The Washington Post / Megan McArdle

Gelecek birkaç ay içinde Amerika’nın aşılama programı muhtemelen büyük bir değişiklik geçirecek. Bugünün, endişeli ve isteklilerin güvenilmez randevular almak için saatler harcadığı aşı kıtlığı çeken dünyası birden geçmişte kalacak. Kamu sağlığı yetkililerinin çekingen yetişkinlere aşılarını vurdurması için yalvarıp ikna etmeye çalıştığı aşırı bol aşı dünyasına adım atacağız.

O noktada, hep birlikte çoğunlukla teorik olan sorularla karşılaşacağız; yeni aşı teknolojilerinin belirlenmeyen tehlikeleri hakkında endişe duyanların anlaşılabilir endişelerini yenmenin en iyi yolu nedir? Kırsal alanlarda insanlara uygun aşı merkezlerini nasıl belirleyebiliriz?

Bakım evlerinde çalışanlar, devlet okullarına kayıt yaptıranlar, bir kongreye gidenler ya da bir uçağa binenler için zorunlu aşı olabilir mi? Bu, aşılanmak istemeyen vatandaşların vicdani haklarını ve bedensel özerkliklerine saygı göstermek için geri kalanların ne kadar risk alması gerekir?

AMERİKA’NIN AŞILAMA PROGRAMI BÜYÜK BİR DEĞİŞİKLİK GEÇİRECEK

Bu arada sadece aşılanmamış olanların normal yaşamın dışına atılma riski taşımadıklarını unutmayalım; ayrıca bağışıklık sistemleri bir aşıya uygun olmayan insanlar da var. Ulus ölçeğinde, yeni organları reddetmelerini önlemek için bağışıklık sistemleri bastırılmış olan 436 organ nakli yapılmış insan üzerinde yapılmış son bir araştırma, bir mRNA aşısının ilk dozundan sonra zayıf antikor tepkisinin olduğunu gösterdi. Kanser hastaları, organ nakli yapılanlar ve otoimmun hastalıkları tedavisi gören birçok Amerikalı, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlarla yaşıyor. Covid-19’a karşı korumasız olmayı seçen insanlardan çok bu insanları düşünmemiz gerekmez mi?

Ekonomik maliyetlere gelince, aşı pasaportunun net etkisinin ekonomik etkinliği azaltacağından şüpheliyim. Aksine, görece riskten kaçınan ve kamusal mekânlardan sakınan insanlar için bunu daha az maliyetli hale getiriyoruz ve daha riske tolerans gösteren ve aşılanmak istemeyen insanlar için daha maliyetli hale getiriyoruz. Aşılardan önce, her iki tarafın da iyi argümanları vardı, ama aşılar geniş biçimde ulaşılabilir hale geldiği için, aşı pasaportunu yasaklamak asıl olarak anlamsız riskleri sübvanse etmek olacaktır.

Aşı pasaportları, eğer -diyelim, eğer bir manava girmek ya da sağlık bakımı almak için- fiilen bir zorunluluk olacak şekilde belirsiz olursa çok fazla ileri gitmek olur. En azından herkesin aşı olma şansı olana kadar uygulamaya konulmamaları gerekir. İnsanların korkularını yenmek ve aşılanmak gibi mümkün olduğu kadar uygun hale getirmek gibi ciddi çabalarla birlikte yürütülmelidir.

Daha da önemlisi, bu yolu seçerek diğerleri ve kendi üzerimize yüklediğimiz gerçek maliyetleri unutmamalıyız. Aşı pasaportları bir dizi kötü seçeneğin belki de en iyisidir.