Gazeteci Hakan Erol’un ilk kitabı “Turnike” Kırmızı Kedi Yayınevinden çıktı. Erol, Adnan Oktar cemaatine ilişkin çarpıcı gerçekleri aktardığı kitabı “Turnike’yi” CRI Türk’te Irmak Hekimoğlu’nun hazırlayıp sunduğu Pano’da anlattı. 

Erol, Oktar cemaatine yapılan operasyonun ardından iddianameyi incelediğini ve aslında görünenin ardında saklı olan birçok gerçek olduğunu da fark ederek bu gerçeklere dikkat çekmek istediğini söyledi. Kitabı tamamladığında aslında yolun çok başında olduğunu fark ettiğinin altını çizen Erol “Umarım benden sonra başka bir meslektaşım da bu konuları araştırmaya devam eder.” dedi. Oktar cemaatinin bu kadar büyümesi ve gelişmesine dair de açıklamalarda bulunan Erol, sözlerine şöyle devam etti:

“Maalesef Türkiye’de cemaatler gerçeği var. Böyle bir ortamda Oktarcılar gelişti. 79’larda ortaya çıkan ve 80 darbesinde sağın önünün açılmasıyla beraber o boşluktan faydalanan 90’larda da Tansu Çiller ve Turgut Özal ile ilişkiler geliştiren ve AKP dönemiyle de büyüyen bir cemaatten bahsediyoruz. Turgut Özal ile birebir görüşecek kadar yakın bir cemaatten söz ediyoruz. İddialara göre, Özal’ın Oktarcı gençliği övdüğü bir cemaatten söz ediyoruz. Tansu Çiller ile de birebir görüşecek kadar gücünü kanıtlamış bir cemaat. Oktar cemaati 99 sürecinde bir operasyon yedi ve o operasyondan güçlenerek çıktı. Bir kere bu operasyondan güçlenerek çıkan bir cemaati durdurmak kolay değildi. Çünkü o dönemde de siyasi ayağı çok kuvvetliydi. Haliyle 2002’den sonra bir atağa geçti ve büyüdü. Emniyet ve adli yapılanması o kadar kuvvetliydi ki, bu cemaatin FETÖ ile iş birliği yaptığını düşünürsek anlayabiliriz. Kitapta da FETÖ ile ortak bağlantıları var zaten. Böyle bir cemaatin durdurulması gerekiyordu ve AKP de bunu çok iyi biliyordu. Çünkü önünde FETÖ gibi bir deneyim yaşadı. İkinci bir FETÖ’yü AKP kaldıramazdı.”

“OKTAR CEMAATİ GÜCE ORTAK OLMAK İSTİYORDU”

Gazeteci Hakan Erol, Oktar cemaatine yapılan operasyona ve operasyon sürecine ilişkin de önemli açıklamalar yaptı.

Erol, “Adnan Oktar diğer cemaat yapılanmalarına, tarikatlara göre göz önündeydi. Kadınlı-erkekli eğleniyor. İstanbul’un en önemli yerlerinde iftarlar düzenliyor. Hakimleri, savcıları, gazetecileri, politikacıları biliyor ve onlarla samimi ilişkiler kurabiliyordu. Tehlikeli olan da bence buydu. Çünkü bu zararsız gibi görünüyordu. Ama en tehlikelisi buydu. Operasyonun temel sebeplerinden biri, AKP’nin ikinci bir FETÖ’yü kaldıramayacak olmasıydı ve bir el atılması gerekiyordu. Bu durumun Adnan Oktar’ın AKP’ye karşı olmasıyla bir ilgisi yoktu. Oktar’ın böyle bir derdi yoktu. Aksine Oktar cemaati güce ortak olmak istiyordu. İkinci olarak da -bu benim görüşüm- devlet içindeki yapılaşmalarda da bir taraf Oktar cemaatini savunuyordu bir taraf savunmuyordu. Savunmayan kısım, savunan kısmın başını yemiş oldu.” diye konuştu.  

“OKTAR CEMAATİNİN TÜM SİYASİ PARTİLERLE BAĞLANTISI VARDI”

Adnan Oktar’ın operasyon sabahı kaçarken mesajlar attığı siyasiler konusuna da değinen Erol, şunları kaydetti:

