Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) girişimiyle önümüzdeki günlerde düzenlenecek Global Demokrasi Zirvesi’nin davetlileri arasında Litvanya da bulunuyor.

Bu durum, Litvanya’nın insan hakları alanındaki tarihine göz atma ihtiyacını doğurdu. Litvanya’nın insan hakları alanındaki kötü karnesi, zirvenin sözde “global demokrasiyi ve insan haklarını savunma” temasının temelsiz oluşunu bir kez daha gösterdi.

Avrupa, yeni bir mülteci kriziyle karşı karşıya. Basında yer alan haberlere göre, mülteciler Litvanya ile Belarus arasındaki sınır bölgesinde yerlerde yatmak zorunda kalıyor. Litvanya ordusuna ait araçlardan çıkan köpekler mültecilerin üstüne salındı. Belarus tarafı, iki mültecinin cesedinin bulunduğunu bildirdi. Litvanya makamları, 7 aylık hamile bir kadını dahi sınırın Belarus tarafına attı.

Litvanya tarihinde Yahudilere karşı büyük bir katliam da bulunuyor. Günümüze gelindiğinde ise ülkede yaşayan Yahudiler ve diğer etnik azınlıklar yine ayrımcılık yaşıyor. Etnik azınlıkların sağlık ve seyahat hakları ya ihlal ediliyor ya da tamamen ellerinden alınıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan raporda, 2019 yılı ortası itibarıyla Litvanya’daki Yahudi semtlerinin sayısının büyük ölçüde azaldığı, ülkedeki Yahudi nüfusunun 4 binin altına düştüğü açıklandı.

Alman basınında yer alan habere göre, Litvanya’da CIA ile ortaklaşa kurulan gizli gözaltı merkezinde ciddi insan hakkı ihlalleri bulunuyor, merkezdeki personel gözaltında tutulanlara karşı şiddete başvuruyor.

İngiliz akademisyenlerin öncülüğünde hazırlanan bir rapor, CIA’nın Litvanya’ya gizli gözaltı merkezi projesi için teşekkür etmek amacıyla 1 milyon dolar ödediğini gösterdi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de 2018 yılında Litvanya’nın CIA’ya gizli hapishaneler kurma izni verdiği ve insan haklarını ihlal eden girişimlerde bulunduğu için suçlu olduğuna hükmetti.

Litvanya, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne ve Uluslararası İnsan Hakları Hukuku’na aykırı girişimlerine rağmen, “demokrasi” ve “insan hakları”nı diline pelesenk ediyor, başka ülkelerdeki insan hakları durumuyla ilgili spekülasyon yapmaktan hicap duymuyor. Tüm bunlar, Litvanya’nın insan hakları konusundaki riyakârlığını apaçık ifşa ediyor.

ABD ise kendisinin ne kadar demokratik olduğunu göstereceğini sandığı zirvenin, katılımcıların utanç verici girişimlerinden dolayı bir siyasi güldürüye dönüşeceğinin farkına varmaya yanaşmıyor.