Kabine toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan ayında ek tedbirler uygulanacağını açıkladı. İllere göre 100 bindeki vaka sayılarına bakıldığında İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde durumun ciddileştiği ortaya çıktı.

İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetiner, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Çetiner, alınan tedbir kararlarını ve Türkiye’deki salgının gidişatını değerlendirdi.

 1 Mart ile 13 Mart arasındaki vaka sayısının 6 kat arttığını ifade eden Prof. Dr. Mustafa Çetiner, yaşamını yitirenlerin sayısının da 6 kat yükseldiğini belirtti.

TÜRKİYE’DE ŞU AN ARAMIZDA DOLAŞAN 5 MİLYON COVID-19 POZİTİF HASTA VAR

Aktif vaka sayısının 100 binden 500 bine çıktığını kaydeden Çetiner’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“500 bini 10 ile çarparsanız, Türkiye’de şu an aramızda dolaşan 5 milyon Covid-19 pozitif hasta var, demektir. Bu sadece 300 binin üzerinde test yapılan bir ülkede çıkıyor, biz Almanya ya da İngiltere gibi 1,5 milyon test yapsaydık bu sayıların daha da yüksek olabileceği de öngörülebilir.

Kapanma durumunun mutlaka tartışılması ve yapılması gerekiyordu. Hatta nisan ayının başında, Ramazan’ı hiç beklemeden yapılması gerekiyordu. Belki de biraz geriye giderseniz mart başındaki normalleşme sürecinde biraz daha çekingen davranılabilinirdi.

Kapanmayla vakaların kontrol altına alınamaması ihtimali hepimizin aklında olan bir şey. Cumhurbaşkanı da aynı şeyi söyledi, ‘15 gün sonra bakacağız eğer istediğimiz noktaya gelemezsek daha ciddi tedbirlere doğru yönelebiliriz.’ dedi. İstediği noktayla kastettiğinin 100 bin de 100 vakanın altına inmek olduğunu varsayıyorum.

Şu anda İstanbul’da 100 binde 804, yani dünyadaki sağlık otoritelerinin hesaplarına bakarsanız bunun çok altında olmamız lazım. İstanbul neredeyse bizim korku eşiğimizin 8 katı. Bir buçuk ay önce İstanbul’da 100 binde 80 küsurdu. İstanbul bir haftada da yüzde 36 arttı. Kapanmak gerekliliği netti.

PCR TESTLERİ, VARYANT VİRÜSLERİ YAKALAMADA ETKİSİZ KALABİLİYOR

İngiltere’de o kadar sık analiz yapılıyordu ki, B117 mutantı öyle ortaya çıktı. Türkiye’de B117 kaynaklı varyantın yüzde 85 oluğunu görüyorsunuz. Bunlar hâkim duruma geldi. Bu bizim çok da şaşırdığımız bir şey değil. Mutasyon virüsün daha güçlü hale gelmek için yaptığı bir iş de değil. Virüs rastgele bölünürken birtakım genetik kodlama hataları yapıyor. Oluşan bu genetik hatalara ‘mutasyon’ diyoruz biz. Tesadüfen bu hataların bazıları virüse avantaj sağlıyor, büyük bölümü de dezavantaj sağlıyor ya da hiçbir etki yapmıyor. Az sayıda avantaj sağlayan mutasyonlar virüsü bize karşı daha kuvvetli kılıyor.

PCR testleri, varyant virüsleri yakalamada etkisiz kalabiliyor. Bu teknik olarak da olabiliyor, bu virüs kaynaklı da olabiliyor. Böyle yanılmalar var. Salgının başından beri PCR testinin yüzde yüz güvenilir olmadığı biliniyor. Antikor testlerine de güvenemeyiz. Bizim yapmamız gereken kendimizi korumak.

TÜRKİYE’DE 65 YAŞ ÜZERİ NÜFUSUN YÜZDE 25’İ HAKLARI OLDUĞU HALDE AŞILANMADI

Türkiye’de aşılama 19 milyona ulaştı. Birinci doz aşı olanların sayısı 11 milyon 400 bin iki doz aşı olanların sayısı 7 milyon 600 bin. Bizi bu salgından çıkaracak şey aşılar aslında. Biz kapandığımızda virüs azalıyor, normalleştiğimizde artıyor. Bu kısır döngüyü kırmanın yolu ‘aşılama’. Biz aşılamayı devam ettireceğiz ve kapanma halinden vazgeçmeyeceğiz. Bir de bunlara yeterli sayıda test imkânı verirsek enfeksiyonu kontrol etmeye başlamamız mümkün.

İngiltere’de günde 1,5 milyon test yapılıyor. Haftada iki kez ücretsiz test imkânı sunuluyor. Toplu gösterilere, maçlara girebilmek için İngiltere’de aşı pasaportu, antikor düzeyi veya negatif PCR’nizi beyan etmeniz isteniyor.

Aşılama yapılırken bir gerçeği göz önüne almalıyız. Mesela Türkiye’de 65 yaş ve üzeri aşılama yüzde 76,4. Bu bizim beklediğimiz rakamın altında. İstanbul’da bu oran yüzde 81. Böyle bakıldığında en azından 65 yaş üzeri nüfusun yüzde 25’i hakları olduğu halde aşılanmamış. Bu önemli bir şey. Sağlık çalışanları için de bile aynı durum söz konusu. Sağlık çalışanları içinde aşılananların sayısı yüzde 76 yani yüzde 14 aşılanma konusunda tereddüt gösteriyor. Bu da bizim için aşılması gereken bir sorun.

EK HASTALIĞI OLANLAR DA AŞILANMALI

Aşıların ek hastalığı olan kişilerde yaratabileceği yan etkiler, diğer insanlardan çok farklı değil. Bunu Türkiye’deki BioNTech aşısı ve Sinovac aşısı için söylüyorum. Dünyada milyonlarca kişiye Sinovac ve BioNTech aşısı yapıldı. Bu aşılamalar karşısında pıhtı oluşumlarıyla ilgili kuşkular dışında ciddi bir reaksiyon belirtilmedi. Örneğin, alerjik reaksiyonlardan ölüm bildirilmedi. Bizim aşılarla ilgili kaygımız aşıların yan etkileriyle ilgili değil. Bizim aşılarla ilgili kaygımız aşıların koruyamayabilecek olmaları. Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda yeterli antikorun oluşmama ihtimali yüksek. Yapılan bir çalışmada oto-immün hastalığı olan hastalarda aşının antikor oluşturma yanıtının 3 ile 36 kat düşük olduğu belirtildi. Kortizon benzeri ilaç kullanan hastalarda antikor yanıtı 10 kat daha az. BioNTech’in antikor oluşturma kabiliyeti Sinovac’tan fazla. Bu kişileri Biontech aşısıyla buluşturmamız iyi bir fikir olabilir. Bu hastaların aşılanmasında bir korkuya gerek yoktur.”