Xinhua

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) pazartesi günü toplam Covid-19 hastası sayısı 35 milyona ve yaşamını yitirenlerin sayısı ise 610 bine çıktı. ABD her iki alanda da dünyada ilk sırada.

Yürek parçalayıcı can kayıpları Washington’ın Covid-19’la mücadelesinden acı derslerin alınıp incelenmesi gerektiğini hatırlatıyor ki, insanlık bir salgınla karşılaştığında erken bir zamanda daha fazla can kurtarsın ve virüse hakim olsun. Bazı ABD medyasının ülkenin Covid-19’a karşı mücadelesini göklere çıkarmasına rağmen, gerçekler ABD’nin dünyanın bir numaralı salgına karşı mücadelede başarısız ülkesi olduğunu, ülkenin en çok siyasi suçlamalara tanık olduğu ve ülkenin yanlış bilgilendirmenin en fazla hakim olduğu ülke olduğunu gösteriyor. Bu gerçek Beijing’de pazartesi günü üç düşünce kuruluşunun yayınladığı bir araştırma raporunda da ifadesini buldu.

ABD’nin virüse karşı mücadelesi konusundaki gerçek Washington’daki bazı vicdansız siyasetçilerin sıradan Amerikan hayatlarından daha çok partizan çıkarlarını gözettiğidir. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın hükümeti 2020’nin başında, ekonomik büyümeyi desteklemek ve Cumhuriyetçilerin oy tabanını istikrara kavuşturmak amacıyla virüsle ilgili uyarıları göz ardı etti ve salgın riskini az gösterdi. Partizan çatışmaların engellediği salgın önleme ile kontrol sistemi arıza yaptı ve ülke salgının her gelişme evrelerinde etkili önlemler uygulamaya koyma fırsatını kaçırdı.

ABD’nin meşum para siyaseti salgın sırasında hep iş başındaydı bu da sermayenin öneminin hükümetin gözünde insanların hayatının öneminden daha fazla olmasıyla sonuçlandı. Salgın ortaya çıktıktan sonra, ülke trilyonlarca yeni dolar piyasaya sürdü ve bu borsada sürekli bir yükselişe neden oldu. Forbes’e göre, Mart 2020’den Ocak 2021’e kadar 600’den fazla Amerikalı milyarderin toplam serveti yüzde 38,6 arttı.

ABD PANDEMİ İLE MÜCADELEYE KATKIDA BULUNMALI

Hükümetin salgına gevşek tepkisinin kurbanları zayıf gruplar oldu. Teksas Vali Yardımcısı Dan Patrick, kendisi gibi büyükbaba ve annelerin torunlarının ekonomik durumunu kurtarmak için ölmeye “istekli” olduklarını söyledi. Başka bir gerçek de Washington’daki siyasetçiler “herkes eşit yaratıldı” derken, ABD toplumunun artan ayrımcılık ve adaletsizliğe tanık olmasıydı. ABD’nin Covid-19’a karşı başarısız tepkisi ırkçı çatışmaları yoğunlaştırdı, bu Asyalılara karşı saldırı ile ayrımcılıkların artmasında ve ülkede artan silahlı saldırı olaylarında yansımasını buldu.

The Atlantic tarafından geçen ekim ayında yayınlanan bir yazıda, ABD’de, kurumlarına, siyasetine ve vatandaşlarının birbirlerine güvenme düzeyinin “hızı bir düşüş” içinde olduğu belirtildi. Yazıda “Amerikalılar yönetici kurumlarından uzak durmaya çalışıyor. Ve neredeyse bu kurumlardan hepsi onlara ihanet etti.” denildi. İşleri daha da kötüleştirmek için, ABD hükümeti salgını kendi siyasi gündemini gerçekleştirmek için bahane olarak kullandı ve bu süreçte bilimsel ve profesyonel görüşleri bastırdı.

ABD hükümeti belirli ülkeleri karalamak için virüsün kökeni hakkında saçma iddialar ortaya atarken, 2019’da ABD’deki şüpheli enfeksiyon vakaları hakkında sessiz kaldı. ABD, şubattan bu yana ilk kez günlük 100 binden fazla yeni vakayla karşılaşıyor ve bu ABD’nin virüsle mücadelesinin gerçek durumunu ortaya koyuyor. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü Direktörü Francis Collins, ülkenin Delta varyantı vakalarının artışını kontrol altına alma konusunda “başarısız” olduğunu belirtti ve “Şimdi korkunç bedeller ödüyoruz.” dedi.

Amerikan halkı salgınla mücadele ederken, Washington’ın virüs karşısındaki fiyaskosunun sert gerçekliği ile yüzleşeceği ve Amerika’da daha fazla hayatı korumak için önlemler alacağı ve bunu yaparken salgına karşı küresel mücadeleyi engellemek yerine, bu mücadeleye katkıda bulunacağını umuyoruz.