CGTN / Andrew Korybko

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Covid-19 nedeniyle getirdiği evden zorla tahliye yasağının 31 Temmuz’da bitiyor olması Amerika’nın kötüye giden sosyoekonomik krizlerini daha da şiddetlendirme tehdidinde bulunuyor. Salgın beklenmedik biçimde zaten hayat mücadelesi veren birçok Amerikalının ihtiyaçlarını karşılamasını daha da zorlaştırdı.

Eski Trump yönetiminin vatandaşlara çek gönderme, işsizlik ödemelerini artırma ve evlerden zorla tahliyeyi yasaklama planını uygulamasının nedenlerinden biriydi. Yönetim salgın döneminde daha fazla insanın evsiz kalmasını istemedi, çünkü bu durum ne kadar ahlak dışı olması bir yana, ciddi bir epidemolojik tehdit oluştururdu, ABD’nin yumuşak gücüne etkisini saymıyorum bile.

Tahliye yasağını yeniden koymanın gerçekçi bir yolu ya da pratikte yasağı uzatmanın bazı yasal yolları olup olmadığı belirsiz. Şu an için en önemli olan şey, Reuters’ın haberine göre, “Aspen Enstitüsü ve Covid-19 tahliye Savunma Projesi’nin yaptığı bir çalışmaya göre, 6,5 milyon Amerikan evindeki 15 milyondan fazla insan şu anda kira ödemelerini geciktirmiş durumda, bu kiracıların ev sahiplerine toplam borcu 20 milyar dolardan fazla.” Bu Amerika için çok boyutlu bir tehdit oluşturuyor. Amerika’nın evsizlerin sayısında ani bir artıştan kaçınmak, vatandaşlarını Covid-19’a karşı korumak ve aynı zamanda kira piyasasının çökmesini engellemek zorunda.

Covid-19 tahliye yasağının süresinin bitmesi muhtemelen daha fazla insanın evsiz kalmasına neden olacak. Herkesin onları evlerinde misafir edecek yakın aile üyeleri ya da arkadaşları yok ve bazı durumlarda aileleri bile yok, eğer bu kişiler halen işsizse ya da az çalışıyorsa bedava olma ihtimalini anmaya gerek bile yok. Çünkü insanların ilk planda kiralarını ödeyememelerinin nedeni bu. Dahası, insanlar virüs kapma ihtimallerini azaltmak için haklı olarak kişisel ilişkilerini azaltmak istiyor. Evlerin daha fazla insan getirmek dolayısıyla epidemolojik güvenlik açısından ters etki yapabilir.

Bu tartışmayı ikinci belirlenen zorluğa getiriyor, yani herkesi Covid-19’a karşı korumak. Evlerinden zorla atılanlar ve başka birinin evine ya da sokaklara sığınmak zorunda kalanların virüs kapma ihtimalleri daha yüksek olacak.

Daha fazla virüs bulaşmış kişi, ülkenin sağlık hizmetlerine daha fazla baskı anlamına gelecek ve bunun getirdiği her ölüm kendi tarzında trajik olacak. Tahliye yasağı bittikten sonra kötüleşen koşulları nedeniyle ölenler Covid-19 kapmasaydı teorik olarak bu ölümlerin engellenebileceğini söylemeye bile gerek yok. ABD’nin bu en kötü senaryoyu önlemekte epidemolojik, ekonomik ve ahlaki yükümlülüğü var.  

ABD’DE YAKLAŞAN TAHLİYE KRİZİ

Önlenmesi gereken son tehdit kira piyasasının çöküşünü engellemek. Ev sahipleri hakkında ne hissederseniz hissedin, bu insanların da ödeyecek faturaları ve doyuracak aileleri var. Bunlardan bazıları aynı zamanda kiracılarından kiralarını alamadıkları ama Covid-19 mevcut sosyoekonomik krizlere neden olmadan önce yerine getirmeleri gereken finansal yükümlülükleri olduğu için, geçinmek için mücadele ediyor. Mücadele içindeki ev sahipleri ayrıca ek maliyetlerini karşılamak için kiraları artırma eğilimindeler. Bu da yükselen kirayı ödeyemedikleri zaman evlerinden atılacak olan mücadele içindeki kiracıların üzerine daha büyük yükler getiriyor. Bu döngü böyle devam ediyor ve herkesin durumu daha da kötüleşiyor.

Bu gözlemler açık bir çözümü akla getiriyor; salgın sırasında tahliye yasağını devam ettirmek. Eğer bunu federal düzeyde yasal olarak yapmak imkânsızca, o zaman eyaletlerin Reuters’ın yukarıda anılan haberinde belirttiği gibi, California ve New York gibi kendi başlarına hareketi geçmeleri gerekir. Bu eyaletleri izlemeyenler için sivil toplumun vatandaşlarını korumak için mümkün olan her şeyi yapmaya hız vermesi gerekecek.

Hayır kurumları, dini gruplar ve diğer hükümet dışı kuruluşlar ümitsiz komşularına yardım etmek için bir araya gelmek zorunda. Hiçbir koşulda bir tahliye krizinin çıkmasına izin vermemeleri şart.  

Mevcut belirsizlik birçok insanı rahatsız ediyor, hatta tahliye yasağının sona ermesinin doğrudan etkilemediği insanları bile. Bu ayrıca Amerika’nın bütün dünyadaki imajını çok kötü etkiliyor. Herkes ABD’nin salgın sırasında vatandaşlarını uygun şekilde koruyamadığını ve hatta hükümetinin siyasi olarak kötü çalışması nedeniyle evsizlikte ani bir yükseliş olma riski karşısında olduğunu görüyor.

Bu, ABD’nin toplumun Covid-19’a karşı dayanıklılığı bakımından dünyada ilk sırada geldiğini iddia eden son zamanlarda etkili medya kanalı Bloomberg’in desteklenen yanlı anlatıyı güçlü biçimde ifşa ediyor. Yaklaşan tahliye krizi bu anlatının hiç de doğru olmadığını kanıtlıyor.