Orta Doğu’da bugün varlık gösteren birçok aktörün ve gelişen politik sürecin kökleri 1970’lerin sonunda gerçekleşen dört büyük gelişmenin sonuçlarından türedi demek hatalı olmaz. 1978-79 yıllarına gerçekleşen şu olaylar dramatik kırılma anlarıydı: İran Devrimi, Camp David anlaşması, Kâbe Baskını ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) Afganistan’ı işgal etmesi.

1989’da Kızıl Ordunun Afganistan’dan çekilmesini SSCB’nin çöküşü izledi. İç savaştan galip çıkarak 1996 ila 2001 arası ülkeyi yöneten Taliban, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından işgalle birlikte 20 yıl önce Kabil’den çıkarıldı ve şimdi Taliban yeniden Kabil’de… Bu tarihi kırılma anlarını hatırlatan Anadolu Ajansı (AA) Haber Akademisi Direktörü Bora Bayraktar, katıldığı Dünya Postası programında Afganistan’ın dünya siyasetinde yarattığı etkilere ilişkin şunları kaydetti:

“Buradaki her hamle büyük jeopolitik etkiler yaptı. ABD’nin bu şekilde çıkması, ortaya çıkan görüntüler, ABD’nin Vietnam’dan çekilmesine benzetildi. 90’lardan itibaren ABD’nin tek kutuplu düzenin lideri olduğu Neo liberal bir düzen kurulmak istendi. Kabil görüntüleri, ABD’nin geri çekilmesinin, gerilemesinin sembolik anlamda tarihte konuşulacağı bir kilometre taşı oldu.”

20 YILDA DÜNYA DEĞİŞTİ PEKİ YA TALİBAN?

Taliban’ın iktidarda kaldığı 1996-2001 arası dönemde Asya’da büyük bir finansal kriz, bu krize eşlik eden Kafkasya merkezli bölünme tehditleriyle mücadele eden bir Rusya, ekonomik sıçraması henüz tescil edilmemiş bir Çin ve yine istikrarsız siyasi koalisyonlarla terörle mücadele gündeminin yoğun olduğu bir Türkiye vardı. Avrupa’da ise milenyuma bir kala NATO bombardımanıyla tabutuna son çivinin çakıldığı Yugoslavya. Taliban’ın radikal yöntemlerle ülkeyi yönettiği o dönemden bu yana dünya siyasetinde çok değişti.

Taliban’ın siyasi ofisinden yapılan açıklamada kadınların örtünmeleri kaydıyla işe gelebilecekleri eski devlet memurlarının da aynı şekilde işlerine devam etmesi istendi. Örgütten yapılan açıklamada, “Herkes için genel af ilan edilmiştir. Bu nedenle tam bir güvenle normal rutin işlerinize geri dönmelisiniz.” denildi. Afganistan’da yayın yapan Tolo News’in kadın muhabiriyle bir Taliban yetkilisi sabah kuşağında yayın yaptı. Yine bir kadın muhabir Kabil sokaklarından canlı yayın yaptı.

Bir grup kadın da Kabil’deki Cumhurbaşkanlığına Sarayı’nın önüne gelerek Taliban’a kadın haklarına saygı çağrısı yaptı. Kadınlar, eğitimde ve siyasi yaşamda olmak istediklerini ifade eden sloganlar attı. Bu protestoyu Taliban üyelerinin soğukkanlı bir şekilde karşıladığını görüldü.

Bütün bunlar “değişim sinyali” olarak yorumlanabileceği gibi geçici taktik adımlar olarak da görülebilir. Bayraktar, soruların yanıt bulabilmesi için zamana ihtiyaç olduğunu söylüyor:

“Eylem ve söyleme bakmak lazım. Söylemleri eylemlerine geçirebilirlerse, 20 yıl önce Bamyan’daki Buda heykellerine Birleşmiş Milletler (BM) koruması altındaki kültürel mirasa saldıran yapıdan vazgeçiyor ise kadınlara toplum içinde yaşama, çalışma hakkı verecek ise bu en azından dışarıyla barışmak istediklerini gösterir. Taliban yönetimi bu düşünceyi eyleme geçirebilecek mi? Eyleme geçirdiği zaman Taliban buna uyum sağlayacak mı? Önümüzdeki bir ay içerisinde görürüz.”

