Global Times

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçen hafta cuma günü bir kez daha parmağını Hong Kong’un işlerine uzattı. Blinken, Twitter’da ‘’garanti altındaki özgürlüklerini şiddete başvurmadan kullandığı için hapsedilenlerin hepsinin derhal serbest bırakılmasını’’ isteyerek, gülünç bir talepte bulundu. Biz yardımcı olamayız, ancak Blinken’a sormak istiyoruz: “Hukukun üstünlüğünün ne olduğunu biliyor musunuz?”

Hong Kong, hukukun üstünlüğü ile yönetilen bir toplumdur. Yargının kararlarına saygı gösterilmelidir. Bunun yanı sıra dava aslında çok basit ve yasal olarak tartışmalı değil. Joshua Wong Chi-fung ve diğerleri zaten suçlu bulundu. Kamuoyuna açıklanan davanın gerçekleri dört sanığın mitinglerin “onaylanmadığını” çok iyi bildiklerini, ancak yine de katıldıklarını, siyahlar giydiklerini, siyasi sloganlar attıklarını ve sosyal medya platformlarında kargaşayı kışkırttıklarını gösterdi. Wong, kötü şöhretli bir Hong Konglu ayrılıkçı ve diğer üçü suçu işlediklerinde Hong Kong bölgesi meclis üyeleriydi. Onlar bulundukları konumun avantajlarını, önceden planlanmış suçları kasten işlemek ve yasaları açık bir şekilde ihlal etmek için kullandılar. Onlara ”caydırıcı ceza” verilmelidir. Davanın hâkimi, Wong ile diğerlerinin sürekli olarak suç işlediklerini ve herhangi bir pişmanlık göstermediklerini söyledi. Onlar suçu kabul etmiş olmalarına rağmen, hafif cezalara çarptırılmamalıdır.

Wong ve diğerlerinin savunma avukatları var. Bu kişiler hakkındaki karar, Hong Kong mahkemesinin hakimi tarafından, kentin yerleşik yargı sürecinin yanı sıra yasalar ve yönetmeliklere dayanarak verildi. Hong Kong Özel İdari Bölgesi hükümeti, yargılama sürecine başından sonuna kadar müdahalede bulunmadı. Blinken’ın, Hong Kong’un bu suçluların serbest bırakılmasını talep etmesi, yürütme erkinin yargıya müdahale etmemesi gerektiği ilkesini ihlal etmek olmuyor mu? Yabancı biri olarak, neye dayanarak Hong Kong mahkemesinin kararını değiştirmesini istiyorsunuz?

YARGININ KARARLARINA SAYGI GÖSTERİLMELİ

Blinken gerçekten yasal bir sağduyuya sahip değil mi? Bu tür bir olasılık çok düşük. Bu durumda sadece, Blinken gibi insanlar tarafından temsil edilen Washington’ın, hiçbir suretle Hong Kong’da hukukun üstünlüğüne saygı göstermediği, kentin istikrarı ve refahının zarar görüp görmemesini umursamadığı sonucunu çıkarabiliriz. Onların gerçekten önemsedikleri şey, Hong Kong’daki siyasi etki güçlerini sürdürmek ve kenti herhangi bir zamanda oynayabilecekleri bir “kart” haline getirmek için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmaktır.

Hong Kong, iki yıl önce böyle bir karmaşanın içindeydi, fakat ABD bu durumdan “görülmesi gereken güzel bir olay” olarak bahsetmişti. Şimdi Hong Kong işleri yoluna koymaya çalışıyor, ancak ABD’nin farklı eleştirileriyle karşılaşıyor. Hong Kong’da durumun kısa sürede tersine dönmesi, Hong Konglu ayrılıkçıları ve yabancı güçleri şaşkına çevirdi. Bu vahşi güçler şimdi parçalandı, bazıları tutuklandı ve bazıları kaçtı. Hong Kong’da durumdaki değişiklikler Washington’ın moralini bozacak ve hayal kırıklığına uğratacaktır.

Yerleştirilmiş ajanlar olmaksızın, Pasifik’in diğer tarafından esen rüzgârlar Hong Kong’da dalgalar yaratamaz. Kendini beğenmiş şiddetle meyilli güçler Hong Kong’da kargaşa yarattılar ama bu daha fazla Hong Kong sakininin durum böyle devam ederse Hong Kong’un harap olacağını fark etmesini sağladı. Giderek daha fazla sayıda insan merkezi hükümeti destekliyor ve Hong Kong hükümeti, şiddeti ve karmaşayı önlemek için güçlü önlemler benimsiyor. Ayrılıkçıların kışkırtma ve yalanla elde ettikleri kamu desteği azalıyor ve onların sayılı günleri kaldı.

Kilit nokta, Çin’in Hong Kong’un belkemiği olmasıdır. Merkezi hükümet, bu isyancılara istedikleri her şeyi yapmalarına ve dış güçlerin Hong Kong’u istikrarsızlaştırmasına izin vermeyecek. Ne ABD ne de Britanya’nın, Hong Konglu ayrılıkçı güçlere beklenen desteği vermek için araçları ve gücü yoktur. Hatta ahlaki bir bahaneleri bile yok. Bu açıdan bakıldığından, Blinken’ın Hong Kong’un işlerine müdahalesi yanlıştır.