CGTN / Andrew Korybko

Afganistan’da Taliban 20 yıl sonra başkent Kabil’i ele geçirdi. Taliban’ın ülke içinde ne yapacağı, bölgesel, küresel siyaseti ve durumu nasıl seyir izleyeceği henüz bilinmiyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) işgali döneminde Afganistan’da istikrar sağlanamadı. Taliban ile mücadele için milyarlarca dolar harcayan ve 2 bin 500 askerini kaybeden ABD, hedeflerine ulaşamadı.

Birincisi, Amerika’nın hava desteği Kabil yönetiminin ülke üzerindeki kontrolünü sürdürmesine yardımcı olmak için hayati öneme sahipti. ABD, Taliban’ı ülkenin herhangi bir yerinde toplandığı ve hükümete tehdit oluşturmaya başladığı zaman bombalıyordu. Bununla birlikte, Amerikan hava desteği birçok yüreğin ve kafanın Taliban’a dönmesinde de önemliydi, çünkü ABD’nin istediği herhangi bir yeri gereksiz yere bombaladı ve bu yüzden birçok sivilin ölümünden ve pek çok gereksiz zarardan sorumluydu.

İkincisi, Afgan Ulusal Ordusu (ANA) güçlerinin önemli bir kısmının, ABD’nin eğitimlerine harcadığı yüz milyarlarca dolara rağmen yurt içi ve yurt dışındaki destekçilerinin düşündükleri kadar yeterli olmadığı kanıtlandı. ANA’nın birçok üyesinin çatışmalar yoğunlaştığı zaman savaşmadan Taliban’a teslim olduğu veya hızla kaçtığına dair bazı haberler geldi. Bu ANA’nın başlıca zayıflığını gösteriyordu, yani başından beri Amerika’nın hava desteği olmadan ve ABD destekli hükümete bağlılıklarından değil, sadece maaş için ANA’ya katılan birçok insandan oluşan bir kâğıttan kaplan olmasıydı. 

Üçüncüsü, ABD, Afganistan’da 2 trilyon doların üzerinde para harcadı, ancak gerçekten bunu göstermek için herhangi bir şeye sahip değil. Afganistan’ın Yeniden Yapılanması Özel Müfettişi (SIGAR) geçen yıl en az 19 milyar doların yolsuzluk ve kötüye kullanılması yoluyla kaybolduğunu bildirdi, ancak bazı gözlemciler bunun gerçekte düşünülenden daha fazla olabileceğini tahmin ediyorlar. Her halükârda konu şudur ki, Afganistan büyük ölçüde ABD askeri-sanayi kompleksinin yolsuzluğu için bir foseptik çukuru haline geldi. Bu sadece Amerika’nın ülkedeki askeri-siyasi amaçlarına ters düşmedi, aynı zamanda Afganistan’ın sosyoekonomik yeniden yapılanma çabalarını engelledi ve böylece ülkeyi son derece zayıf kıldı. 

ABD VE “BAŞARISIZ GÜÇ” GÖRÜNTÜSÜ

Dördüncüsü, ABD’nin planladığı askeri çekilmesi -muhtemelen birçok sebepten çok uzun süredir gecikmiş olsa bile- çok sorumsuz biçimde oldu. Geriye dönüp baktığımda, Amerika’nın tam olarak ayrılması konusunda kesin bir tarih belirlemesi akıllıca olmayabilirdi, çünkü bu durum Taliban’ı derhal saldırıya geçmesi ve ABD’nin yarattığı güvenlik açığını giderme konusunda cesaretlendirirdi. Dahası, herhangi bir tarafsız Amerikalı karar verici ve strateji uzmanı, yukarıda bahsedilen üç nokta göz önünde bulundurularak felaketin geleceğini tahmin edebilirdi. Bu yüzden ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, belirlenmiş hedeflerden bağımsız gizli sebeplerle Afganistan’dan ayrılmaya karar vermiş gibi görünüyor. 

Ve beşincisi, ABD’nin yarattığı tahmin edilebilir güvenlik boşluğu kaçınılmaz olarak, aralarında El Kaide ve IŞİD’in Afganistan kolu olarak bilinen IŞİD-K gibi Afganistan’da faaliyet halindeki terörist örgütlerin de arasında bulunduğu devlet dışı unsurların her türlüsünü çekecektir. Taliban’ın şubat ayında bu tür grupların ülkede kalmasına izin vermeyeceği yönündeki sözüne uygun olarak daha önce vadettiği gibi onlara karşı mücadele edip etmeyeceği belirsizliğini koruyor, ancak bu halen görünen küresel öneme sahip bir güvenlik sorunu olarak duruyor. 

Bazı gözlemciler, ABD’nin, Çin ve Rusya’ya sorun yaratmakla ilgili art niyetli hedefler için orada artan terörist tehditlerin bu karanlık senaryosunu kışkırtmayı bilerek isteyebileceğine inanıyorlar. Bütün olarak bakıldığında, Afganistan’ın dağılmasından ABD’nin sorumlu olduğu açık olarak görülüyor. Hiçbir şey ABD’yi bu ülkeyi mahvetmekten ve daha sonra uygun biçimde yeniden inşa etmede başarısız olmak konusundaki yükümlülüğünden kurtaramaz. Afganistan’da olan her şeyin doğrudan ABD’nin kendi ekonomik, askeri, siyasi ve sosyal başarısızlığıyla bağlantısı vardır. Yirmi yıl önce Afganistan’ı işgal ettiği zaman tek kutuplu bir egemen olarak göründüğünden çok uzak duran ABD şimdi, hızla gerileyen, güvenilmez, yozlaşmış ve başarısız bir güç görüntüsü sergiliyor.