China Daily / Qi Yudong

Dijital ekonominin yönlendirdiği dördüncü sanayi devrimi köklü değişikliklere yol açtı. Geleneksel ekonomik itici güçler yetersiz kalırsa, dijital ekonomi, Çin ulusunun büyük modernizasyonuna güç verecek ana motor olacaktır.

2019 yılında en önemli beş ülke Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin, Almanya, Japonya ve İngiltere küresel dijital ekonominin yüzde 78’ini oluşturduğunu iddia etti. Bununla birlikte, Çin’in dijital ekonomisi ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) sadece yüzde 36,2’sini oluştururken, bu oran, gelişmiş ülkelerin ortalaması olan yüzde 51,3, Almanya’nın yüzde 63,4, İngiltere’nin yüzde 62,3 ve ABD’nin yüzde 61 oranının çok altında kalıyor.

Çin’in dijital ekonomisi, 2002’den ve 2019 yılına kadar yıllık yüzde 22 büyüme oranı kaydederken, ABD, 1998 yılından 2017 yılına kadar sadece yüzde 9,9 oranında büyüme sağladı. Çin’in dijital ekonomisinin büyümesi, ülke, en büyük internet kullanıcı sayısına ve çok çeşitli dijital ürünler ile hizmetlere ev sahipliği yaptığı için küresel ekonomik büyümeyi destekledi.

Dijital ekonomisini teşvik etmek Çin’in, orta gelir tuzağına düşmesinden kaçınmasına yardımcı olacak. Pekin Üniversitesi Ulusal Kalkınma Okulu ve Brookings Kurumu’ndan uzmanların birlikte yazdığı 2019 yılındaki “China 2049” adlı kitaba göre, Çin ekonomisi, 2030 yılına kadar ABD ekonomisini geçecek. Japonya Ekonomik Araştırma Merkezi’ne göre, bu tarih bir ya da iki yıl önce olabilir. Dijital ekonominin gücünden yararlanmak Çin’in gelecekteki gelişiminin temeli olacak. Ancak dijital ekonomiyi gündemlerinin başına koyan ve üstünlüğü ele geçirmeye çalışan ülkelerin hepsinin karşılaştığı kritik soru şudur; “Dijital ekonomiyi desteklemek için hükümet düzenlemeleri nasıl yenilenir?”

ÇİN EKONOMİSİ, 2030 YILINA KADAR ABD EKONOMİSİNİ GEÇECEK

1970’li yılların ortası ve sonunda, Batılı ülkelerde arz yanlısı ekonomiler, büyük ölçüde kalıcı Keynesçi politikalara mal edilen yaygın stagflasyona karşılık olarak ortaya çıktı. Bu yeni ekonomi okulu düzenlemelerin gevşetilmesini savundu. Takip eden yıllarda, ABD, İngiltere ile Japonya gibi gelişmiş ülkeler ve birçok gelişmekte olan ülke, ekonomileri üzerindeki düzenleyici kontrolü hafifletti. 1982 yılından 2013 yılına kadar, Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) üyesi ülkelerin Düzenleyici Politika ve Yönetim Göstergeleri 5,45’ten 2,9’a geriledi. Aynı dönemde, bu ülkelerde hızlı büyüme ve düşük enflasyon görüldü. Diğer gözlemsel OECD çalışmaları, daha sıkı düzenlemenin düşük ekonomik büyümeye yol açtığını teyit etti.

Daha az düzenleme ve daha fazla piyasa rekabeti, yüksek, sağlıklı ve daha sürdürülebilir büyümeyi canlandırabilir. Denetimi kaldırıcı ya da azaltıcı politikaların harika işler yaptığı kanıtlanmıştır. ABD, 1920’li yıllarda, otomotiv ve enerji endüstrisinin teşvik ettiği gelişme sayesinde hızlı ekonomik büyümenin altın döneminin keyfini sürmüştür. Eski ABD Başkanı Ronald Reagan yönetiminin 1980’li yıllarda, denetimi kaldırıcı ya da azaltıcı politikaları benimsemesi, ülkeyi ekonomik çıkmazdan kurtardı. Eski ABD başkanları Bill Clinton ile George W. Bush, düzenleyici cephede Reagan dönemine özenmiş ve iki başarılı yönetim, ABD tarihindeki en uzun ekonomik refah dönemi deneyimini yaşamıştır. Eski ABD Başkanı Donald Trump da düzenlemeyi “dolaylı ya da gizli yoldan alınan vergi” olarak gördü ve düzenlemeyi rekor hızda azaltma sözü verdi.

Aşırı ve sıkı düzenlemeler, Çin’de gelişmekte olan dijital ekonominin kalkınmasında fırsatlara ve gelişimini engellemeye mal olacak. Bununla birlikte, endüstrinin bu yeni oluşan aşamasında bile, düzenlenmenin uygulanmasına, geliştirilmesine ve yenilenmesine ihtiyaç var. Özellikle, sıkı düzenlemeden akıllı düzenlemeye, ekonomik düzenlemeden sosyal düzenlemeye, ayrımcı düzenlemeden adil rekabete, pozitif listeden negatif listeye, ön inceleme ve onaydan nihai denetlemeye, özel düzenlemeden bütünleşmiş düzenlemeye ve şeffaf denetimden düzenleyici sanal alanların kullanımına dönüşüm olmalıdır.