bu askeri konuşlandırmada, yedi uçak gemisinin yer aldığı bildiriliyor. Amaçları, Çin’i kendilerine boyun eğmeye ve Taiwan üzerindeki egemenlik haklarından vazgeçmeye, sosyalist siyasi sistemi ve herkesin çıkarına hizmet eden Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni terk etmeye zorlamak olabilir. Tüm bu hedefler, Biden-Blinken’ın Atlantik ötesi stratejisinin en önemli gündemlerinden birini oluşturuyor.

BIDEN-BLINKEN’IN ATLANTİK ÖTESİ İTTİFAKININ GERÇEK DOĞASI

Biden-Blinken’ın Atlantik ötesi stratejisi, Hint-Pasifik bölgesi ile dünyanın diğer bölgelerinde küresel beyaz egemenliğini ve beyaz üstünlüğünü yeniden kurmak için ABD öncülüğünde ve Batı merkezli bir stratejidir. Yayılmacı, sömürgeci ve emperyalisttir. Biden yönetiminin yurt içinde uygulanan çok kültürlülük ile çeşitlilik politikasıyla ve kendine özgü orta sınıf merkezli ekonomi politikasıyla çelişiyor.

Örneğin, Biden’ın ABD’de Asya nefretiyle mücadele etmek için zorlama çabasına rağmen, USA Today cuma günü yayımladığı bir haberde, ABD’de Asyalılara yönelik ayrımcılığa karşı ülke çapında bilinçlendirme kampanyası düzenlenmesine rağmen, Asyalı nefret olaylarının “artmaya” devam ettiğini kaydetti.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 1 Ağustos’tan itibaren Çinli öğrenciler de dâhil olmak üzere dünyanın geri kalanındaki öğrenciler için seyahat yasağı muafiyeti çıkarırken, İngiliz ve Avrupalı ​​öğrencilere beş ay önce, 1 Mart’tan başlatarak bu muafiyeti vererek ayrıcalık sağlamıştı.

Biden’ın Asya’ya yönelik dış politikası eleştiriler alıyor. Brown Üniversitesinden Chas Freeman, Quincy Enstitüsü’nden Michael Swaine ve Singapur Ulusal Üniversitesinden Kishore Mahbubani gibi tanınmış akademisyenler, Biden’ın QUAD stratejisini ve Atlantik ötesi ortaklığını hem tek taraflı hem de militarist olarak, Asyalılar, Amerikalılar ve Avrupalılar da dâhil olmak üzere tüm taraflara yönelik potansiyel yararı bulunacak ekonomik bir yaklaşım için hayal gücünden yoksun olarak gösteriyorlar.

Genç nesil Amerikalıların sesini temsil eden Columbia Üniversitesinden denizcilik tecrübesine sahip, siyaset bilimi doktora adayı Jonathan Panter, nisan ayında Foreign Policy’de çıkan makalesinde, ABD hükümetinin FONOP’unu, Amerikan milenyumunun “tavırlarını” ve Asyalıların temel haklarını görmezden gelerek “derinden kusurlu”, demokratik olmayan ve umursamaz olarak eleştirdi.

ATLANTİK ÖTESİ İTTİFAK TARAFINDAN YÖNETİLEN QUAD?

Biden yönetiminin QUAD stratejisi, bu yenilenmiş ve güçlendirilmiş Atlantik ötesi ortaklık tarafından destekleniyor gibi görünüyor. Güney Çin Denizi’ndeki bu Atlantik ötesi ittifak üyelerinin yaklaşan askeri tatbikatı, yalnızca teknolojik ve birleşik askeri üstünlüklerinin bir göstergesi değil, aynı zamanda beyaz ırkın ve Batı medeniyetinin Asyalılara ve dünya insanlarına karşı üstünlüğünün bir göstergesidir.

ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Avustralya, Hollanda, Kanada, Japonya gibi toplamda en az sekiz ülke tarafından yedi uçak gemisiyle sahnelenen, Asya ve dünya tarihinin en büyüğü olan bu askeri tatbikat aracılığıyla, kendilerini Asya’nın ve dünyanın efendileri olarak ilan ediyorlar ve Asyalıları, Latin Amerikalıları, Orta Doğuluları ve Afrikalıları, atalarının geçmişte çoğu kez birçok Asyalı’ya yaptığı gibi itaat ettirilecek, aldatılacak, sömürülecek ve ezilecek, hatta katledilecek köleleri olarak görüyorlar.

Birlikte, atalarının kanlı sömürgecilik ve emperyalizm dönemini 21. yüzyılın derinliklerine doğru yeniden yapılandırmaya, yenilemeye ve genişletmeye çalışıyorlar. Biden’ın küresel politikası tek taraflı, ırkçı ve son derece demokratik değildir. Böylesi kanıtlarla, Biden’ın iç cephedeki çeşitlilik politikası, beyaz üstünlüğünü daha sağlam ve daha mükemmel hale getirmek için yalnızca sahte bir rol olduğunu kanıtlıyor.

BEYAZLARIN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN YENİ BİR ATLANTİK ÖTESİ KALESİNİ DEVİRMEYE DOĞRU

ABD, sadece Asya meselelerine müdahale etmekle kalmıyor, aynı zamanda bir zamanlar Asya ülkeleri ve halklarının işgalcileri, fatihleri ​​ve sömürgecileri olan Avrupa ülkelerini yeniden yeni zalimler olmaya teşvik ederek ve dâhil ederek tarih yazıyor. Çin’in meşru ve kaçınılmaz yükselişi, Batılı güçlerin, Çin ile Asya halklarını yeniden fethederek sözde “yenilenmiş küresel liderliğe” ulaşmak için öldürücü güdüsünü körüklüyor.

Kendine özgü demokrasi sistemi tarafından ihanete uğramış hisseden; ABD ile Biden’ın ırkçı küresel politikasının dâhil edilmesi ve Biden’ın iç politikası ile küresel politikası arasındaki daralmayla kafası karışmış halde olan Amerikan milenyum kuşağı, BLM ile Asya Nefretini Durdur hareketi ve hatta Trump önderliğindeki popülist hareket, Asyalılar, Avrupalılar, Latin Amerikalılar, Orta Doğulular, Afrikalılar gibi dünyanın dört bir yanındaki barışsever halkların katılımıyla bu yeni Atlantik ötesi sömürgeciliğe ve emperyalizme karşı en büyük küresel protesto hareketini er ya da geç başlatabilir.

Asya, 20. yüzyılın ikinci yarısında bu sömürge atalarını sürüp çıkardı. İnanıyorum ki, dünyanın dört bir yanındaki barış ve adaleti seven insanların desteğiyle Asyalılar, bu körpe sömürgecileri ortaya çıkar çıkmaz tekrar Asya’dan sürebilecekler. Dünya halkları nihayetinde bu yeni zalim ittifakı tekrar sorumlu tutacak ve küresel beyaz üstünlüğünün yeni bir kalesi olarak onu tekrar devirecek.