CGTN / Maitreya Bhakal

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “İlk yükümlülüğümüz Amerikalılara karşıdır.” dedi. Bu, ABD’nin Hindistan’a ikinci Covid-19 dalgası nedeniyle tıbbi ihracatı konusundaki sorunun yanıtıydı. ABD bu yardımı, “Yarım milyon aynı hastalıktan ölürken bu ‘yükümlülük’ neredeydi?” dedirtecek kadar halkını şaşırtarak ilk görevinin Amerikalıların hayatlarını kurtarmak olduğunu ileri sürerek ilk etapta açıkça reddetti.

TARAF OLMAK

Şaşırılacak diğer kategori, Hindistan, ABD, Japonya ve Avustralya’nın rengârenk bir çeşitliliği QUAD’ı sürekli şımartan “medya uzmanları” olarak bilinenler oldu. Bu gruplaşma, bir “demokrasiler” türlüsü yaratarak Çin’in yükselişine karşı koymaya yönelik görünüyor. Hindistan, Amerika için yararlı bir ülkedir. Hindistan, dış kaynaklı IT operasyonları için ucuz iş gücü kaynağından bahsetmeye gerek yok, tüketici ürünleri ve silahlar için büyük bir pazar sağlar. Ama belki de Hindistan’ın en önemli kullanımı Çin’e karşı bir korunma potansiyeli. Neyse ki, ABD için Hindistan’ın, Amerika’nın istismar etmekten fazlasıyla mutlu olduğu Çin ile onlarca yıllık bir sınır anlaşmazlığı da dâhil olmak üzere kendi sorunları var. Hindistan resmi bir ittifakın parçası olmayı defalarca reddetti. Hindistan Dışişleri Bakanı S. Jaishankar’ın bir keresinde “Elbette taraf olduk. Ben tarafımı tuttum.” demişti.

Ama bu Amerika’yı denemekten alıkoymadı. Hindistan’ı defalarca şımarttı ve sık sık Çin’e demokratik bir engel olarak desteklemeye çalıştı (Hindistan eğlenmiyor ve genellikle bu tür şefkat gösterilerinden hoşlanmıyor). Amerika, uzun yıllardır medya propaganda organları aracılığıyla Hindistan’ı ABD’nin kilit bir müttefiki ve “bir sonraki Çin” olarak göstererek, onu bir kupa kızı gibi (ve aynı ölçüde nesneleştirerek) sergiledi.

ÖNCE AMERİKA, SONRA QUAD

ABD rejimi, QUAD girişiminin bir parçası olarak Hindistan’da aşı üretimini genişletmekle övünüyordu. Strateji açıktı; dünyanın en büyük aşı üreticisi Hindistan’ı, dünyaya diğer tüm uluslardan daha fazla Covid-19 aşısı sağlayan ülke olan Çin’in “aşı diplomasisine” karşı koymak için kullanmak.

Hindistan’ı ikinci virüs dalgası vurduğunda, Pakistan ile Çin dâhil birçok ülke yardım ve acil tıbbi malzeme teklifinde bulundu. Bu arada Amerika ilk başta kararlı bir şekilde reddetti. Adım atma ve bağlılığını kanıtlama zamanı geldiğinde, Hindistan’ı küçümsedi. Sadece ABD propagandacıları şaşırdı. Onlarca yıldır Amerika’yı sorumlu bir süper güç olarak, muhtaç ülkelere yardım eden Tepedeki Parlayan Şehir olarak resmetmişlerdi. Biden’ın sözleriyle, gücünün örneği değil, örneğinin gücüyle yönetilen bir ülke.

Her zamanki gibi, ABD stratejisi fena olduğu kadar basitti; diğer ülkelere yardım etmeyi reddetmek ve Çin veya Rusya bunu yaptığında, yardımlarını yalnızca küresel etki için jeopolitik bir oyun olarak tasvir ederek onlara hakaret etmek. ABD rejimi, salgın nedeniyle yüz binlerce insanının ölümünü bu kadar önemsemeseydi, dünyanın diğer tarafındaki insanları, özellikle de Amerika’nın tercih ettiği ırktan olmayanları önemsemeye başlamak neredeyse imkânsız olurdu.
Bunun yerine rejim, aşı ve ham madde ihracatının kendi halkını aşılamak pahasına olacağı izlenimini yanlış bir şekilde yaratmaya çalıştı. Amerika, nüfusunu üç kat fazla aşılamaya yetecek kadar aşı biriktirdi.

ABD’DEN “U” DÖNÜŞÜ

Bu inatçı ret, rejimin kendi dostları tarafından bile aşırı eleştirilere maruz kaldı. Önemli bir Asyalı ortağa yönelik küçümseme o kadar şok ediciydi ki, özellikle geçen yıl Amerika’ya ihtiyaç duyduğu dönemde yardım etmişti, bu harekete Amerika’nın vahşi savaşlarını ve milyonları öldüren bombalama olaylarını destekleyenler bile karşı çıktı. Sonunda, Amerika baskıya teslim oldu. Dünyadaki en kötü ulus bile ancak bu kadarını kaldırabilir.

Yine de, gecikmiş “U” dönüşü, biraz vicdan muhasebesinin sonucu değildi ya da rejim birdenbire yüreklendi. Bu sadece itibarını kurtarmak için gecikmiş bir girişimdi. Bu tür jeopolitik jestler -ya da eksikliği- kolayca unutulmayacaktır. Amerika’nın ilk içgüdüsel tepkisinin, -haince arkadan bıçaklama- kısa sürede unutulması pek olası değil. Bu muhtemelen Hindistan’ı arkadaş gibi görünenlerden beklentileri konusunda daha gerçekçi yapacak. Sonuçta, sadece arkanızdakiler sizi sırtınızdan bıçaklayabilir.