CGTN / Alexander Ayertey Odonkor

Afrika nüfusunun diğer bölgelere nazaran daha hızlı büyümesi, hükümetlerin ve enerji şirketlerinin kıtanın enerji talebini karşılamasını giderek zorlaştırıyor. 

Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik ve Sosyal İşler İdaresi Nüfus Bölümü’nün 2019 yılında yayımladığı raporda, 2019 ve 2050 yılları arasında dünyanın toplam nüfusuna iki milyar insanın eklenebileceğini, Sahra Altı Afrikası’nın (SSA) 1,5 milyar ile bu nüfusun yüzde 52’sini temsil edeceği tahmin edildi. Her ne kadar Kuzey Afrika’da nüfus büyümesi SSA’ya kıyasla daha yavaş olsa da, bu bölgenin nüfusuna 2019 ve 2050 yılları arasında 237 milyon, 2050 ve 2100 yılları arasında 170 milyon insanın eklenmesi bekleniyor. 

Afrika’da yüksek nüfus büyüme oranı, bölgedeki kurulu enerji üretim kapasitesi bölgenin mevcut enerji talebini karşılamadığı için enerji tedarikiyle ilgili sorunları artırıyor. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) “Finance and Development” (F&D) dergisinde 2020 yılında yayımlanan bir makalede, SSA nüfusunun yaklaşık yüzde 50’sinin elektriğe erişemediğine dikkat çekildi. Afrika’da her yıl enerji kıtlığına atfedilen ekonomik kayıplar, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yaklaşık yüzde 2 ila yüzde 4’ünü buluyor. 

Afrika’da birçok ülkede, enerji şirketlerinin elde ettiği gelirler, elektrik üretiminin toplam maliyetini karşılamıyor, yeterli, güvenli ve düşük maliyetli enerji arzını engelliyor. Afrika’da elektriğe erişimi olan insanlar, dünyanın diğer kesimlerindeki elektrik tüketicilerin ortalama iki katı kadar ödeme yapıyor.

Afrika’nın elektrik talebinin yılda yüzde 3 artması öngörüldüğünde, Afrika’nın mevcut enerji karışımıyla sürdürülebilir kalkınmayı başarması mümkün olmayacaktır. Şu anda bölgenin enerji karışımı, büyük ölçüde petrol, kömür ve geleneksel bioyakıttan (mangal kömürü, tezek ve ağaç) elde ediliyor. Bu enerji kaynakları ucuz olabilir, ancak özellikle iklim değişikliğine karşı en savunmasız kıta için en uygun enerji karışımı değildir.

ÇİN’İN ENERJİ SEKTÖRÜNDE TEKNOLOJİ VE KAPASİTE GELİŞİMİNE KATKISI CESARET VERİCİ

Afrika Kalkınma Bankası’na (AfDB) göre, Afrika, 1,5 santigrat derecenin üzerindeki bütün iklim senaryolarında iklim değişikliği etkileri karşısında en savunmasız kıta konumunda. Afrika, en düşük sera gazı emisyonlarını oluşturmasına rağmen, iklim değişikliğine karşı en savunmasız 10 ülkeden 7’si bölgede bulunuyor. 

Bu yüzden, bölgenin hayati bir rol oynayan tarıma önemli ölçüde bağımlılığı, özellikle SSA’da olmak üzere birçok Afrika ekonomisinin bel kemiği olarak hizmet ediyor. Yağmur suyuyla beslenen tarım, SSA’daki tarım alanlarının yüzde 95’inden fazlasını oluşturuyor; bu ve balıkçılık ile hayvancılık gibi hava koşullarına duyarlı diğer birçok ekonomik faaliyet, iklim değişikliğinin etkisi yoksulluğa karşı kaydedilen ilerlemeleri sona erdireceği, gelir kaybını artıracağı ve gıda güvensizliğini hızlandıracağı için bu ülkeleri tehlikeye sokuyor. 

