CGTN / Stephen Ndegwa

Almanya, “Çin Halk Cumhuriyeti ile sistem rekabeti” olarak adlandırdığı durumda, Çin sisteminin kritik yönlerini çalışmayı amaçlayan ülkenin akademisinin mevcut fonunu ikiye katlamayı planladığını açıkladı. 

University World News (UWN)’de, yayımlanan son bilgilere göre, Almanya Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı, Alman üniversitelerinde Çin uzmanlığı konusunda titiz ve bağımsız çalışmalar için 2017-2024 dönemi için başlangıçta 12 milyon Euro tahsis etti. 

Son adımla bu miktar, Alman üniversitelerinin, “Çin ile Avrupa değerlerine yönelik bilim ve araştırma iş birliği yapmalarını” desteklemek amacıyla ulusal seviyeden kıtasal seviyeye kadar diğer kurumlarla iş birliği yapmasına olanak sağlamak amacıyla ek 12 milyon Euro ile ikiye katlanacak. 

UWN’de yayımlanan makalede şöyle denildi: “Federal Eğitim ve Araştırma Bakanı Anja Karliczek’e göre, Alman katılımcıların Çin’e has belirleyici özellikler konusunda bilgi sahibi olması gerekiyor. Bu, dil yeterliliği yanı sıra kültür, tarih ve ülkenin yasal, siyasal ve ekonomik çerçevesi gibi alanları kapsıyor.”

Şimdi, Dünya Bankası’nın 2020 yılı istatistiklerine göre, 3,8 trilyon dolarlık Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYİH) sahip Almanya’nın Avrupa Birliği’ndeki (AB) en büyük ekonomi olması şans eseri değil. Birleşik Krallık 2,7 trilyon dolarlık GSYİH’si ile ikinci sırada yer alıyor. Almanya ayrıca, örnek teşkil eden çok bilmiş Batılı ülkelere göre sorunlara kayda değer bir şekilde farklı yaklaşıyor. Almanya’ya ekonomik cephede üstünlük sağlayan bu faydacılık ve öğrenme istekliliğidir. Bununla birlikte girişim iki tarafı keskin bir kılıç gibidir. Bir taraftan, Çin’in benzeri görülmemiş sosyo ekonomik başarılarının “sırlarını” öğrenmeyi amaçlıyor ve hatta ekonomik ve iklim değişikliği konularında iki ortak arasında devam eden iş birliğini geliştirmeyi amaçlıyor. 

Diğer taraftan, uygulama Çin’in Almanya’nın siyasal yapısı üzerindeki etkisini yumuşatmayı amaçlıyor ve Karliczek’in, “Çin’in üniversitelerimiz ve toplumumuzu etkilemesini istemiyorum” dediği belirtildi. Karliczek, Almancada “Konfuzius-Institute” olarak adlandırılan Çin’in Konfüçyus Enstitüleri’nin, Alman kuruluşları tarafından orantılı ideolojik karşılık olmadan ülkedeki Çin dili ve kültürünün uygulanması özgürlüğüne sahip olduğunu iddia etti. 

Belki Almanya, Çin’in, bir Alman olan Karl Marks’ın oluşturduğu bir siyasi ekonomik sistemi kullanarak Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yanında küresel ekonomik güç merkezi konumuna yükselmesi gerçeğini çalışmak isteyecektir. Her ne kadar Marksizm, Almanya’nın ana siyasetinin sınırlarında faaliyet gösterse de özellikle hükümetin ekonomik müdahalesi üzerinden sosyalizm düşüncesinin uygulanması yoluyla yönetimi büyük oranda etkilemiştir. 

Almanya’nın ilgileneceği bir önemli alan son birkaç on yılda Çin’de teknolojik yenilik alanındaki gelişmelerdir. Dünya, Alman teknolojisine kalite ve tasarım bakımından saygı duyuyor. Çin ikincisini ortağından öğrendiyse oyununu akıl hocasının ötesine maliyet etkin biçimde yükseltti.

ANGELA MERKEL KUŞAK VE YOL İNİSİYATİFİ’NİN BÜYÜK DESTEKÇİSİ

2018 yılında Çin Komünist Partisi (ÇKP), anayasasındaki felsefeyi kanunla düzenleyerek “ekolojik uygarlığa” doğru yolculuğu başlattı. Bu, çevresel koruma ile ıslahın tamamen yasalarla desteklendiği anlamına gelir ve bu da sürece öngörülebilirlik algısı verir. 

Almanya ayrıca “kirleten öder, tedbir ve iş birliğini” gerekli kılan üç aşamalı politika yoluyla çevresel konularda da olağanüstüdür. Ancak bu “yumuşak yaklaşım”, daha fazla çevresel bozulmayı gerekli hızda durdurmak için gerekli zorunlu baskıyı sağlamaz. Ancak şüphesiz ki, Almanya Çin ile bir sistem rekabeti içinde olduğunu ve eşit temellerde rekabeti aradığını samimi biçimde istedi. Bu, Almanya’nın iki sistemi yan yana koymayı ve faydalı bulduğunu seçmeyi planladığı anlamına gelmektedir. Karliczek, “Bu rekabette göz hizasında ve karşılıklı çıkarlar amacıyla uğraşmaya çalışıyoruz.” dedi. 

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin büyük destekçisi olduğu belirtiliyor ki, bu ortak Çin-Alman tren hizmetinin Kuşak Yol İnisiyatifi kapsamındaki en verimli proje olduğu gerçeğinden açıkça anlaşılmaktadır. Covid-19 salgını, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve Merkel’in iki taraf arasındaki önemli kuruluşlar arasında sürekli iletişime önderlik etmesiyle stratejik ortakları daha da yakınlaştırdı. 2020 yılının ortasında Çin-Avrupa yük treni, Orta Çin’in Hubei eyaletindeki Wuhan’dan Almanya’nın Duisburg kentine 300 tondan fazla maske ve koruyucu giysi taşıdı.

Almanya, Çin’in Avrupa’ya açılan kapısı olduğunu takdir ediyor ve Çin markasında derin bir anlayışa sahip olması gerektiğini hissediyor. Tek amacı bütün gerekli araçlarla Çin’i kontrol altına olmak olan ABD’nin aksine bu dostane bir rekabettir. Gerçekten de Çin’in uluslararası ilişkiler için bir düstur olarak ilan ettiği bir felsefe olan karşılıklı olma durumu Çin-Almanya ortaklığının nihai amacı olmalıdır. Almanya’nın hamlesi iyi niyetli olarak görünüyor ve sadece kendi yönetim yapıları için faydalı olabilir. Çin gelecektir ve oyunun sonunu tasavvur etmeye yardımcı oluyor.