CGTN / Timothy Kerswell

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ), Sinovac’ın ürettiği Covid-19 aşısına acil kullanım onayı vermesi Çin’in bilim toplumunda kutlanması için son neden ve birçok ülke için de müthiş bir haber oldu. Sinopharm’ın aşısının 7 Mayıs’ta acil kullanım onayı almasının ardından, Sinovac’ın aşısı da DSÖ tarafından onay verilen ikinci Çin aşısı oldu. 

Sinovac’ın aşısının, Endonezya’da ön saflarda yer alan sağlık çalışanları arasında hastaneye yatışı ve ölümleri önlemede yüzde 95 oranında etkili olduğu zaten kanıtlanmıştı. Sinovac’ın şimdi DSÖ’nün Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı’nın (COVAX) bir parçası olmasıyla, Çin aşıları, aşıların dünya çapında eşit dağıtımına olanak sağlamak için aşı dağıtımının eşitsizliğine son vermede önemli bir rol oynayacak.

Çok sayıda Batılı ülke, hükümet, medya, akademik toplum ve kamuoyu düzeyinde Çin aşıları konusunda şüpheciliği tasarladı, teşvik etti ve gösterdi. Buna karşın DSÖ uzman heyetinin Sinovac’ın aşısını onaylaması bu konuda şüpheye yer bırakmamalıdır.

Bu noktadan itibaren, Çin’in aşılarını kabul etme konusunda tereddüt gösterilmesi, ilk olarak DSÖ epidemiyoloji uzmanı Mary-Louise McLaws’ın ifade ettiği gibi “bilimsel ırkçılık” olarak adlandırılmalıdır. Hükümetler, medya kuruluşları ve dünya çapındaki kamuoyunun Çin’in aşılarını karalama yoluyla aşı tereddüdünü desteklememe konusunda ahlaki sorumluluğu bulunmaktadır. Gerçekten, dünya işlerinde bir kez olumlu rol oynama eğiliminde olsalardı, bunun yerine Çin yapımı aşılara güveni sağlamak için ellerinden gelenin en iyisini yaparlardı.

Son zamanlarda belirli Batılı güçlerin Çin’e karşı gerilimi yükseltmesi, önemli insani sonuçlara sahip bir süreç olan aşılama konusundaki küresel müzakereleri gölgeliyor. Geriye kalan gerçek şudur ki, Covid-19 salgınına karşı mücadele küresel mücadeledir ve uygulanan her bir doz aşı bütün insanlığın başarıyı paylaşmasına yönelik bir adımdır. 

ÇİN BİRÇOK ÜLKE İÇİN EN GÜVENİLİR AŞI TEDARİKÇİSİ ÜLKE OLACAK

İnsanlığın ortak geleceği için böylesine önemli bir konunun jeopolitik gerilimlerle bozulmasına olanak sağlamak ciddi hata olacaktır. Özellikle küresel seyahatin yeniden başlamasının ülkeler arasında aşıların ortak tanınmasına bağlı olacağı olasılığının ortaya çıkmasıyla, şimdi Sinopharm ve Sinovac aşılarının yerel olarak onaylanmasının hızlandırılması konusunda Batılı ülkelerin üzerinde baskı var.

Çin ana karasında Covid-19 salgınını kontrol eden Çin, ihracat etmek için aşıların üretiminde iyi konumlanmıştı, çok sayıda gelişmekte olan ülke aşı tedarikinde kısmen veya tamamen Çin’e bağlıydı. 

DSÖ’nün onayından çok önce çok sayıda ülke, Sinovac’ın onaylanan aşısı dâhil olmak üzere Çin aşılarıyla ön saflarda mücadele eden sağlık çalışanları ve savunmasız kesimleri korudu. Çin şu anda ana karada günde 20 milyon doz kadar aşılama yapıyor. Tropikal ve alt tropikal ülkelerde sıfırın altında soğutma aşıların daha büyük nüfusa ulaştırılmasını imkânsız kılıyor. Bu nedenle gelişmekte olan dünyanın büyük bölümünde Sinovac, sıcak iklimlerde dağıtım avantajı ile aşı tedarikinde uygun bir aday olacaktır. 

Daha önce Hindistan, küresel olarak aşıların en büyük üreticisiydi. Bununla birlikte, bir ayda Covid-19 vakalarında, ölümlerinde rekor kırması ve rekor seviyede ekonomik daralma nedeniyle ülke şimdi hem ekonomik hem de salgınla ilgili olarak bir kargaşa yaşıyor. Hindistan, kaderini çevirme şansına sahip olmak için kesinlikle üretim kapasitesini nüfusuna ve endişe verici Covid-19 vakalarının yayılmasını engellemeye yönlendirmeye ihtiyacı olacak. Sonuç olarak Çin muhtemelen, birçok ülke için en güvenilir aşı tedarikçisi ülke olarak ortaya çıkacak ve Çin’in yıllık üretim kapasitesini 5 milyar doza kadar geliştirdiği tahmin ediliyor.

Ne yazık ki, Covid-19 ile ilgilenmek yeni normal olabilir. Bununla birlikte, Çin’in aşılarının ve muazzam üretim kapasitesinin gelişmesi sayesinde, dünyanın birçok kesiminde diğer yeni normalin Çin’in aşılarının kalıcı varlık olması muhtemel görünüyor. Aslında, son zamanlarda Hindistan’ın şimdiki krizle baş edebilmek için Çin aşılarını ithal etmesi gerektiği tartışıldı. Hindistan’ın siyasi liderlerinin haksız gurur ve insanların yaşamını korumak arasında seçim yapması gerekiyor.

Bloomberg köşe yazarı Andy Muhkerjee’nin işaret ettiği gibi, “Her kesimden Hint siyasetçiler, Sinopharm ve Sinovac BioNTech’in aşılarını aniden savunmada zorlanacaktır. Yine de şu anda Hindistanlıları önlenebilir bir ölümden korumak ve ekonomiyi dayanıklı biçimde yeniden açmaktan daha büyük bir ulusal çıkar ne olabilir?” 

Bu sadece Hindistan için değil, tüm dünya için geçerli bir soru. Bir buçuk yıl Covid-19 kısıtlamalarıyla yaşadıktan sonra eminim ki kalbimizin derinliklerinde hepimiz dünyanın daha açık bir yer gibi hissedeceği günü sabırsızlıkla bekliyoruz. O yere varmak, Çin aşıları konusunda bir düşünce değişikliği gerektirecek.