20 yıl önceki Taliban anlayışı iktidara gelirse bu bir güvenlik sorunu olarak da şekillenmeye başlayacak” değerlendirmesinde bulunan Bayraktar, bölge ülkelerinin de ABD’nin bıraktığı boşluğu doldurmaya aday olduğunu kaydetti. “Kalaşnikofla bu devleti elde tutmaları kolay değil.” diyen Bayraktar ayrıca Taliban’ın ılımlı yolu tercih ederek varlığını kabul ettirebileceğini dile getirdi. 

Öte yandan Taliban’ın ülkede yüzde yüz kontrolü sağladığını söylemek de mümkün değil. Halen belli başlı alanlar Taliban kontrolü dışında. Bunlardan Başkent Kabil’in kuzeyindeki Penşir Vadisi’nin Taliban karşıtlarının toplanma alanı olabileceği yönünde de bazı değerlendirmeler mevcut. Öte yandan ülkenin silahlı kuvvetlerinin envanterinde bulunan akıbeti de diğer kritik konulardan biri olarak öne çıkıyor.

TALİBAN PKK/PYD’YE EMSAL TEŞKİL EDER Mİ?

Taliban’ın uluslararası arenada meşruiyet kazanma yoluna girmesi PKK/PYD gibi terör yapılarına da cesaret verir mi? Bölgeyi uzun yıllar sahada izlemiş olan deneyimli gazeteci Bora Bayraktar, bu iki durumun kıyaslamaz olduğu görüşünde. Bayraktar’a göre, burada Türkiye’nin kaygılanmasına gerek yok ve PKK/PYD terör örgütünün ders çıkarması gereken noktalar var:

“Esas dikkatli olması gereken terör örgütüdür. ABD’nin müttefiklerini nasıl yüzüstü bırakıp gittiğini görmesi gerekir. Benzer bir şeyin önümüzdeki yıllarda PKK/YPG içinde olacağını düşünüyorum. Buradaki ana aktör, Türkiye’dir. NATO üyesidir. Önemli bir güçtür. ABD burada kullan at şeklinde vekillerle yürüyor.”

TSK’NİN KABİL GÖREVİ BİRİNCİL DEĞİL

Kabil’deki Hamid Karzai Havalimanı’nda TSK’nın misyonuna devam edip etmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Bayraktar’a göre, ABD’nin bu şekilde çekilmesinin ardından bu konu eski önemini korumuyor.

“Devletin bu konuda almış olduğu bir kara yok. Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nı gündeme getirmesi tamamen Türk Amerikan ilişkilerinde pozitif bir gündem oluşturmaya yönelik bir meseleydi” görüşünü paylaşan Bayraktar, “Bu konunun şu anda öncelik olduğunu düşünmüyorum. ABD’nin çıkmasıyla beraber önemini yitirdi.” dedi.

“ABD ÖNÜNÜ GÖREMİYOR”

ABD Başkanı Joe Biden’ın dış politikada temel iddiası olan “müttefiklerle dünya siyasetine yeniden şekil vermek” iddiasını da değerlendiren Bayraktar sözlerini şöyle noktaladı:

“ABD’nin şu an olayları net göremediğini düşünüyorum. Başta Türkiye olmak üzere birçok konuya ideolojik baktılar. NATO içinde Trump’ın ortaya koyduğu bir siyaset ve enkaz var. Bunları toparlamak kolay değil. Bunu toparlayacak bir kadro da ABD yönetiminde göremiyorum. ABD şu anda dünyayı ne kadar doğru okuyor ne kadar doğru değerlendiriyor? Rusya’yı Çin’i ne kadar doğru anlıyor? O konuda ciddi soru işaretleri var, kafamda. ‘Her şeyi ABD planladı’ diye bir şey yok. ABD başarısız oldu, ABD yenildi. Kötü bir şekilde çıktı. Burada bir plan program görmüyorum.”