Dünya genelinde yeni tip koronavirüse (Covid-19) karşı bugüne dek 1 milyar 450 milyondan fazla doz aşı uygulandı. Ancak ne yazık ki, bu rakam yeterli değil. Zira salgını sona erdirmek için tek umut olan aşı konusunda büyük bir kriz yaşanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, nisan ayında küresel aşı tedarikinin yalnızca yüzde 0,3’ünün yoksul ülkelere gittiğini bildirmiş ve yine aynı tarihlerde açıklanan DSÖ raporuna göre, uygulanan 900 milyon doz aşının yüzde 81’inden fazlası, orta ya da yüksek gelirli ülkelerde yapılmıştı. Ghebreyesus, son açıklamasında yüksek gelirli ülkelere seslenerek, stokladıkları aşıları düşük gelirli ülkelere bağışlama çağrısında bulundu. Dünya genelindeki aşı adaletsizliğine dikkati çeken DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, yoksul ülkelerde sağlık çalışanları ile yaşlı grupların halen aşılanmadığının ve hastanelerin dolup taştığının altını çizerek, 2021 yılının 2020’e göre salgın açısından “çok daha ölümcül” geçeceğini kaydetti.

Her ne kadar ülkelerin salgınla mücadelede ulaştıkları nokta birbirinden farklı olsa da aşıya erişim konusunda bazı ülkeler ciddi sorunlarla karşı karşıya. İşte tam da bu konu ile ilgili yaşanan bir gelişme son günlerin öne çıkan başlıklarından biri haline geldi.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ’NDEN AŞI MİLLİYETÇİLİĞİ VE EŞİTSİZLİĞİ UYARISI

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, aşı üretim kapasitesini artırmak için fikri mülkiyetin kaldırılması çağrısı yaptı. Pandemi gibi özel bir dönemde böyle bir kararın önemli olduğunu söyleyen Biden, herkesin aşıya ulaşmasını kolaylaştırmak gerektiğini belirtti. Bu çağrının ardından “aşı patenti” konusu siyasiler başta olmak üzere bilim insanlarınca da çok fazla tartışıldı. Fakat Biden’ın çağrısına ilaç endüstrisi ılımlı yaklaşmadı. Hatta ticari sırların paylaşılmasının kârı etkileyebileceğine vurgu yapılarak, “pandemiye karşı küresel güvenliği tehlikeye atacak eşi görülmemiş bir adım” olarak nitelendirildi.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ise, ABD’nin Covid-19 aşılarının üretim kapasitesini artırmak adına patent hakkının kaldırılmasını destekleyerek, “Bu, salgınla mücadelede muazzam bir an.” dedi. Bilindiği üzere DSÖ, her fırsatta aşı milliyetçiliği ile eşitsizliği konusunda uyarıda bulunuyor ve aşıların fikri mülkiyetinden vazgeçilmesini talep ediyor. Ancak her ne kadar Ghebreyesus, patent haklarının geçici olarak kaldırılması kararına olumlu yaklaşsa da Almanya ile Fransa başta olmak üzere Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler patentin kaldırılmasının aşı üretimini hızlandırmayacağını ve ülkelerin aşı üretiminde kullanılan ham maddeleri temin etmek için yarışa gireceğini savunuyor. Özetle, patent haklarının geçici olarak kaldırılmasına karşı çıkanlar, yetersiz ham madde sorunu ve çalışanların eğitilmesinin aylar alacak olmasına dikkat çekiyor.

Alman ilaç firması BioNTech’in kurucularından Prof. Dr. Uğur Şahin, konuyla ilgili Der Spiegel’e yaptığı açıklamada, patentlerin kaldırılmasının küresel aşı üretimini yakın ya da orta vadede artırmayacağını dile getirerek, “Sürecin tıkandığı nokta formülün az bilinir olması değil, ham maddeye erişim, fabrika sayısı ve etkili bir tedarik zinciridir.” diye konuştu. Pfizer CEO’su Albert Bourla ise, patentin kaldırılmasının aşıların güvenli ve verimli üretimini tehdit edebileceği ve dünya çapında bir ham madde yarışını başlatabileceği konusunda uyardı.

YETERLİ MİKTARDA AŞI OLMADIĞI İÇİN TÜM DÜNYA AYNI ANDA AŞILANAMIYOR

Patentin kaldırılmasının ve aşı üretimine geçilmesinin uzun sürebileceği, uzmanların büyük ölçüde aynı fikirde olduğu bir nokta olsa da geçmişteki örneklere dayanarak hızlı üretimin mümkün olabileceğini savunanlar da var. Bazı ilaç üreticileri, patentlerin kaldırılmasının ters etki yaratabileceğini öne sürerken aşı üreticileri, patentlerden vazgeçerlerse varyantlarla mücadelenin zora gireceğini düşünüyorlar.

Bu arada Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) cephesinde belirsizlik sürüyor. Belirsizliğin tek sebebi, şüphesiz AB’nin bu fikre soğuk davranması değil. DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, DSÖ üyelerini, küresel çapta aşılara eşit erişimi sağlamak amacıyla çok taraflı çözüm için acilen harekete geçmeye çağırmış ve “Aşı politikası ekonomik politikadır çünkü aşılara, tedavilere ve teşhislere eşit erişim sağlamanın bir yolunu bulmadıkça küresel ekonomik iyileşme sürdürülemez.” demişti. Unutmayalım ki, DTÖ’de kararlar fikir birliği ile alınıyor. Birlik sağlanamazsa üyeler arasında oylama yapılıyor ve oylamada önerinin kabul edilmesi için üçte iki oy çoğunluğu aranıyor. DTÖ üyelerinin katılımıyla 8-9 Haziran tarihlerinde bir toplantı gerçekleşecek ve salgının seyrini etkileyecek olan karar oylama sonrasında netlik kazanacak.

Covid-19 aşılarına erişimdeki küresel eşitsizlik az gelişmiş ülkeler başta olmak üzere, dünyanın pek çok noktasında tepkilere yol açıyor. Uzmanlar, üretim ve tedarikin daha eşit dağıtılmadığı durumda en düşük gelirli ülkelerdeki yurttaşların önemli bir kısmının aşılanmasının en az iki yıl daha alacağını tahmin ediyor. Ve ne yazık ki, yeterli miktarda aşı olmadığı için tüm dünyayı aynı anda aşılayabilmek de mümkün değil. Hatırlarsak, salgına karşı aşıları üreten şirketler, aşı ile ilgili bilgi ve deneyimlerini tüm dünya ile paylaşma sözü vermişlerdi.

Pek çok bilim insanı ve ilaç firması sahiplerinin belirttiği gibi patentlerden feragat etmek hâlihazırda kullanılan aşıların piyasaya sürülmesini hızlandırmayabilir, kabul, ama yeniden ortaya çıkabilecek bir salgına karşı hazırlıklı olmayı sağlayabilir. En azından duruma bu açıdan bakarak aşı eşitsizliği konusunda ortak bir ses yükseltip, umutla bekleyenlerin yaşama tutunması ve böylece sadece bazı ülkelerin değil, tüm dünyanın normalleşmesi sağlanabilir.

Tuğçe Akkaş