China Daily / Xin Ping

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yönetimi, herhangi bir kanıt olmaksızın Çin’i, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi sakinlerini “zorla çalışmaya” mecbur etmekle suçladı ve bazı Çinli yetkililere ve diğer kuruluşlara, Çin’in haklı olarak ve güçlü biçimde “siyasi amaçlı” ve “yalanlar” üzerine kurulu olarak kınadığı yaptırımlar uyguladı. Ancak kendini insan hakları destekçisi olarak ilan eden ABD’de durum nedir?

Eski ABD Başkanı Abraham Lincoln, 1863 yılında Özgürlük Bildirgesi’nde, “herhangi bir eyaletteki kölelerin bundan sonra ve sonsuza kadar özgür olacağını” ilan etmiş olabilir, ancak ABD’de kölelik, zorla çalıştırma şeklinde olsa da halen varlığını sürdürüyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 2016 yılında, ABD’de, aralarında tarım, atölyeler ve seks ticaretinin de bulunduğu 23 alanda yaklaşık 57 bin 700 kişinin modern köleliğe mahkûm olduğunu tahmin etti. Aslında ABD Dışişleri Bakanlığı, ülkenin “zorla çalıştırma, borç esareti, gönülsüz kölelik ve seks ticaretine maruz kalan erkek, kadın ve çocuklar için bir kaynak, geçiş ve varış noktası ülkesi olduğunu” kabul etti. 

Şimdiki sorunların kökleri ABD tarihine dayanıyor. ABD’de 1787 yılında neredeyse hiç pamuk yetiştirilmiyordu, fakat 1860 yılına gelindiğinde ülkede köle emeği kullanılarak yıllık 907,18 milyon kilogramdan fazla pamuk üretilmeye başlandı. Daha sonra ABD pamuğu küresel tedarikin üçte ikisini oluşturdu.

ABD’de köleliğin kaldırılmasından yaklaşık 150 yıl sonra zorla çalıştırma devam ediyor. ABD’nin en bilinen markalarının neredeyse tamamı ürünlerini üretmek için atölyeler işletmekte veya işletmeye yardımcı olmaktadır. ABD Çalışma Bakanlığı 2016 yılında Los Angeles kentinde 77 hazır giyim fabrikasını araştırdı ve bu fabrikaların yüzde 85’inde korkunç iş hukuku ihlalleri tespit etti. Ve ILO, dünya çapında 170 milyon çocuk işçinin çoğunun, Amerikalı tüketicilerin taleplerini karşılamak amacıyla kıyafet ve diğer ürünleri ürettiğini tahmin ediyor.

Tarihçiler, 6-7 milyon insanın Yeni Dünya’ya sevk edildiğini ve 18. yüzyılda bu insanların köleliğe zorlandığını ve ABD’nin, göçmen işçi programı kisvesi altında bu uygulamaya 20. yüzyılda da devam ettiğini tahmin ediyorlar.

ABD’DE ZORLA ÇALIŞTIRMA DEVAM EDİYOR

Meksika ile yapılan geçici işçi ithalatı anlaşması olan Bracero Programı kapsamında ABD, 1942’den 1964 yılına kadar Meksika’dan yaklaşık 4,5 milyon işçi getirdi ve onları düşük ücretler ve sosyal güvenlik olmadan çalışmaya zorladı. ABD, düşük vasıflı ancak yüksek verimli işçiler almak için 1953 yılında H-2 Misafir İşçi Programı’nı uygulamaya koyarak, Amerikalı işverenlerin bir yılda geçici olarak 66 bin yabancı işçiyi kiralamasına olanak sağladı. Güney Yoksulluk Hukuku Merkezi 2013 yılında yayımladığı raporda, misafir işçi programı kapsamındaki işçilerin çalışma koşullarını, “işverenlerin işlediği iş ve insan hakları ihlalleriyle dolu” olarak tanımladı.

13. Yasa Değişikliği resmen köleliği kaldırmasına ve ABD’deki her kişinin özgür olduğunu ilan etmesine rağmen, bir istisna yapmıştır: “İlgili tarafın usulüne uygun olarak mahkum edildiği bir suçun cezası hariç, ne kölelik ne de gönülsüz kölelik ABD’de var olacaktır.” Bu cezaevindeki kişilerin suçlarının cezası olarak çalışmaya zorlanabileceği anlamına gelmektedir.

ABD dünyada en büyük cezaevi nüfusuna (2,2 milyondan fazla) sahip ve mahkumların çoğu kurum içi operasyonlar veya askeri silahlardan Victoria’s Secret giysilerine kadar ürünler üretmekle meşgul kâr amacı gütmeyen işletmelerle mahkum kiralama ortaklıkları için çalışmaya zorlanıyorlar. Federal Hapishane Endüstrileri tek başına 17 bin mahkumu istihdam ediyor ve her yıl 650 milyon dolar kazanıyor.

Covid-19 salgını sırasında New York’ta hapsedilmiş insanlar en az 371 bin cerrahi maske üretirken, bu maskelere erişimi sıklıkla reddedildi. Çok az Amerikalı, her yıl binlerce mahkum kadın ve erkeğin, günlüğü sadece 5,12 dolar olmak üzere California’daki ölümcül orman yangınları dâhil tehlikeli işlerde çalıştırıldığını, ancak son zamanlara kadar cezaevinden tahliye edilen mahkûmların aynı işlerde çalışmasının yasaklandığını biliyor. 

ABD’nin çiftçilere ve atölye işçilerine baskı yaptığı, düşük maliyetli iş gücü ithal ettiği ve mahkumları sömürdüğü tarihini gizlemek için Amerikalı siyasetçiler, Xinjiang ve dünyanın diğer yerlerinde “zorla çalıştırma” hikâyeleri uydurarak, ABD’nin kötü işlerini diğerlerine geçirmeye çalışıyorlar. ABD’nin ikiyüzlülüğü baş döndürücü. 

Bu yüzden ABD, ne zaman ki diğer bir ülkeye karşı insan hakları ihlalleri suçlaması yöneltirse şüpheci yaklaşmak gerekiyor. ABD’nin, insan hakları ihlalleri konusundaki uzun tarihi geçmişi göz önüne alındığında, insan haklarının korunmasında yüksek ahlaki bir zemine sahip olmaya çalışma hakkı bulunmamaktadır.