CGTN / Keith Lamb

Pew Araştırma Merkezi’nin 1 Kasım’da sonuçlarını yayınladığı “Dünyada İnsanlar Amerikan Toplumu ve Siyasetinin Neyini Seviyor ve Neyini Sevmiyor” başlıklı araştırma Amerika Birleşik Devletleri (ABD) demokratik sistemi hakkında büyük bir uyanış olduğunu gösteriyor. ABD dâhil 17 gelişmiş ülkede yapılan araştırma, çok az kişinin ABD demokrasisinin diğerlerinin takip etmesi gereken iyi bir örnek olduğuna inandığını gösteriyor. ABD dışında yanıt verenlerin sadece yüzde 17’si ABD’yi böyle olumlu bir şekilde görürken, yüzde 72 kadarı Amerikan demokrasisinin son yıllarda iyi bir örnek olmadığını düşünüyor.

Açıkça, ABD demokrasisinin yöntemlerinin gerçek demokratik sonuçlara yol açmadığı konusunda artan bir bilinçlenme var. Örneğin, sonsuz ABD savaşlarının demokratik hiçbir yanı olmadığı gibi ABD’nin büyük Covid-19 kayıplarına neden olan korkunç sağlık sisteminin de demokratik bir yanı yok. Araştırmaya katılanların yüzde 89’unun ABD sağlık sistemine çok az inanırken, aynı zamanda, ABD dışındaki toplam 16 ülkede kamuoyunun ABD ordusunun en iyi ya da en azından ortalamanın üstünde olduğuna inanmasında şaşacak bir şey yok. Bu sonuç ABD demokrasisinin bilinçsiz değilse bile trajik bir şekilde mahkûm edilmesini temsil ediyor, çünkü ABD’nin savaştan ve hastalıktan, ölüm ve hastalık karlarını toplayan bir azınlığın çıkarlarını korumak için çalıştığı gerçeğine işaret ediyor. ABD bütçesine gelince, bu bütçe egemen devletleri işgal ederek yurt dışında demokrasiyi inkâr için gerekli bütün kaynaklara sahipken, vatandaşlarının temel demokratik ihtiyaçları için çok az bir pay ayırır.

SONSUZ ABD SAVAŞLARININ DEMOKRATİK HİÇBİR YANI YOK

Elbette eski Başkan Donald Trump muhtemelen demokratik seçim sürecinin kendisinin çürümüş olduğunu ve iddialarını çürütürken bile ABD seçim sürecinin ne kadar açıkça “adil” olsa da hileli olmasının önemli olmadığını söylerdi. Yoksulların daha da yoksullaşmasının dışında sistematik olarak bir başkandan ötekine çok az değişiklik olur. Örneğin, Joe Biden’ın öğrenci borçlarını iptal etme önerisi şimdiye kadar boşa gitti.

ABD en basit demokratik vaatleri bile terk etmesine rağmen, Çin’e demokrasi dersi vermekten yorulmadı. Aslında Çin açıkça bütün vatandaşları için büyük iyileştirmeler yapsa da ABD, Çin’in demokrasiye sahip olduğunu reddediyor. Bu çelişki akla Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in “tüm süreç halk demokrasisi” diye bilinen Çin demokrasisini tartışırken yaptığı yorumu getirdi. Xi “Demokrasi sadece bir dekorasyon süsü değildir, insanların gerçekten önem verdikleri sorunları ele almak için kullanılır.” demişti. Bu haliyle, gerçek demokrasi boş vaatler değil, maddi sonuçlar üretir.

