Global Times / Xu Liping

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşik Krallık ve Avustralya arasında yeni oluşturulan güvenlik ortaklığı, aralarında Güneydoğu Asya ülkelerinin de bulunduğu birçok ülkede derin kaygıya yol açtı. Örneğin, Jakarta ve Kuala Lumpur, Avustralya’nın “AUKUS” olarak bilinen üçlü anlaşma kapsamında nükleer denizaltıları ele geçinme planlarına güçlü muhalefetlerini dile getirdiler.    

Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’nin (ASEAN) diyalog ortağı olarak Avustralya, Güneydoğu Asya Nükleer Silahlardan Arındırılmış Bölge Anlaşması’nı imzalamıştı. Ancak Avustralya’nın nükleer güçle çalışan denizaltılar inşa etme ve hatta Güney Çin Denizi’nde kullanma niyeti nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge oluşturulmasını tehdit ediyor. Avustralya’nın kararı Güneydoğu Asya bölgesindeki önemli anlaşmalardan birine ters düşüyor. Bu ASEAN’ın çıkarları ve amaçlarıyla çatışıyor. 

South China Morning Post gazetesine göre, bazı ASEAN üyeleri Batı’nın Avustralya’yı nükleer kulübe kabul ederek, Çin ile daha saldırgan şekilde ilgileneceğini sembolize etmesinden endişe duyuyor. Avustralya nükleer güçle çalışan denizaltı inşa ederse, bu hiç şüphesiz bölgesel güç dengesini altüst edecek ve birçok diğer bölge ülkesine tehdit oluşturacak. Sonuç olarak bölge ülkeleri potansiyel tehlikeleri engellemek ve bölgede dengeyi yeniden sağlamak için nükleer denizaltıları ele geçirmeyi düşünecek. Bu Güneydoğu Asya’yı bölgesel nükleer silahlar yarışının kıyısına sürükleyebilir. 

AUKUS BÖLGEYİ ÜRKÜTÜYOR

AUKUS’un kurulması doğrudan Taiwan Boğazı’nı ve özellikle Güney Çin Denizi’ni hedef alıyor. Nükleer silahları geliştirerek Canberra, bölgedeki barışa ve istikrara zarar verecek. Canberra ayrıca, Çin’e karşı ABD ve Avustralya’nın aynı safta durmasıyla ASEAN’a baskı yapacak. 

ASEAN üyeleri Güney Çin Denizi meselesinin doğrudan paydaşlarından bazılarıdır. Birçok Güneydoğu Asya ülkesi, Avustralya’nın Güney Çin Denizi’ndeki duruma zarar vermesinden hoşnut değiller ve derin endişe duyuyorlar.  Bu, Malezya’nın niçin bu kadar sert karşılık verdiğini açıklıyor. Malezya, büyük güçlerle Güney Çin Denizi’nde askeri gücün sergilenmesi ve göz önüne serilmesine karşı çıkıyor. Malezya ayrıca bölgenin büyük güçler arasındaki bir oyun sahasına çevrilmesine karşı çıkıyor. 

Çin bugün Güney Çin Denizi bölgesinde adaları ve resifleri kontrol etmek için mutlak bir askeri güce sahiptir. Ancak Beijing bu yoldan gitmedi. Bunun yerine, ASEAN üyeleriyle Güney Çin Denizi’nde Davranış Kuralları görüşmelerinde büyük sabır ve itidal gösterdi. Bu, Çin’in bölgedeki en büyük ülke olarak sorumluluğunu gösteriyor. Çin, bölgede adaları ve resifleri ele geçirmek için askeri gücünden faydalanmadığı sürece, AUKUS’un varlığı için hemen hemen hiçbir sebep bulunmuyor. Bu bağlamda, AUKUS’un Çin’i hayali bir düşman olarak görmesi ve Güney Çin Denizi’nde Çin’in “saldırganlığına” karşı çıkmak için ASEAN ile iş birliği girişiminde bulunması tamamen saçmalık olacaktır.     

ASEAN üyelerinin kaygılarına karşılık Avustralya’nın ASEAN Büyükelçisi Will Nankervis, AUKUS’un “bir savunma ittifakı ya da anlaşması” olmadığını söyleyerek, bölgedeki ülkelere güven vermeye çalışıyor. Avustralya, AUKUS nükleer denizaltı anlaşması konusunda ASEAN’ın endişelerini gidermeyi umuyor. Ancak Canberra’nın nükleer denizaltılar satın alarak çok ileri gitmesi ve ASEAN’nın dış politika ve stratejik amaçlarına zıt düşmesi yüzünden ASEAN’ın Canberra’nın sözlü açıklamalarına inanması zordur. 

ASEAN BÖLGEDE EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ YAPISININ MERKEZİ KONUMUNDA

ASEAN bölgede, bölgesel güvenlik yapısı ve ekonomik iş birliği yapısının merkezi konumundadır. Nihayetinde Avustralya ile ABD’nin yaptığı şey hiç şüphesiz ASEAN’nın rolünü zayıflatmaktadır. Washington ve Canberra her zaman ASEAN’ın merkeziliğini desteklediğini iddia etmektedir. Ancak onların davranışı aslında ASEAN’ın yüzüne tokat atmaktır. Gerçekler ABD ve Avustralya’nın ifade tarzlarının ikiyüzlü olduğunu kanıtlamaktadır. Bir yere kadar ASEAN ile Avustralya ve ABD arasındaki siyasi ve stratejik güven daha da tehlikeye girmektedir.

Raporlar, Avustralya’nın yeni nükleer denizaltılarının 2040 yılına kadar denizlerde olmayacağını gösteriyor. Fakat Canberra muhtemelen nükleer denizaltıları ASEAN üyelerini korkutmak için bir pazarlık kozu olarak kullanacak. ASEAN’ın 2030 yılına kadar dünyanın dördüncü büyük ekonomisi haline gelmesi öngörüldüğü için, Avustralya’nın güvenlik alanında büyüyen gücü ASEAN’nın büyüyen ekonomik gücüne karşılık bir tehdit olacaktır. Güneydoğu Asya ülkelerinin son derece dikkatli olması gereken konu budur.