CGTN / Andrew Korybko

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Japonya’ya orta menzilli yerden karaya füzeler yerleştirme planları ile ilgili haberlerle Asya’da bir füze yarışını kışkırtma tehlikeli fikri ile oynuyor.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, geçen cuma günü bu senaryoya “bu tahmin edilemez sonuçlarla yüklü yeni bir silahlanma yarışı başlatacaktır” uyarısı ile tepki gösterdi. Sözcü, “Daha fazla füze tehdidinin ortaya çıkması kesinlikle bizim misillememize yol açacaktır.” dedi. Bu nedenle Asya’da bir füze yarışını önleme sorumluluğu, bildirilen planları ile sorumsuz biçimde bölgesel barış ve istikrarı tehdit eden ABD’nin üzerinde.

Amerika harekete geçirme riskini aldığı vahim sonuçların farkında ama açıkça, Çin’i kontrol altına alma saplantısı nedeniyle bu planlara uygun olarak hareket etmeye istekli görünüyor. Her şeyden öte, eski Donald Trump yönetimi ülkenin, Çin bunun bir parçası olmadığı sürece Orta Menzilli Nükleer Güçler Anlaşması’nın (INF) düzenlemelerine uymaya devam edemeyeceğini açıklamıştı. Bu yönetim ayrıca Rusya’yı anlaşmayı ihlal etmekle suçlamıştı ama birçok gözlemci bu hareketin Moskova’dan çok Beijing’e karşı olduğunda mutabıktı. Böyle olsa bile, eğer ABD, açıkça Çin’i kontrol etme bahanesiyle bile olsa, Asya’ya orta menzilli füzeler yerleştirirse Rusya’nın güvenliği tehdit edilecektir.

Kuzey Kore de anlaşılır bir şekilde, ABD’nin bu silahları bir gün kendisine karşı kullanacağından korkarak, böyle bir istikrarsızlaştırıcı hareketten ciddi biçimde endişe duyacaktır. Buna karşı, Pyongyang’ın böyle mümkün bir senaryodan kendini korumak için füze programını ikiye katlamayı düşünebileceği tahmin edilebilir. O zaman, bu da durmuş olan nükleer silahlardan arınma görüşmelerini daha da zor hale getirecektir. Aslında, bu görüşmeler bir anda ve tamamen çökebilir ki, bu Güney Kore ve Japonya’nın da güvenliği için zararlı olacaktır.

FÜZE YARIŞI 21. YÜZYILDA YERİ OLMAYAN SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNE AİT

Geniş bir açıdan incelendiğinde, ABD’nin INF Anlaşması’ndan çekilme kararının Kuzeydoğu Asya’da güvenlik durumunu mümkün olan en kötü biçimde doğrudan etkilediği sonucuna varılabilir. Bu karar sadece her şeyi daha kötü hale getirebilecek bir tepkiler zincirini tetikliyor, elbette ilk planda bölgeye bu tür silahlar yerleştirme şeklindeki bildirilen planlarına uygun olarak hareket ederse. Bu gözlem uluslararası anlaşmalara uymanın önemini ve he zaman bir taraf, özellikle uydurulan bir bahane ile, tek taraflı olarak anlaşmadan çekilse ortaya çıkacak istikrarsızlaştırıcı etkileri gösteriyor.

Füze yarışının 21. yüzyılda yeri olmayan, Soğuk Savaş’ın geçip giden dönemine ait olduğu düşünülüyor ama ABD, bunun Çin’in başarılı biçimde kontrol edilmesine yetecek derecede baskı yaratacağı şeklindeki yanlış inancına dayanarak böyle bir dinamiği canlandırma girişiminde bulunuyor. Bu, yukarıda ileri sürüldüğü üzere nihai sonuçları Güney Kore ve Japonya gibi ABD müttefiklerinin yanı sıra bu ülkelerdeki ABD kuvvetlerinin güvenliğine zarar vereceği için, çok tehlikeli, sorumsuz ve yanlış bir stratejik değerlendirme, özellikle Kuzey Kore’nin tepki olarak muhtemelen füze programını ikiye katlama kararı ile ilgili olarak.

Dünya Covid-19 salgınını kontrol etmeye odaklanmışken şu anda ihtiyacı olan son şey ABD, Çin, Rusya, Kuzey Kore, Güneş Kore ve Japonya’nın içinde olduğu bir füze yarışıdır. Bu senaryo ne pahasına olursa olsun önlenmeli ama aynı zamanda, sadece ABD bu senaryonun gerçeklemesini engelleyebileceği için bütün taraflar buna karşı hazırlıklı olmak zorundadır. Japonya ve Güney Kore, Pentagon’un bu sonuçların ne kadar kabul edilemez olduğunu bilmesi için erken tahlil edilen bölgesel güvenlik sonuçları ile ilgili endişelerini dile getirmeyi düşünmelidir.

Rusya, Çin ve Kuzey Kore’nin, bunu yapmak onların uluslararası hakları olduğu için kendi güvenlik çıkarlarını korumak için sorumlu biçimde tepki göstereceklerdir, ama bunu yapmaya zorlanmamaları en iyisidir. Bölgede bir füze yarışının başladığını görmemenin Güney Kore ve Japonya’nın çıkarına olduğunu da söylenebilir, özellikle bu tür bir senaryoda böyle ABD silahlarına ev sahipliği yaparak kendi güvenliklerini riske attıkları için. Her durumda, sonunda böyle bir senaryonun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine karar vermek ABD’ye kalıyor, ama bütün dünyadaki barış sever insanlar samimi biçimde doğru şeyi yapacağını ümit edeceklerdir.