Afrika’nın artan enerji talebini kalkınma, doğal çevre ve insan sağlığı için ciddi sonuçlara yol açmadan karşılamak için Afrika yenilenebilir enerjiyi teşvik ediyor. Yenilenebilir kaynakların hakim olduğu çok iyi tasarlanmış enerji karışımının uygulanması, sadece sera gazı emisyonlarını sınırlandırmayacak, aynı zamanda büyümeyi destekleme, yeni işler yaratma ve sürdürülebilir kalkınmaya olanak sağlama kapasitesine sahip olacaktır. Açıkçası Afrika bu başarıyı tek başına sağlayamaz, bölgenin yenilenebilir enerji dönüşümü artırmak için kıtanın kaynaklara sahip ülkelerin desteğine ihtiyacı var. 

Afrika’ya bu alanda destek veren birçok ülke arasında Çin katkı sağlamada en büyük payı temsil ediyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Çin’in 2010 yılından 2020 yılına kadar SSA’nın enerji sektörüne son zamanlarda ve planlanan katkısını inceleyen bir raporda, bu süre zarfında Çinli müteahhitlerin SSA’nın kurulu kapasitesinin yüzde 10’unu inşa ettiği, bunun Finlandiya’nın toplam kurulu kapasitesine eşit olduğu vurgulandı.  Yenilenebilir enerji kaynakları, bu süre içerisinde Çinli projelerin eklediği tüm kapasitenin yüzde 56’sını temsil ediyor ve yüzde 49’unu hidroelektrik oluşturuyor. 

KALKINMA ÖRGÜTLERİ AFRİKA ÜLKELERİNE DESTEK VERMELİ  

SSA’daki Çin’in enerji projelerinin önemli bir kısmı elektriğe erişimi iyileştirmeyi amaçlıyor. Elektrikten mahrum 635 milyon insana ev sahipliği yapan bölge için, Çinli müteahhitler, 120 milyon insanın elektriğe erişebilmesini sağlayan şebeke geliştirilmesi yoluyla elektrik kapasitesinin yükseltilmesi ve elektrik erişiminin iyileştirilmesi gibi kalkınma çalışmalarının yüzde 30’undan sorumlular. 

Çin’in, Afrika’nın enerji sektöründe teknoloji ve kapasite gelişimine katkısı cesaret vericidir. 2010 ile 2015 yılları arasında satın alma veya satıcı kredileri, doğrudan yabancı yatırım ve SSA’nın enerji sektörü kalkınma kredileri toplam 13 milyarla, bölgenin enerji sektörünün toplam yatırımlarının beşte birini temsil ediyor. Enerji sektöründeki bu yatırımlar, enerjiye erişimi genişletti, yeni işler yarattı, yenilenebilir enerji kaynaklarını (güneş, bioyakıt, rüzgâr ve hidroelektrik) artırdı ve sera gazı emisyonlarını sınırlandırdı. 

Bununla birlikte kıta çapında ülkeler, Covid-19 salgını yüzünden ekonomik gerilemeyle uğraşıyorlar. Bu, bölgenin enerji yoksulluğunu azaltma, enerjiye erişimi iyileştirmede önemli ilerleme kaydetmesine zarar verebilir ve nihai amaç olan evrensel enerji erişimine ulaşmayı engelleyebilir. 

Salgının sonucu olarak Afrika’da ekonomik faaliyetin gerilemesi, geliri düşürdü ve enerji hizmetlerini ödemesi gücünü azalttı. Bunun bölgedeki enerji şirketlerinin ve hükümetlerin elde ettiği gelirde önemli düşüşe yol açması, Afrika’daki tüketiciler için yeterli ve güvenilir enerji sağlamayı son derece zorlaştırdı. Kalkınma örgütlerinin ve ilgili paydaşların enerji sektöründeki büyümeyi sürdürme çabasında Afrika ülkelerine destek vermelerinin tam zamanıdır.