CRI Türk Dış Haberler Servisi

Almanya’nın Nambiya’da uyguladığı soykırımın karşılığı olarak “tazminat” değil “yardım” önermesi tartışmaları beraberinde getirdi. Nambiya basını, Berlin’den gelen teklifi “Sömürge zihniyetinin devamı” olarak yorumluyor.

Alman sömürge güçlerinin 1904 ve 1908 yılları arasında Nambiya’daki toplu katliamlarını soykırım olarak tanıyan Berlin yönetiminin “af dileme” yöntemi öfke yarattı. Almanya’nın resmi olarak tazminat değil, alt yapıda kullanılmak üzere 1,1 milyar Euro’luk yardım sözünü “hakaret” olarak tanımlayan Nambiya Şefler Konseyi, tarafları yeniden müzakere masasına oturmaya çağırdı. Nama Halk Liderleri Birliği (NTLA) Başkanı Johannes Isaack da anlaşma haberi sonrası şaşkınlık yaşadıklarını belirterek bu anlaşmayı desteklemediklerini söyledi. Isaack, “Biz dışarıya itildik. Bizsiz herhangi bir şey bize karşıdır. Savaşmaya devam etmek zorundayız.” diye konuştu.

Nambiya’da siyaset dünyası yardım miktarının düşük olduğunu vurgularken, Nambiya basını ise yardımın yapılış şeklini “Sömürge zihniyetinin devamı” olarak tanımlıyor. Nambiya’nın New Era gazetesi “Almanya’nın soykırım özrü neden yeterli değil?” başlığını kullanarak şunları kaydetti:

“Sömürgecilik çağında Afrikalılar ekonomik ve teknolojik değişimlerden nasibini almamış ‘barbarlar” olarak tanımlandı. Bu da sömürgecilerin müdahalesini haklı kılıyordu. Batı’nın Afrika’ya bakışını tanımlayan bu yaklaşımın yankılarını bugün de bulmak mümkün. Kalkınma yardımı, eşitsiz bir ilişkiyi sürdürerek, patronluk taslayan bir şekilde sunulabilir. Bu yardım türü tazminata oranla daha az yasal sonuçlar doğuracak bir alternatif olarak anlaşılırsa, soykırımı mümkün kılan bu ilişki de asla sorgulanmayacaktır.”

SIRADA POLONYA MI VAR?

Berlin yönetiminin “özür talebi” ve “yardım” politikasını sadece Nambiya değil, Alman güçlerinin mağduru olan Polonya basını da sert ifadelerle eleştiriliyor. Polonya’nın Wyborcza gazetesi, Almanya’nın Varşova’nın tazminat taleplerini engellemek için yardım yoluna gittiğini anımsattı ve “Kalkınma desteği ucuz bir numara.” görüşüne yer verdi.

Eleştirilerin odağındaki Berlin yönetimine destek ise Almanya’nın Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinden geldi. Eurotopics sitesinin aktardığına göre “Uzlaşmaya evet ama hak talebine hayır” mesajı veren gazete mağdurların torunlarının hukuki talepleri olamayacağını iddia etti. Renand Müller imzalı makalede şu ifadeler kullanıldı:

“Faillerin ve mağdurların torunları da fail ya da mağdur değil. Ancak Almanya bir devlet olarak geçmişteki hatalarının sorumluluğunu üstlenmek zorunda. Almanya hükümeti gerçekten ihtiyacı olanlara cömertçe yardım etmeli, ama buna paralel olarak ödemelerin devam etmesine yönelik hukuki talepleri kabul etmemeli. Uzlaşma ancak bu şekilde mümkün olur.”

NE OLMUŞTU?

Alman Güney Batı Afrika sömürge yönetimindeki birliklerin komutanı olan Lothar von Trotha, Ekim 1904’te soykırım emri verdi. Herero ve Nama halkları çöle sürüldü. Topraklarına geri dönmeye çalışanlar ya öldürüldü ya da toplama kamplarına gönderildi. Alman askerlerinin 1904-1908 yılları arasında 65 ila 80 bin arasında Herero ve 10 ila 20 bin arasında Nama’yı katlettiği tahmin ediliyor. Tarihçiler, bu katliamı 20. yüzyılın ilk soykırımı olarak adlandırıyor. BBC’nin aktardığına göre, ölen yüzlerce kişinin kafatasları, antropologların “Avrupalıların üstünlüğünü kanıtlama araştırmaları” için Almanya’ya gönderilmişti. Almanya, 2015’ten bu yana Namibya ile söz konusu olaylarda sorumluluk alınması ve tazminat konusunu müzakere ediyordu. İki ülke parlamentolarının, söz konusu anlaşmayı onaylamasının ardından, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in, Namibya Parlamentosu’nda resmen özür dilemesi bekleniyor.