“Adnan Oktar, operasyon günü kaçarken bir mesaj gönderiyordu. Diyordu ki, ‘İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu’ya ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kızgın değilim ama şaşkınım.’ Bu şaşkınlığı Oktar boşuna söylemiyordu. Çünkü bu şaşkınlığın sebepleri vardı. Operasyon sabahı bu örgütün en önemli isimleri birtakım insanlara mesajlar atıyorlar. Bu mesajlarda Süleyman Soylu’nun özel kalem müdürüne defalarca mesaj atılıyor. ‘Bu FETÖ’nün oyunu. Lütfen durdurun operasyonu’ deniyor.  Sonraki mesajlarda durum kabulleniliyor. ‘Arkadaşlarımıza kötü muamele yapılmasın.’ deniyor. Milliyetçi Hareket Partisi’nden (MHP) Semih Yalçın’a mesaj gidiyor. O mesajda Soylu’nun uyarılması ve bu operasyonun durdurulması isteniyor. Atılan tüm mesajlarda dikkat çeken Soylu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uyarılarak bu operasyonun durdurulması ifade ediliyor. Fakat operasyon durdurulmuyor ve genişleyerek devam ediyor. Bu cemaatin birçok siyasi ayağı vardı. Zaten Türkiye’de cemaatlerin siyasi ayağı vardır. Siyasi ayağı olmayan cemaat barınamaz, büyüyemez. Oktar cemaatini diğer cemaatlerden ayıran bir özelliği, tüm siyasi partilerle bağı olması. Bu mesajları ben gözümle gördüm. ‘Benim numaram değişti. Bu yeni numaram kaydedebilirsiniz.’ diye rahatlıkla mesajlar atılmış. Böyle rahat bir cemaatten tabii ki korkulmalı. Selçuk Özdağ’ın açıklaması var. ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) ne kadar rahat girdiklerini gördüm.’ diyor.

“BUGÜN İTİRAFÇI OLAN BİRÇOK İSİM ‘BİZİ OKTAR CEMAATİ İLE ACUN ILICALI TANIŞTIRDI’ DİYOR”

Erol, “Turnike’de” yer alan çarpıcı isimlerin yer aldığı “Oktarcı Ünlüler” bölümünü ve Acun Ilıcalı ile Oktar ilişkisini ise şöyle anlattı:

“Bütün cemaatlerin ünlü isimler ilişkisi vardı. Çünkü bu isimler onları ‘meşru’ kılıyordu. Bu isimler onlara alan açıp onları tehlikesiz gösteriyordu. Oktar, A9 Tv’de Acun Ilıcalı için birkaç kez ‘Acun Ilıcalı çok yamandı ve çok zekiydi. Keşke şu an PKK’ya karşı bir şeyler yapsa böyle şeyler yapmıyor. Televolecilik yapıyor. Türk-İslam birliğini savunmuyor.’ diye serzenişte bulundu. Oktar’ın en ünlü kediciklerinden Tülay Kumaşçı, Acun Ilıcalı’nın ilk eşinden olan çocuğunun ismini Adnan Oktar’ın koyduğunu söylüyor. Bunlar açık kaynaklardı. Daha ileriye gittiğimizde şu an itirafçı olan tüm isimler Acun Ilıcalı’yı işaret ediyor. Bu isimlerin içinde Ilıcalı’nın lise arkadaşı olduğunu söyleyen de var. Acun’un müşterisi olduğunu belirten bir gömlek markasının sahibi de var. Bu isimler ‘Bizi Oktar ile Acun Ilıcalı tanıştırdı.’ diyor. Acun Ilıcalı, daha önce de kendi hakkında çıkan bu iddialara dair açıklama yapmadı. Bu kitap çıktıktan sonra da Ilıcalı bir açıklama yapmadı. Halbuki Ilıcalı, hayatını cemaatten önce ve sonra olarak yaşıyor. Acun Ilıcalı, şu anda kurduğu platform ve yaptığı programlarla gündemde. Bu konulara girerse bu imajın zedeleneceğini de görüyor. Ilıcalı dışında birçok ünlü var. FETÖ’cü, Menzilci ünlüler gibi Oktarcı ünlüler de vardı. Belki de en kritik ve önemli isim ise, Acun Ilıcalı idi.”

“BİZİ AKP’Lİ VE CHP’Lİ MİLLETVEKİLLERİ İLE GÖRÜŞTÜRDÜĞÜNÜZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ”

Hakan Erol, Oktar cemaatinin İsrail ile olan ilişkisine de vurgu yaparak, “İsrailli üst düzey bir ismin 2012-2013 yıllarında attığı mail silinmişti ve emniyet bu maili çıkardı. İsrailli bakan mailde diyor ki, ‘Saygıdeğer Adnan Oktar, AKP’li ve CHP’li vekillerle bizi görüştürdüğünüz için teşekkür ederiz. Gösterdiğiniz bu çabalar ödüllendirilecek.’ Operasyondan altı yıl önce atılmış bir mailden söz ediyorum. Oktar’ın bu kadar kritik bir görevi vardı. İddianamede yazan şekliyle de söyleyecek olursak CIA ve MOSSAD’a birtakım bilgiler aktarıp oradan para almaları. Bu çok kritik bir nokta. Oktar, gücün yanındaydı. Erdoğan- Erbakan ayrışmasında da Erdoğan’ın güçlenmesini gören ve Erdoğan’a destek veren bir isim.” ifadelerini kullandı.