Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Başkanı Akkan Suver, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Suver, Çin-Türkiye diplomatik ilişkilerinin 50. yıl dönümü dolayısıyla önemli değerlendirmelerde bulundu.

4 Ağustos 1971 yılında Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin Türkiye’nin Paris Büyükelçisi Hasan Esat Işık ile Çin Paris Büyükelçisi Huang-Chen arasında imzalanan anlaşmayla başladığını aktaran Akkan Suver, 50 yılda ülkeler arasında önemli ziyaretler ve gelişmeler yaşandığını belirtti.

“KUŞAK VE YOL, ÇİN-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE UMUT VADEDİYOR”

Köktendincilik, etnik ayrılıkçılık ve uluslararası terörizme karşı alanlarında Türkiye ve Çin’in tam bir iş birliğinde bulunduğunu belirten Suver’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Türkiye ile Çin arasındaki iş birliği son 50 yılda büyük ilerlemeler kaydetti.

Kuşak ve Yol, Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in 2013 sonunda ortaya koyduğu ve 2017 yılında da Türkiye’nin resmi olarak katıldığı bu girişim genel olarak küresel bir ekonomik kalkınma projesi gibi görünse de iki ülke arasında kültürel köprü görevi de görmektedir.

Bugün dünya barışı için ihtiyacımız olan şey daha temiz, daha zengin ve daha güvenli ve daha özgür bir dünya olduğu için buna hizmet edecek girişimleri çok önemsiyorum. Benim anlatmak istediğim Kuşak ve Yol’un böyle bir dünyanın oluşumunda oynayacağı roldür. Bu rolün baş aktörü ise diyalogdur. Yaklaşık bir buçuk yıldır yaşadığımız pandemi küresel iş birliği ihtiyacını kendiliğinden ortaya çıkarmıştır. Tarihi İpek Yolu tarih sayfalarından çıkmış Xi’an’dan Londra’ya giden yolda halkları bir araya getirmeye başlamıştır. 

Kuşak ve Yol, Çin-Türkiye ilişkilerinde umut ve fırsat vadediyor. 50 yıllık diplomatik iş birliği, Kuşak ve Yol’un uygulanmasıyla halklarımıza daha büyük fırsatlar sunacaktır. Bu projeye sadece bir ulaşım projesi olarak bakmak yanlış olur. Kuşak ve Yol’un önümüzdeki 50 yılda Türkiye ve Çin için deniz feneri olacağını belirtmek isterim.

ÇİN-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE 50 YILIN KISA ÖZETİ

1971 yılında temelleri atılan diplomatik ilişkiler o günün şartlarında sembolik seyretmişti, 80’li yıllarda ilişkilerde bir canlanma görüldü. 1990’lı yıllarda ise ekonomik anlamda yürüyen ilişkiler karşılıklı üst düzey ziyaretlerle büyük önem kazanır. 1995 yılında Süleyman Demirel’in, 1998 yılında Bülent Ecevit’in Çin’i ziyaretlerine 2000 yılında Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Jiang Zemin’in, 2002 yılında Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı Zhu Rongji’nin iade ziyaretleri iki ülke ilişkilerini doruk noktasına ulaştırdı.

Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olarak Çin’i ziyareti, Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in Türkiye’ye gelmesi, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Beijing’i ziyaretleri daha çaplı bir ortamın oluşmasını sağladı.

Diplomatik ilişkilerimizin 50. yılı büyük bir olay. 1970’li yıllara bakarsak Çin ile Türkiye iki ayrı blokun içindeydi. O günkü yöneticilerimizin ileri görüşlülüğü ile bizlerin ayrı bloklarda olmamıza rağmen iş birliği yapabileceğimizi, birliktelik oluşturabileceğimizi hesap ettiler. O günlerin çok zor şartların diplomatik ilişiklileri kurmuşlar. Biz antikomünist bir bloka mensubuz onlar komünist bir bloka mensup. Ancak o gün başta bulunan dirayetli şahsiyetler bu birlikteliğe imza atıyorlar. O günün şartlarında bunu öngörebilmek herkesin yapabileceği bir şey değildir. O günün şartlarında Çin’i ve Türkiye’yi yöneten şahsiyetleri saygı ile anıyorum, böyle bir birlikteliğin oluşması için attıkları imzalar dolayısıyla.