XI: “DEMOKRASİ, İNSANLARIN ÖNEM VERDİKLERİ SORUNLARI ELE ALMAK İÇİN KULLANILIR”

Batılı anlamda, Çin’in sisteminde seçim yoktur ama halkın ne düşündüğünü anlamak için sürekli geri besleme mekanizmaları vardır. Çin demokrasisinin bir özelliği olarak çoğu zaman gözden kaçırılan şey, “Beş Yıllık” ve uzun dönemli planlardır. Bunlar başarıldığı durumda bir bütün olarak toplum için avantajlı olacak olumlu bir hareket için cesur geniş kapsamlı planlar sunar. Bu planlardaki demokratik süreç üç düzeyde çalışır. İlk olarak, bu planların yapılmasında geniş bir danışma vardır. İkincisi devletin başarması gereken şey hakkında bir ölçek yaratılır bu da hükümetin sorumlu tutulacağı beklentilerin üretilmesine yol açar. Üçüncüsü bu planlar başarılı olurlarsa kitlelerin yararına maddi değişiklikler olmasına neden olur. Çoğunluk için gerçek olumlu değişiklikler getiremedikten sonra, demokrasi sadece bir hayali yalandır.

Demokrasinin yukarıda anılan özelliklerinin tamamı ABD’de yoktur. Olumlu yönde iyileşme beklentisi yoktur, bu da seçimlere düşük katılımı açıklar. ABD halkının siyasi ilerlemeyi değerlendirebileceği somut ölçütler yoktur ve ne yazık ki ABD demokratik seçimleri asıl olarak gerçek demokratik değişiklikler yapmaktan çok demokratik olmayan statükoyu yönetecek bir devlet başkanı seçme sürecidir.

Son Pew araştırması içinde, ABD hakkında ifade edilen bazı olumlu duygular vardır. Örneğin, araştırmaya katılanların çoğunluğu ABD’nin teknoloji, eğlence ve üniversiteleri konusunda olumlular. Ancak ben bu sektörlerde bile, şimdiye kadar ABD demokrasisini inkâr eden sorunlar olduğuna inanıyorum.

ABD DEMOKRATİK ENFORMASYON AKIŞINI ENGELLEMEK İÇİN ÇALIŞIYOR

ABD eğlence sektörünün birçok kültürel harikalar yarattığı doğru olsa da kitlelerin dikkatini dağıtmak ve onların sonsuz savaşları desteklemesi ve kötü sağlık hizmetlerini kabul etmeleri için propaganda yapan bir “sirk” olarak hareket ederek vatandaşlarını aptallaştırır. Aslında bütün demokrasi kavramı, seçim sürecinin kendisi gibi, en iyi durumda rekabetçi olarak nitelenebilecek ama demokratik olmayan bin pandomim niteliğine bürünür.

O zaman ABD teknolojisinin hâlâ birinci sınıf olduğu doğruyken, bu teknoloji ABD askeri kapasitelerine güçlendirir ki, bu da anti demokratik olarak kullanılır. ABD enformasyon teknolojisinin zirvelerini kontrol ederek, yumuşak gücü yoluyla, tek kutuplu vizyonunu normalleştirebilmektedir ki bu doğası gereği demokratik olmayan bir dünya düzeninin vizyonudur. Ayrıca, yumuşak “Disney maskesinin” arkasında ABD’nin bıkmadan diğerlerinin yüksek teknoloji sanayilerinde adil biçimde rekabet etmelerini önlemek ve böylece demokratik enformasyon akışını engellemek için çalışıyor.

İş ABD üniversitelerine gelince, birçok mükemmel üniversite var ama seçkinciler ve sıradan ABD mezunlarını modern dönem borç kölelerine çeviriyorlar. Ek olarak, emperyalist yanlış bilgilendirme kampanyalarını destekleme kaynağı olarak kullanılan göstermelik üniversiteler var. Örneğin Fairfax Üniversitesi Çin’in Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi hakkında şüpheli akademik görüntülü raporlar yayınlıyor. Her durumda benim belirttiğim temel açık gerçekleri ifade eden akademisyenler nadir ve en iyi durumda marjinalize ediliyorlar. Bu haliyle ABD demokratik olmayan statükoyu destekleyen mükemmel bir akademik sisteme sahip.