China Daily / Siddhi Aryal

Covid-19 salgınını kontrol altına almak için topyekun toplumsal bir yaklaşım kullanan düşük riskli bir ülke olan Singapur’dan Beijing’e uçmadan önce, Çin büyükelçiliğine uçuşumdan 72 saat önce yaptırdığım PCR ve seroloji testlerinin olumsuz sonuçlarını verdim.

Shenzhen’a indikten sonra tekrar Covid-19 testi yaptırdım ve bir karantina otelinde iki hafta geçirdim. Shenzhen kaldığım süre içinde iki PCR testi daha yaptırdım ve Beijing’e gittim, orada bir otel odasında izole olarak 7 gün geçirdim.

21 gün ve 6 negatif Covid-19 testinden sonra hedefime ulaşsam da günde iki kez WeChat’i kullanarak sağlık durumu topluluğa bildirmem gerekti. Topluluk Çin’e varışımın 28. günü son bir PCR testi yaptırdım ve karantina, izolasyon ve kendini gözleme dönemim sona erdi.

Yeni koronavirüs salgınının başlamasından bir yıldan fazla bir zaman geçse bile Çin’in uluslararası ve ülke içi yolcular için katı önleme ve kontrol önlemlerini sürdürmesi şaşırtıcı.

Geçen yıl salgın ortaya çıktığı zaman Beijing’de yaşayan biri olarak, hükümetin virüsün yayılmasını önlemek için uyguladığı stratejiye tanık oldum ve Sağlık Kiti ile QR (hızlı tepki) kodu gibi uygulamaları kullanarak kendi üzerime düşeni yaptım. Bu dünyanın virüsün yayılmasını önlemek için insanların da sorumluluk sahibi olduğunu anlamasından çok uzun zaman önceydi. Aslında, Batı medyasındaki anlatılar o zaman uygulanan büyük ölçekli kapatmaları ve karantina önlemlerini eleştiriyordu.

HİNDİSTAN KÜRESEL OLARAK EN BÜYÜK AŞI ÜRETİCİLERİNDEN BİRİ

Bireysel fedakârlıklar kentlerin e ülkelerin bir şekilde normal hayatlarını devam ettirebilmelerini sağladı. 11 milyon kişinin yaşadığı Wuhan salgının zirve döneminde birkaç ay tamamen kapatıldı. Kapatmanın kaldırılmasından bir ay sonra bile, Wuhan’da yaşayan 10 milyon kadar insan 2020 Mayıs’ının ikinci haftasında 6 yeni vakanın tespit edilmesinden sonra Covid-19 testi yaptırdı.

Aslında, kişisel zorluklar yaşadı ve kentte o-normal şartların yeniden sağlanmasında üzerlerine düşeni yaptı. Sonunda, fedakârlıkları sonuç verdi ve mutlulukları binlerce Wuhan sakininin virüse karşı zaferi kutlamak için bir araya geldiği HOHA Su Elektrik Müzik Festivali’nde açıkça görülüyordu.

Acılı bir deneyime rağmen, önleyici karantina ailelerin daha sonra çocuklarını okula göndermelerini ve ailelerin normal olarak bir araya gelmelerini sağladı. Hükümetlerin bu tür krizleri ele alırken, “ekonomik sonuçlar bakımından da en iyisini yapmaları beklenir, çünkü iyi kriz yönetimi sonunda sonuç verir.”

İdeal olarak, ülkelerin kendi aldıkları dersleri diğer ülkelerle paylaşmaları beklenir ki, böylece gelecekte birbirleriyle iş birliği yaparak küresel sağlık krizlerini daha iyi yönetebilsinler. Çin ve Hindistan diğer gelişmekte olan ülkelere sağlık krizi ile mücadele etmeleri için ilaçlar, aşılar ve diğer gerekli şeylerle yardım ediyorlar.

Hindistan küresel olarak en büyük aşı üreticilerinden biri. Çin sadece salgını büyük oranda kontrol altına almayı başarmadı, aynı zamanda kendi aşılarını geliştirdi ve piyasaya sundu. İki ülkenin küresel sorunlara kalıcı çözümler bulmak için güçlerini birleştirerek ve karşılıklı yararlı kalkınma ortaklığı kurması bu nedenle bir kazan-kazan formülüdür.

HİNDİSTAN VE ÇİN’İN GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRMESİ GEREK

Çin ve Hindistan’ın Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) liderliğindeki COVAX’ın parçası oldukları ve aşıları küresel kamusal ürünler haline getirme konusunda üzerlerine düşenden fazlasını yaptıklarını dikkate alarak, eğer “etki kazanmak” için biri diğerinin yaptıklarını geçersizleştirmeye çalışırsa, bu zarar verici bir şey olacak ve kesinlikle iş birliği dayanışmayı artırmaya yardımcı olmayacaktır.

Covid-19 salgınından, hükümetlerin hızla zayıf insanlara ulaşıp sağlık ve sosyal hizmetler vermesini sağlayacağı biçimde eşitsizlikleri ele alacakları dersler çıkarmamız gerekiyor. Ayrıca sağlık krizlerine karşı başarılı yaklaşımların derslerini uygulamamız ve sağlık sistemlerini iyileştirmemiz gerekiyor. Çin’in etkin bütün toplumu ele alan yaklaşımı ve birçok sektörde teknolojiyi seferber etmesi ve Çin ile Hindistan’ın diğer gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarını karşılama güçleri temel alınmayı ve genişletilmeyi hak eden örnekler.

Küresel Güney’in büyük yükselen ekonomileri olarak Hindistan ve Çin’in güçlerini birleştirmesi gerekir. Bu bütün Asya’da siyasi istikrara da katkıda bulunacak, yatırım ortamını iyileştirecek ve bölgede sosyoekonomik kalkınmayı destekleyecektir.

Bu yüzden, Asya-Pasifik bölgesindeki ülkelerin sağlık sistemlerini iyileştirmek, sağlık çalışanlarını eğitmek, hayati sağlık bilgilerinin paylaşılmasını sağlamak, hükümetin sayısal sağlık girişimini desteklemek ve hastalıkların yayılmasını önlemek için sınır ötesi izlemeyi güçlendirmek için bölgesel planlar geliştirmek için daha fazla kaynak harcanması gerekiyor.