İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Şener, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Şener, “kademeli normalleşme” dönemini ve aşılama sürecindeki son durumu değerlendirdi.

17 günlük kapanmanın beklendiğinden fazla etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Alper Şener, servis ve yoğun bakımlardaki hasta sayılarının da azaldığına dikkat çekti.

TÜRKİYE’DE TEST POZİTİFLİK ORANI YÜZDE 5

Günlük can kaybının da 300’ün altına indiğini belirten Şener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Test pozitiflik oranı düştü bir taraftan da iyileşen sayısı artmaya başladı. Zatürre oranı sabit kaldı yüzde 3’lerde. Bu oran da düştükçe hissettiğimiz rahatlamayı daha belirgin bir şekilde hissedeceğiz. Test pozitiflik oranımız dünya ortalamalarına göre hâlâ yüksek ama yüzde 20’lerden yüzde 5’lere geldik. Bu da salgının kontrolünün yavaş yavaş bizim elimize geçmeye başladığının habercisi. Bunu artıracak olan da tabii ki aşılama.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) belirlediği bir standart var. Türkiye için günlük vaka sayısı bin 500’ün altı denilebilir. Ama bu rakamlara çok takılmamak lazım. Tabii ki önemli fakat sayılara odaklanmamızın temel sebebi sağlık sisteminin tıkanmamasıdır. Bence oransal anlamda rakamların azalması iyi, dizginlerin bizim elimize geçmeye başladığını gösteriyor ama ne yazık ki kapanmalarla kontrolün bizde olduğunu, rakamlarla anlatmak mümkün değil. Aşılamayı yapmadan günlük bin 500 vaka sayısına indirmeniz mümkün değil. Dünyada bir benzeri yok bunun. Bu rakamlara inen ülkelerde aşılama yüzde 30’lara çıktıktan sonra oldu bu durum. Bunu kontrol altına almanın yolu aşılamanın artırılması. Çift doz aşılanmış olan nüfus bizim için önemli, salgının seyrini belirleyecek.

TÜRKİYE’NİN FAZ 3 AŞAMASINA GEÇMİŞ OLAN BİR AŞISI VAR

Türkiye’nin faz 3 aşamasına geçmiş olan bir aşısı var ve bir tane de faz 1’e geçen aşısı var. Ben bu iki aşının bu yıl içinde kitlesel üretiminin olabileceğini düşünüyorum. Hazırlık sürecinde ister istemez aksaklıklar olabilir. Dünyada 10-12 ülke aşı üretim aşamasına girdiler. Ben yerli aşıda kısıtlı üretim olabileceğini düşünüyorum, bu yıl için önümüzdeki yıldan itibaren yavaş yavaş kitlesel üretimlerin daha doygun hale geleceğini düşünüyorum.

NORMALLEŞME İÇİN GEREKEN AŞILAMA ORANI

Dünya standardında nüfusun yüzde 70’inin aşılanmış olması gerektiği söyleniyor. Bizim 80 milyonda 50 milyonluk nüfusun çift doz aşılanması gerekiyor. Türkiye şu anda yüzde 13’lerde bunun yüzde 60’lara çıkması lazım ki, bizim ‘salgın olağan üstü durumunda çıktı’ dememiz gerek.

Patentin kalkmasındansa ülkelere bunun devri söz konusu. Patent koruma yasasının aşılar için bir defaya mahsus kalkabileceğini düşünmüyorum. Ülkeler yavaş yavaş bunu devretme konusunda yol haritası çizdiler. Sinovac için Türkiye’de üretim ile ilgili ön anlaşma yapıldı. Beraberinde Sputnik geldi. Ben bunun yaygınlaşabileceğini düşünüyorum.

VİRÜS YÜKÜ DÜNYADA AZALMADIĞI SÜRECE FARKLI MUTANT VİRÜSLER OLABİLİR

Mutasyonlar sürekli devam edecek gibi görünüyor. Mutasyonların aşılardan kaçma potansiyeli anlamında şu anda net gösterilmiş olan sadece Güney Afrika mutantı var. Diğer mutantlarla ilgili yapılmış çalışmalara baktığımızda şu an uygulanan hiçbir aşıda mutasyonun oluşturacağı olumsuz bir tablo yok gibi görünüyor. Hindistan mutasyonu çok tartışıldı ama onda da aşılardan kaçan bir mutant olmadığı bilgisi var. Mutasyon kavramının aşılarla ilgili tartışmada gündemden düşeceğini düşünüyorum. Ama bu çıkmayacak anlamına da gelmiyor, virüs yükü dünyada azalmadığı sürece farklı mutant virüslerle karşı karşıya kalabiliriz.”